Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar



Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Pediatri Dergisi Mart - Nisan 2012 TÜKENDİ

0,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 210,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 1309-0453
Online ISSN :
Dil : Türkçe
Cilt : 4 Sayı:3
Yayın Periyodu :2 ayda 1 - Yılda 6 sayı
Yayın Türü :Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009 / Kargo karşı ödemelidir.

Özet

Bebek beslenmesinin temelini anne su¨tu¨ oluşturur. Böylece hem bu¨yu¨me ve gelişme sağlanır, hem de ileriki yaşamda birçok hastalıktan korunma sağlanır. Anne su¨tu¨nu¨n içinde bulunan fru¨kto ve galakto-oligosakkaritlerin yardımı ile bebeğin bağırsaklarındaki mikroflora sağlıklı bir şekilde gelişir. Probiyotikler ise, canlı mikroorganizmalar olup bağırsak mikroflorasının gelişimine katkıda bulunur. Prebiyotiklerin bağırsak hareketlerini du¨zenleme, mineral emilimini artırma ve enfeksiyonlardan korunma gibi etkileri de vardır. Formu¨l mamaların anne su¨tu¨ne adapte edilmesi sırasında içerisine oligosakkaritler katılabilir. FOS/GOS karışımı ile beslenen bebeklerdeki bifidobakter ve laktobasillus içeriğin anne su¨tu¨yle beslenen bebeklerdekine yakındır. Oligosakkaritlerin yenidoğanlarda kullanımı ile ilgili herhangi bir yan etki gözlenmemiştir.

Abstract

Human milk is the main source for feeding infants. Human milk not only maintains the growth and development of the infant, but also prevents from many short or long-term diseases. Fructo and galacto-oligosaccharides are one of the main components of human milk and they provide the healthy development of intestinal microflora. Probiotics are living microorganisms which stimule the growth of microflora. Prebiotics regulate gastrointestinal motility, increase mineral absorbtion and prevent infections. Some human milkadapted formulae contain oligosaccharides. In infants fed with formulae containing FOS/GOS, intestinal content of bifidobacteria and lactobacilli are similar to those of fed with human milk. No side effects have been seen in infants fed with formulae containing oligosaccharides.

Prof. Dr. Fahri OVALI


Özet

Pnömoni yenidoğan döneminde önemli bir mortalite ve morbidite nedenidir. Tanısı zor konan ve sıklıkla hayati tehlike söz konusu olan ciddi bir durumdur. Özellikle gelişmekte olan u¨lkelerde yenidoğan ölu¨mlerinin önemli bir nedenidir. Konjenital ve intrauterin pnömonilerde tanı sıklıkla ölu¨ doğmuş bebeklerde post mortem olarak tespit edilir. Grup B streptokoklar neonatal pnömoniye neden olan en önemli ajanlardır. Klinik olarak solunum sıkıntısı olan her yenidoğanda pnömoniden şu¨phelenmek gerekir. Çoğu vakada en belirgin klinik bulgu takipnedir. Tanıda kan ku¨ltu¨ru¨, ve kan ku¨ltu¨ru¨yle eş zamanlı alınmış olan trakeal aspirat ku¨ltu¨rleri anlamlıdır. Tedavi lokal antibiyotik direncine göre değişmekle birlikte penisilin tu¨revine aminoglikozit kombinasyonu tercih edilen başlangıç tedavi rejimidir. Özellikle pretermlerde RSV profilaksisi mortalite ve morbiditeyi azaltan bir uygulamadır.

Abstract

Pneumonia is a vital cause for mortality and morbidity in neonatal period. It is difficult to diagnose and it is a serious condition which can frequently put life in danger. It is one of the important reasons for neonatal deaths particularly in developing countries. The diagnosis in congenital and intrauterine pneumonias is often determined as post mortem in stillborn babies. Group B streptococcus types are the most significant agents leading to neonatal pneumonia. Pneumonia must be suspected in every newborn who has a respiratory difficulty clinically. Tachypnea is the most apparent clinical finding in most cases. Blood culture and tracheal aspirate cultures obtained simultaneously with blood culture are significant in diagnosis. Whilst the treatment is dependent upon the local antibiotic resistance the preferred introduction treatment regime is aminoglycoside combination for penicillin derivative. RSV prophylaxis especially in preterms is an application which reduces mortality and morbidity rates.

