Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar

Pediatrik Gastroentroloji ve Beslenme

Selen Yayıncılık

50,00

Alerjik Hastalıklara Pratik Yaklaşım

Selen Yayıncılık

150,00


Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Pediatri Dergisi Ocak -Şubat 2014 TÜKENDİ

0,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 210,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : ISSN: 1309-0453
Online ISSN : .................
Dil : Türkçe - İngilizce
Cilt : Cilt: 6 Sayı: 1
Yayın Periyodu :2 ayda 1 - Yılda 6 sayı
Yayın Türü :Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009

Özet
Çocuklarda dışkılama alışkanlığının kazanılması, erken çocukluk döneminin en
önemli gelişim basamaklarından biridir. Bu sürecin başarıyla tamamlanabilmesi için
çocuğa uygun zamanda uygun tutumla tuvalet eğitimi verilmesi önemlidir. Takvim
yaşı 4 yaşını doldurmuş olmasına rağmen yineleyen bir biçimde dışkının uygunsuz
yerlere yapılması durumu enkoprezis olarak tanımlanır. Çocuk psikiyatrisi polikliniklerine
başvuran olguların çoğunluğunu kabızlık sorunu olmayan, daha büyük yaş
grubundan enkoprezis olguları oluşturmaktadır. Bu olgularda ayrıntılı psikiyatrik öykü
almak ve sıklıkla karşılaşılan eş tanı durumlarının belirlenmesi önemlidir. Tedavide;
öncelikle aileye uygun danışmanlığın yanı sıra, çocuk ile kısa süreli bilişsel ve
davranışsal yönelimli terapiler uygulanmaktadır. Danışmanlık ve davranışçı yöntemlerin
yeterli olmadığı durumlarda ilaç tedavileri önerilebilir.
Summary
Toilet training is one of the most challenging developmental stages of early childhood.
The appropriate time and appropriate methodology is important for successfully
complete of toilet training. Encopresis is defined as voluntary or involuntary
fecal soiling in children whose chronological age is at least 4 years. The majority of
patients admitted to child psychiatry clinics are encopresis cases constitute the older
age group without constipation. In these cases, it is suggested that get detailed
psychiatric history and identification of comorbid conditions frequently. Treatment;
primarily counseling as well as family-friendly, child-oriented short-term cognitive
and behavioral therapy is recommended. Counseling and behavioral methods in
the absence of adequate drug therapy is recommended.


Eklem ağrısı çocuklarda sık görülen şikayetlerden biri olup çocuk polikliniklerine
başvuran hastaların %10’luk kısmını oluşturmaktadır. Eklem ağrısı eklem dışında
eklemi çevreleyen ligamentler, bursa ya da tendonlara ait travmatik ya da inflamatuvar
patolojilerde de görülebilir. İnflamatuvar olmayan kas-eklem ağrısı çocukluk
döneminde sıktır, ancak romatizma, enfeksiyon ve malignite gibi nedenlerin mutlaka
dışlanması gereklidir. Tanıda anamnez ve fizik muayene önemlidir.
Eklem ağrısı olan çocuğa yaklaşıma başlamadan önce bazı tanımlamaların yapılması
gerekmektedir. Eklem ağrısı iki şekilde incelenebilir. Artralji sadece eklem ağrısının
olduğu durum iken, buna eşlik eden herhangi bir yangısal bulgunun (şişlik,
kızarıklık, ısı artışı ya da fonksiyon kaybı) olması artrit adını alır. Artritin klinik olarak
tanımlanması için tüm yangısal bulgunun bir arada bulunması şart değildir. Değerlendirmede
önemli noktalardan birisi de eklemin tutulum süresidir. Altı haftadan
daha uzun süren artritler süreğen, daha kısa süreli olanlar ise akut artrit olarak değerlendirilir.
Artrit değerlendirilmesinde tutulan eklem sayısı da önemlidir. Beş ya
da daha çok eklem tutulması poliartiküler, dört ya da daha az eklem tutulması ise oligoartiküler
tutulum olarak adlandırılır. Çocukluk çağında birçok hastalık artrite yol
açabilir (Tablo 1). Kaslardan kaynaklanan ağrılar miyalji olarak adlandırılır. Ağrılı
kasa kavşak kaslarından kaynaklanan güçsüzlük ve kas enzim düzeylerinde yükselme
eşlik ediyorsa tablo miyozit olarak değişmektedir. Entesopati, tendonların kemiğe
yapışma bölgelerinde oluşan bir inflamasyondur. İlgili tendon bölgesinde belirginleşen
ağrı ve duyarlılık ile ortaya çıkar.


