Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar



Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Pediatri Dergisi Kasım - Aralık 2016 TÜKENDİ.

0,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 210,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 1309-0453
Online ISSN :
Dil : Türkçe
Cilt : 8 Sayı:6
Yayın Periyodu :2 ayda 1 - Yılda 6 sayı
Yayın Türü :Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009

Özet

D vitamini insan sağlığı üzerinde önemli etkisi olan aynı zamanda hormon gibi davranan bir sekosteroidtir. En önemli kaynak güneş ışığı ile temas sonucu deriden sentezlenmesi ve alınan besinlerdir. D vitamini eksikliği söz konusu olduğunda vücutta birçok sistem olumsuz etkilenerek hastalıklara yatkınlık oluşmaktadır. Probiyotikler dışarıdan alınan ve vücuttaki mikrobiyotayı olumlu yönde etkileyen canlı mikroorganizmalardır. Bağırsaktaki mikrobiyotanın sağlıklı olması besinlerin ve vitaminlerin emilimi üzerine olumlu etki sağlayacaktır. Probiyotikler D vitamini emilimi üzerine pozitif etki gösterebilir.

Abstract

Vitamin D is a secosteroid which has important effects on human health. It also has effects like a hormone. Most important vitamin D sources are sunlight and foods. Vitamin D deficiency affects many systems and creates predisposition to diseases. Probiotics are live microorganisms taken from outside of the body which beneficially affect the microbiota. A healthy gut microbiota would affect the absorption of nutrients and vitamins beneficially. Probiotics may have a positive effect on vitamin D absorption.


Özet

Sitomegalovirus (CMV), en sık görülen önemli morbidite ve mortaliteye neden olan konjenital enfeksiyondur. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde ilerleyici işitme kaybı ve nörogelişimsel geriliği gibi uzun dönem sekellerin önde gelen sebebidir. Bu çalışmada, güncel literatürlerle birlikte sitomegalovirus enfeksiyonlarının epidemiyolojisi, klinik özellikleri, tanı, tedavi ve prognozu gözden geçirilmektedir. Konjenital CMV enfeksiyonu olan bebeklerin yaklaşık %10’u semptomatiktir. Sarılık, hepatosplenomegali, peteşi, mikrosefali ve intrauterin gelişme geriliği gibi klinik bulgular ortaya çıkabilmektedir. Konjenital CMV enfeksiyonu olan bebeklerin doğumda ya da bir bebeğin hayatının ilk 3 hafta içinde tanı alması ilerleyici işitme kaybı ve nörogelişimsel gecikmenin önlenebilmesi için çok önemlidir. Antiviral ilaçlarla konjenital CMV enfeksiyonunun tedavisinin güvenilirliği yenidoğanlarda kontrollü çalışmalarla incelenmiş ve antiviral tedavinin ağır klinik sonuçları azaltmada etkin olduğu gösterilmiştir. Bu bilgiler ışığında konjenital CMV enfeksiyonu olan bebekler öncelikle tespit edilmeli ardından bu bebeklerin anti-viral tedavi için uygun aday olup olmadıkları kararlaştırılmalı ve nörogelişimsel ve işitme tarama takip bakım planları oluşturulmalıdır.

Abstract

Cytomegalovirus is (CMV) the most common congenital infection causing significant morbidity and mortality in infants. It is the leading infectious cause severe long-term sequelae, including progressive sensorineural hearing loss and neurodevelopmental disability in the both developed and developing countries. This article reviews the epidemiology, clinical features, diagnosis, treatment and prognosis for cytomegalovirus infections in the light of current literature. Approximately 10% of infants born with congenital CMV infection are symptomatic, resulting in clinical manifestations, including jaundice, hepatosplenomegaly, petechiae, microcephaly and intrauterine growth restriction. Diagnosis of congenital CMV infection at birth or in the first 3 weeks of an infant's life is crucial, as this should prompt interventions for prevention of delayed-onset hearing loss and neurodevelopmental delay in affected infants. The safety of antiviral treatment of congenital CMV has been studied in well controlled trials and the antiviral therapy of newborns has shown efficacy in reducing the more severe outcomes. In light of this information, Infants with congenital CMV infection, once identified, could then be considered as candidates for antiviral therapy, and in long term, neurodevelopmental and hearing screening follow-up plan should be established for infants.