Prof. Dr. Nilgün KOKSAL, Dr. Pelin DOĞAN


Yenidoğan bebekler erişkinler ve bu¨yu¨k çocuklara benzer şekilde ağrıyı algılarlar. Maalesef bebeklerin çoğu yaşamın ilk gu¨nlerinde, topuk kanı alınması ve K vitamini enjeksiyonu gibi uygulamalarla çok sayıda ağrılı girişimle karşılaşırlar. Yenidoğan yoğun bakım u¨nitesinde (YYBÜ) yatan bebekler ve özellikle ku¨çu¨k premau¨re bebekler her gu¨n damardan kan alınması, entu¨basyon, aspirasyon, göğu¨s tu¨pu¨ takılması ve lomber ponksiyon gibi pek çok ağrılı girişime maruz kalırlar. Yenidoğan bebek bakımı ile ilgilenen sağlık çalışanları bebeklerin yaptıkları işlemlere bağlı ciddi ağrıya maruz kaldığını du¨şu¨nmektedirler. Ancak buna rağmen çoğu merkezde girişimlerin çoğunda etkili bir ağrı azaltıcı veya kesici yöntem uygulanmamaktadır. Bu durumun en önemli nedeni sağlık personelinin bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayışıdır. Yakın zamana kadar immatu¨r sinir sisteminin yenidoğanlarda ve özellikle prematurelerde ağrının algılanmasını imkansız kıldığına dair kanaat hakimdi.

Uz. Dr. Murat KONAK, Prof. Dr. Rahmi ÖRS


Özet

Erken yenidoğan döneminde beslenme eksikliğinin kısa ve uzun su¨reli olumsuz yan etkilerini gösteren kanıtlar çoğalmaktadır. Matu¨r ve prematu¨re yenidoğanların yeterli beslenmesinin sağlanması hala çok önemli bir konudur. Bu derlemenin amacı matu¨r ve prematu¨re bebeklerin enteral ve parenteral besin gereksinimlerini ve anne su¨tu¨ ile beslenmeyi etkileyen durumları özetlemektir.

Summary

Evidence is increasingly accumulating that nutritional deficiencies in the early neonatal period can have both shortand long-term consequences. Provision of adequate nutritional support to the full-term and preterm neonates remains a significant challenge. The purpose of this review is to summarize enteral and parenteral nutrient requirements and issues involved in breastfeeding of full-term and preterm infants.

Doç. Dr. Füsun OKAN, Yard. Doç. Dr. Emel ÜNSÜR


Özet

Yenidoğan sepsisi, yaşamın ilk ayında enfeksiyona ait bulgularının olduğu ve kan ku¨ltu¨ru¨nde özgu¨l bir etkenin u¨retildiği bir klinik sendromdur. Yenidoğan bebeklerde tanı ve tedavi yöntemlerindeki gelişmelere rağmen son 10 yılda mortalite oranı %30-40’lardan %5-10’lara inen sepsis, halen önemli bir mortalite ve morbidite nedeni olmaya devam etmektedir. Sepsise ait özgu¨l bulguların olmaması ve yenidoğanda sepsis tanısını du¨şu¨ndu¨ren bulguların yenidoğan döneminde sık olabilen enfeksiyon dışı nedenlere de bağlı olabilme olasılığı tanıyı zorlaştırmaktadır.

Prof. Dr. Ayşe Engin ARISOY


Özet

Yenidoğanda solunum sistemi postnatal adaptasyonda halen en önemli problemlerden biridir. Term yenidoğanlarda yenidoğanın geçici takipnesi (YGT) sezaryan ile doğumlarda artış ile paralel şekilde giderek artan oranlarda göru¨lmektedir. Bu hastalık daha çok fetal alveoler sıvının absorbsiyonundaki gecikmeyle ilişkilidir. Term yenidoğanlarda mekonyum aspirasyonu sendromu (MAS) ve diyafragma hernisi de alveollerdeki gaz değişimi bozarak ve pulmoner hipertansiyona sebep olarak etkide bulunurlar. Pretermlerde halen en önemli respiratuar hastalık respiratuar distres sendromudur (RDS). Prenatal glukokortikoid kullanımı RDS’den korumada en etkin yöntemlerden biridir. Perinatal bakımdaki bu¨tu¨n gelişmelere rağmen respiratuar hastalıklar halen pulmoner adaptasyondaki en önemli sorun olmaya devam etmektedir.

Abstract

Respiratory disorders remain a major problem in postnatal adaptation. In term neonates, an increased incidence of the risk for transient tachypnea of the newborn has been observed during the past decade, most likely secondary to an increased usage of primary caesarean section. The disorder is mainly caused by a delayed resorption of fetal lung fluid. Further disorders in term neonates include meconium aspiration syndrome and congenital diaphragmatic hernia leading to impaired gas exchange and pulmonary hypertension. In preterm neonates, respiratory distress syndrome is the main disorder leading to severe acute and long-term impaired gas exchange. Prenatal administration of glucocorticoids and postnatal surfactant therapy remains an established principle in perinatal care for very preterm neonates. Due to the overall improvement in perinatal care, respiratory disorders still remain a major problem in pulmonary adaptation.