Özet
Çölyak Hastalığı genetik olarak yatkın bireylerde, glüten içeren besinlere karşı
gelişen immünolojik cevap sonucu oluşan otoimmün bir enteropatidir. Hastalığa ait
semptomlar diyete glütenin girmesiyle herhangi bir yaşta başlayabilir. Klinik; klasik
malabsorbsiyon bulgularından asemptomatik şekline kadar değişkenlik gösterir.
Son yıllarda çölyak hastalığının malabsorbsiyon olmaksızın atipik tabloyla seyreden
klinik formları tanımlanmıştır. Yazımızda oral demir tedavisine yanıtsız demir eksikliği
ile başvuran çölyak hastalığı tanısı alan 2 vaka sunumu yapılmıştır. Amacımız
çölyak hastalığının tedaviye dirençli demir eksikliği anemisi gibi atipik formlarla
karşımıza çıkabileciğini vurgulamaktır.
Summary
Celiac disease is an immune-mediated disorder elicited by the ingestion of gluten
in genetically susceptible persons and characterized by chronic inflammation of
the small intestine. Patients can present with symptoms of malabsorption, such as
diarrhea, steatorrhea, weight loss, nutrient and mineral defiencies or without any
symptoms. As the age presentation of the disease shifts to later in childhood, extraintestinal
manifestations without any accompanying digestive symptoms have increasingly
become recognized. The most common extraintestinal manifestation of celiac
disease is iron defiency anemia, unresponsive to iron therapy. Osteoporosis, rachitism,
delayed puberty, isolated hypertransaminasemia, dental enamel hypoplasia,
alopecia. In this paper, we report two cases with iron deficiency anemia, unresponsive
to iron therapy.


Özet
Besin allerjileri, belirli besinlerin tüketimi sonrası immünolojik mekanizmalar ile
ortaya çıkan istenmeyen reaksiyonlardır. Son 2 dekatta sıklığında artış görülen besin
allerjileri, günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunu olarak görülmektedir. Çok
sayıda besine karşı allerjik reaksiyon tanımlanmış olmakla birlikte en sık süt ve yumurta
allerjileri görülmektedir. Besin allerjisi sıklığı yaşla birlikte azalmaktadır. Tanıda
en önemli basamağı dikkatli bir anamnez ve fizik muayene oluşturur, IgE aracılı
reaksiyonların tanısında sıklıkla allerji deri testi, spesifik IgE düzeyi ve oral provokasyon
testi gibi yöntemlere başvurulurken, non-IgE aracılı reaksiyonlarda tanı,
eliminasyonla yakınmaların azalması ve tekrar besin verildiğinde yakınmaların yeniden
ortaya çıkması esasına dayanmaktadır. Tedavi temel olarak, sorumlu besinin
diyetten çıkarılması ve gelişen allerjik reaksiyonların önlenmesine dayanmaktadır.
Anafilaksiden korunma ve tedavisi büyük önem taşımaktadır. Rutin önerilmemekle
birlikte seçilmiş vakalarda oral immünoterapi ile başarılı sonuçlar bildirilmiştir.
Astım besin allerjilerinde reaksiyon şiddetini artıran en önemli kofaktördür. Sistemik
reaksiyon riski taşıyan hastalara adrenalin otoenjektörü reçete edilmeli, hastalar
ve ebeveynleri kullanımı konusunda bilgilendirilmelidir.
Summary
Food allergy is undesirable reaction of the immune systems after consumption
of particular foods. Food allergy raised in last two decades occurs as an important
public health problem. However allergy reaction depends on many food kinds, the
most common reason is milk and egg foods. Food allergy decreases often with age.
Most important step in diagnosis is taking carefully medical history and examination,
in diagnosis of IgE depends reactions is often used allergy skin prick tests, level
of the specific IgE and oral provocation tests, however in diagnosis of the non-
IgE reaction is hold on decreased of the symptoms with elimination and appeared
symptoms again after food taking. Essentially treatment is taking away of the responsible
food and preventing occurring allergic reaction. Treatment and prevention
of the anaphylaxis, it’s very important. As well as oral immunotherapy is not re-
commended in routine treatment, has succeed with the particular
cases in reports. Asthma is the most important cofactor
which can increase reaction of the food allergy. Adrenaline
autoinjection should be recipe to patient who has
risk of systemic reaction, informed patient and their parents
how to use it.
 