Özet
Hematopoietik kök hücre nakli malin ve malin olmayan hastalığı olan çocuklarda iyileştirici bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. İlk kemik iliği nakli 1957 yılında D Thomas tarafından yapılmıştır. HLA gruplarının tanımlanması ve kullanılmasından sonra transplantasyon başarısı artmış ve daha yaygın kullanılmaya başlanmıştır. Bugün hematolojik malignite, immün yetmezlik, hemoglobinopati, kemik iliği yetmezlikleri ve doğuştan metabolizma hastalıklarında son tedavi modeli olarak kullanılmaktadır.
 
Abstract
Hematopoetic stem cell transplantation has been established as a curative treatment in children with malign and non-malign diseases. The first bone marrow transplant was done in a child by D Thomas at 1957. After the discovery of the human leukocyte antigens (HLAs) matching between patient and donor became possible leading to increased transplantation success. After that, the number of bone marrow transplants performed worldwide increased substantially. Now, it is accepted as a final treatment modality for many diseases in children, including hematologic malignancies, immundeficiencies, hemoglobinopathies, bone marrow failure syndromes and congenital metabolic disorders.


Özet

Çocuklarda baş-boyun kitleleri gelişimsel, inflamatuvar ve neoplastik olmak üzere üç kategoriye ayrılır. Tüm pediatrik boyun kitlelerinde malignite % 10 oranında izlenir. Yapılacak çalışmalar tam kan sayımı, tüberküloz için pürifiye protein derivesi (PPD) testi ve Epstein-Barr virus, sitomegalovirus, HIV, toksoplazma ve kedi tırmığı hastalığı etkeni titrelerinin belirlenmesidir. Gelişimsel veya palpabl bir kitle için ultrasonografi öncelikli görüntüleme yöntemidir. Şüpheli bakteriyel lenfadenitlerin tedavisi için kullanılacak antibiyotik Staphylococcus aureus ve A grubu streptokokları hedeflemelidir. Maligniteden şüphelenildiğinde hasta biyopsi açısından değerlendirilmelidir.

Abstract

Head and neck masses in children fall into one of three categories: developmental, inflammatory or neoplastic. Children neck masses require through clinical examination and follow-up to determine the biological nature and course of the abnormality. Malignancy must be considered, as it occurs in 10% of all pediatric neck masses. Work up for a neck mass may include a complete blood count, purified protein derivative (PPD) test for tuberculosis; and measurement of titers for Epstein-Barr virus, cytomegalovirus, human immunodeficiency virus, toxoplasmosis and cat scratch disease. Ultrasonography is preferred imaging study for a developmental or palpable mass. Antibiotic therapy for suspected bacterial lymphadenitis should target Staphylococcus aureus and group A streptococcus. If malignancy is suspected, the patient should be evaluated for possible biopsy.


Özet

Tip 1 diabetes mellitus (T1DM) veya insulin bağımlı DM ağır insulinopeni sonucu gelişebilecek ketozun önlenerek yaşamın devam ettirilebilmesi için eksojen insulin bağımlılığı ile karakterizedir. Her ne kadar büyük oranda çocukluk döneminde başlangıç gösterse de her hangi bir yaşta ortaya çıkabilir. İmmünite ilişkili tip 1a ve idiyopatik tip 1b olmak üzere iki alt grubu vardır. Çocuklarda diyabetin klasik başvuru şekli poliüri, polidipsi, polifaji ve kilo kaybı hikayesinin olmasıdır. Şikayetlerin uzun süre devam ettiği olgularda morbidite ve mortalitesi yüksek olan ketoasidoz ile başvuru olabilir. T1DM tanısı konulan hastalarda tedavi hastanın beslenme ve yaşam biçimi bir bütün olarak değerlendirilip düzenlenmeli ve tedavi ve izlemin mutlaka deneyimli pediyatrik endokrinolog tarafından yapılması gerekmektedir. Pediyatrik diyabetin büyük bir kısmını oluşturduğundan bu derlemede güncel bilgiler doğrultusunda kısaca T1DM tanı, tedavi ve komplikasyonları ele alınmıştır.