Uz. Dr. Erdal KURNAZ, Doç. Dr Ahmet KARADAĞ


Nörolojik gelişim intrauterin dönemde başlar ve yıllar su¨rer. Yenidoğan ve çocuklarda nörolojik muayene erişkinlere göre bazı farklılıklar gösterir. Bu farklılık temel olarak bu¨yu¨me ve gelişmenin hala su¨ru¨yor olmasından kaynaklanmaktadır. Gu¨nlu¨k pratikte yenidoğanın şikayet ve semptomlarına göre doktorun ihtiyaç duyduğu muayeneler yapılmaktadır. Yoğun bakımda tedavi edilmekte olan bir yenidoğanda trakeal katater, infu¨zyon kanu¨lleri, çeşitli sondalar, monitör ve ku¨vöz gibi cihazlar ve sedatif/analjezik ilaçlar nörolojik muayeneyi zorlaştırır. Bu nedenle bebek ku¨vözden çıktıktan sonra tekrar nörolojik olarak değerlendirilmelidir.

Uzm. Dr. Şebnem KADER, Prof. Dr. Yakup ASLAN


Doğum sonrası yaşamın ilk 4 haftası yenidoğan dönemi olarak adlandırılır. Fetuslar intrauterin 37. gebelik haftası tamamlandıktan sonra term olarak doğarlar. İntrauterin dönem fetusun bu¨yu¨me ve gelişmesinin önemli bir aşamasını oluşturur. Bununla birlikte birçok sistem postnatal dönemde gelişmeye devam eder (1). Doğum esnasında ve sonrasındaki sorunlar bebeğin sonraki yaşamını önemli derecede etkileyebilir. Bu dönemde yaşanabilecek sorunların bilinmesi ve öngöru¨lebilmesi, yenidoğan bebeğe daha bilinçli şekilde yaklaşım sergilenmesi gerektiği sonucunu ortaya çıkarır.

Doç. Dr. Turan TUNÇ


Nöral tu¨p, ovulasyondan 18-26 gu¨n sonra kapanır. Nöral tu¨p defektleri (NTD), nöral tu¨pu¨n çeşitli nedenlerle kapanmaması sonucu oluşur ve en sık rastlanan doğumsal anomalilerdendir. Sıklığı ırk, etnik grup, coğrafik bölge ve sosyoekonomik du¨zeye göre değişmekle birlikte du¨nya genelinde prevelansı %0.5-2’dir. Etyolojisi multifaktöriyel olup genetik ve çevresel faktörler, folik asit eksikliği, maternal ateşli hastalıklar, ilk trimesterde ısıya maruziyet, maternal diyabet ve obezite, prenatal valproat veya karbamazepin kullanımı NTD riskini artırır (1). Gebelikten 2 ay önce başlayarak gebeliğin ilk iki-u¨ç ayında gu¨nde 0.4 mg folik asit kullanımı NTD oluşumunu %60-70 oranında önlemektedir.

Arş. Gör. Mehmet SARIAYDIN, Prof. Dr. Yakup ASLAN


Konvu¨lsiyon, nöronal senkron aktivitenin aşırı derecede arttığı hiperfizyolojik bir durumdur. Her zaman acil tedavi gerektirir ve prognozu çoğunlukla kötu¨du¨r (1-4). Neonatal konvu¨lsiyonların erken tanı ve tedavisi sekel oluşumun önler. Bu nedenle son yıllarda yapılan çalışmalar özellikle tanı ve tedavi konusunda yoğunlaşmıştır. Yenidoğan konvu¨lsiyonlarının sıklığı %0.15 ile %3.5 olarak bildirilmiştir. Ancak gestasyon yaşının du¨şmesi ile bu oran yu¨kselmektedir. Term bebeklerde insidans 1000 canlı doğumda 0.7-2.7 iken, 1500 gramın altın¬daki preterm bebeklerde 1000 canlı doğumda 57.5 olarak rapor edilmiştir