 
Özet
İdrar yolu enfeksiyonları (İYE) çocukluk çağının en sık görülen enfeksiyonlarındandır.
Özellikle tekrarlayan piyelonefrit geçiren çocuklarda ileride böbrek hasarı,
hipertansiyon ve böbrek yetmezliği riskinin artması bu enfeksiyonların önemini daha
da arttırır. İYE patogenezinde konağa ait faktörler, bakteri virulansı ve asandan yayılım
önemli rol oynar. Üriner sistemin anatomik, nörolojik ya da fonksiyonel obstrüksiyonu
İYE riskini arttırır. En önemli etiyolojik ajan Escherichia coli ve diğer
gram-negatif organizmalar olmakla beraber gram-pozitif organizmalar ve viruslar da
İYE’ye yol açabilmektedir. İYE tanısının doğru olarak konulabilmesi için hastanın
klinik bulguları, doğru bir şekilde alınmış idrar analizi ve mutlaka idrar kültürü beraber
değerlendirilmelidir. İYE geçiren çocukların tedavisinde ağızdan ve parenteral
tedavinin başarısının eşit olduğu gösterilmiş olmakla beraber mutlaka hastanede
yatırılarak tedavisi gereken bir hasta grubu da bulunmaktadır. Görüntüleme yöntemleri
İYE geçiren çocuklarda genitoüriner sistemin anatomik bozukluklarını saptayarak
tedavi ve takibin yönlendirilmesi amacı ile yapılır. Tekrarlayan İYE önlenmesi
skar oluşumunu ve buna bağlı hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı gelişme
riskini azaltır.
Summary
Urinary tract infection is one of the most common infections during childhood. The
risk of renal scarring, hypertension and end stage renal failure in children with recurrent
urinary tract infections increases the importance of these infections. Host factors,
bacterial virulence factors and ascending infection play an important role in the pathogenesis
of urinary tract infections. Urinary obstruction which can be anatomic, neurologic
or functional also increases the risk of urinary tract infection. Although Escherichia
coli and other gram-negative organisms are the most common etiologic agents,
gram-positive organisms and viruses can also cause urinary tract infection. The patient’s
clinical findings, both urine analysis and urine culture obtained by appropriate
technique should be evaluated together for the correct diagnosis of urinary tract infection.
Although oral and parenteral therapy have both been found equally effective for
 
children with urinary tract infection, hospitalization may
be required for certain group of patients. The rationale for
imaging in children with urinary tract infections is to identify
abnormalities of the genitourinary tract that require additional
evaluation and management. Prevention of recurrent
urinary tract infections helps decreasing the risk of renal
scar formation and subsequent development of hypertension
and chronic renal disease.


Febril nöbetler pediatri uygulamasında sık karşılaşılan nörolojik sorunlardandır.
Bazı topluluklarda %7-8 kadar sık bildirilmekle birlikte, genel sıklığının %2-4 olduğu
görülmektedir. Febril nöbetlerle ilk karşılaşan hekim genellikle pediatrist olmaktadır
ve febril nöbet geçiren çocukların sadece küçük bir bölümünde çocuk nörolojisi
konsültasyonu gereksinimi vardır. Bu yazıda meslek hayatı boyunca çok sayıda
febril nöbetli çocuk izlemek durumunda olan pediatristlere yönelik olarak, febril
nöbetlerle ilgili güncel bilgi ve yaklaşımların tartışılması amaçlanmıştır.


Özet
Herediter anjiyoödem (HAE) C1 (esteraz) inhibitör (C1-INH) eksikliğine veya
fonksiyon bozukluğuna bağlı gelişen otozomal dominant kalıtılan, nadir görülen ve
yaşamı tehdit edebilen bir hastalıktır. Tahmin edilen prevalansı 1:30,000 ile
1:80,000’dir. Hastalık cinsiyet, ırk ve etnik grup farklılığı göstermez. Anjiyoödem
vakalarının yaklaşık olarak %2’sinden sorumludur. Yüz, ekstremite, karın, ürogenital
sistem ve larinkste tekrarlayan anjiyoödem atakları ile karakterizedir. Ödemden
sorumlu ana mediyatör bradikinindir.
Summary
Hereditary angioedema (HAE), a rare life-threatening autosomal dominant disease
is caused by deficient or dysfunctional levels of C1- (esterase) inhibitor (C1-INH).
The estimated prevalence of HAE is 1:30,000 to 1:80,000 in the general population,
and there is no evidence of any sex, ethnic, or racial differences. It accounts for
approximately 2% of all cases of angioedema. It is characterized by recurrent attacks
of angioedema involving face, extremities, abdomen, urogenital tract and the larynx.
The primary mediator of swelling is bradykinin.


Özet
Fonksiyonel karın ağrıları pediatride sık karşılaşılan karın ağrısı nedenlerindendir.
Semptom temelli ROMA kriterleri klinisyene pozitif tanı konusunda yardımcı
olmaktadır. Hafif yakınmaları olan hastaların büyük çoğunluğu güven vermekle zaman
içinde iyileşirler. Daha ağır yakınmaları olan ve günlük yaşamları büyük ölçüde
etkilenen bir hasta grubu ise tedavi açısından güçlük arz etmektedir. Tüm hastalara
yönelik tek ve basit bir tedavi yönteminin olmayışı bu hastalıkların gelişiminde
biyopsikososyal faktörlerin kompleks etkileşimini vurgulamaktadır. Bu nedenlerle
multidisipliner bir yaklaşım gerekebilmektedir. Bu yazıda fonksiyonel karın ağrılarından
fonksiyonel dispepsi, fonksiyonel karın ağrısı ve irritabl barsak sendromunun
tedavisi konusunda aile hekimliği ve genel pediatri uzmanlarına yönelik temel
bilgilerin verilmesi amaçlanmıştır.
Summary
Functional abdominal pain is among the most commonly diagnosed medical problems
in pediatrics. Symptom-based Rome III criteria help the clinician in making a
positive diagnosis. The majority of patients with mild complaints improve with reassurance
and time. The first –line treatment options in children will be reviewed here,
especially underlying practical issues for primary medical providers.

Kitaplarımız

Dermatolojik Hastalıklarda Çinko`nun Önemi

Selen Yayıncılık

50,00
İncele

Pediatrik Gastroentroloji ve Beslenme

Selen Yayıncılık

50,00
İncele

Aile Hekimliği Başucu Kitabı TÜKENDİ.

Selen Yayıncılık

0,00
İncele

30 SORUDA ÇOCUKLARDA BESİN ALERJİLERİ Besin Alerjisi Nedir Ne Değildir?

Selen Yayıncılık

150,00
İncele

NÖROŞİRÜRJİDE ŞANT CERRAHİSİ

Selen Yayıncılık

250,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.