Yrd. Doç. Dr. Selim DERECİ, Prof. Dr. Yakup ASLAN


Özet

Yu¨ksek frekanslı ventilasyon (HFV) ku¨çu¨k tidal volu¨mler ve suprafizyolojik ventilasyon hızları kullanılarak uygulanan bir ventilasyon tipidir. Yu¨ksek frekanslı osu¨lator ventilasyon dendiğinde yu¨ksek hızın yanısıra tidal volu¨mu¨n ölu¨ boşluktan du¨şu¨k olduğu ve ekshalasyonun aktif olduğu solunum destek tedavisi tariflenir. HFV uygun endikasyonlarda doğru şekilde kullanıldığında oldukça etkili bir tedavi seçeneğidir, ancak deneysel çalışmalarda elde edilen başarıların preterm bebeklerde kronik akciğer hastalığı baz alındığında gösterilemediği de bilinmektedir. Bu yazıda okuyucular yenidoğanlarda yu¨ksek frekanslı ventilasyon hedefleri ve pratikte kullanımıhakkında gu¨ncel bilgilere ulaşacaklardır.

Abstract

High frequency ventilation (HFV) is the ventilation type in which low tidal valume and supraphysiologic rates are used. When high frequency oscillatory ventilation is described, it includes tidal volume lower than dead space and active exhalation in addition to high rates. This ventilation type is a very effective choice if it is used for appropriate indication, but it should be known that successful result in experimental models has not been shown for prevention of chronic lung disease in preterm infants. In this article, readers will find current informations on HFV targets and its use in practice in newborns.

Uzm. Dr. Mehmet Yekta ÖNCEL, Doç. Dr. Ömer ERDEVE


Doğum travması, doğum eylemi ve doğum sırasında meydana gelen travmaları tanımlar. Sezaryen dahil tu¨m doğumlarda, doğum su¨reci boyunca basınç değişiklikleri veya çekmelerden kaynaklanan travmalar ortaya çıkabilir (1,2). Gebelik ve doğum su¨reci izleminin uygun yapılmaması ve sezaryen zamanına karar vermedeki gecikmeler, doğum travması riskini artırır (3). Etyolojik sebepler arasında makrozomi, prematu¨rite, sefalopelvik uygunsuzluk, distosi, anormal prezentasyon, hızlı doğum ve yanlış enstru¨man kullanımı sayılabilir.

Uzm. Dr. Şadan HACISALİHOĞLU, Prof. Dr. Yakup ASLAN


İntrakranial kanamalar (İKK), yenidoğan döneminde hayatın hiçbir döneminde olmadığı kadar sıktır. Ciddi nörolojik sekellere ve ölu¨me yol açması nedeni ile dikkatle değerlendirilmelidir. Term bebeklerde vajinal doğumlardan sonra asemptomatik İKK göru¨lme sıklığı %25, semptomatik olanı ise 10,000 canlı doğumun 4 olarak saptanmıştıe (1,2). Forseps veya vakum uygulamalarında sıklığı artmaktadır (3). Preterm bebeklerde ise gestasyon yaşı azaldıkça İKK sıklığı artmaktadır. İKK’ların dağılımı subdural kanamadan intraserebellar kanamaya kadar değişir. Bazen bir kaç şekli bir arada olabilir.

Arş. Gör. Mehmet SARIAYDIN, Prof. Dr. Yakup ASLAN


Perinatal hipoksi/asfiksi, perinatal dönemde doku oksijenasyonunun bozulması ile sonuçlanan hipoksemi, asidoz ve hiperkapninin birlikte olması durumudur (1). Perinatal asfiksinin neden olduğu beyin hasarı, bebeklerde göru¨len nörolojik sekellerin en önemli nedenidir (2). Hipoksik iskemik ensefalopati (HİE), fetus ve yenidoğan bebekte hipoksiye ikincil olarak gelişen beyin zedelenmesi olarak tanımlanabilir (1). Tu¨rkiye’de perinatal ölu¨mlerin %11’inin perinatal hipoksi/ asfiksiye bağlı olduğu saptanmıştır (3). Perinatal hipoksi/ asfiksi sıklığı, gelişmiş u¨lkelerde 1000 canlı doğumda 2-5 civarındadır.

Uzm. Dr. Şebnem KADER, Prof. Dr. Yakup ASLAN

Kitaplarımız

Kardiyoloji Tanı ve Tedavi Yaklaşımları

Selen Yayıncılık

250,00
İncele

Aile Hekimliği Başucu Kitabı TÜKENDİ.

Selen Yayıncılık

0,00
İncele

Çocukluk Çağında Akut İshalleri

Selen Yayıncılık

200,00
İncele

Dermatolojik Hastalıklarda Çinko`nun Önemi

Selen Yayıncılık

50,00
İncele

Kanıta Dayalı Dermatolojik Tedavi

Selen Yayıncılık

225,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.