Abstract

Type 1 diabetes mellitus (T1DM) or insulin dependent DM is characterised by severe insulinopenia and dependency on exogeneous insulin to prevent ketosis and to maintain normal life. Although the vast majority of the cases occur in childhood, it can be observed at any age. There are two subgroups of T1DM as immune mediated type 1a and idiopathic type 1b. The classical presentation of diabetes in children includes polyuria, polydipsia, polyphagia and history of weight loss. In cases with long lasting complaints, presentation with ketoacidosis, which is associated with high morbidity and the mortality is possible. The treatment of the patient with T1DM should be individualized considering the nutritional habits and the life style of the patient and treatment and follow-up of the patients should be performed by an experienced pediatric endocrinologist. Because T1DM encompasses a large fraction of pediatric diabetes, brief updates on the diagnosis, treatment and complications were described in this review.


Özet

Çocuklarda en sık görülen hastalıklar, solunum yolu hastalıklarıdır. Genel olarak enfeksiyonlar, hışıltılı bebek ve alerjik hastalıklar olarak üç ana grupta inceleyebiliriz. Akut enfeksiyonlar, okul dönemlerinde çok yaygındır. Bakteriyel veya viral etkenli olabilir. Kronik enfeksiyon olarak tüberküloz; halen bir sorun olarak yaşanmaktadır. Hışıltılı bebek; bazen basit bir viral enfeksiyon belirtisidir. Sürekli olması halinde anatomik bir bozukluk veya ilerde başlayacak bir astımın ön belirtisi olabilir. Alerjik solunum yolu hastalıkları, kronik seyirlidir. Üst solunum yolunda alerjik rinit, alt solunum yolunda astım şeklinde görülür. Çoğu zaman birlikte görülür. Hastalığın şiddetine göre tedavi düzenlenir. Eşlik eden hastalığın tedavisi, aile ile uyum içinde olmak, tedavide başarı şansını artırır.

Abstract

Respiratory system diseases are the most common diseases in childhood. They can be examined in three groups such as infections, wheezy infant and allergic diseases. Bacterial or viral originated acute infections are more common in the school-aged group. Tuberculosis as a chronic infection is still a common health problem. Although acute wheezing occurs as a result of viral infection, persistent and recurrent cases may be the sign of anatomic disorder or concomitant asthma. Coexisting diseases such as allergic rhinitis affecting upper respiratory tract and asthma lower are the allergic respiratory diseases with chronic courses. Treatment of concomitant disease and to be in good coordination of the family, increase the chance of successful treatment of these diseases which is planned due to the severity of the disease.


Özet

Amaç: Bu çalışmada astım tanısı konulan çocukların demografik özelliklerinin ve çevresel risk faktörlerinin değerlendirilmesi amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Ocak 2016-Eylül 2016 tarihleri arasında polikliniğe astım tanısı ile başvuran 5-18 yaş arası çocuk hastaların klinik ve tanısal özellikleri araştırıldı.

Bulgular: Toplam 108 olgu çalışmaya alındı. Bu olguların %54’ü erkek, %46’sı kızdı. Ortalama yaş 10.23 (±3.66) olup %72’si atopik, %28’i non-atopik astım olarak tiplendirildi. Total immünglobülin E ortalaması 511.65 kIU/L ve ortalama FEV1 %88.44 saptandı. Astımlı olguların %58’inde alerjik rinit, %45’inde alerjik konjunktivit, %10’unda besin alerjisi, %8’inde atopik dermatit ve %1’inde ilaç alerjisi bulunmaktaydı. Epidermal prick testinde olguların %32’sinde ot-tahıl, %20’sinde yabani ot, %21’inde ağaç, %19’unda olea, %45’inde akar, %10’unda küf ve %19’unda hayvan tüy/epitelleri pozitifliği mevcuttu. Olguların %52’sinde ailede atopi, %55’inde ailede obezite, %49’unda ise sigara ile pasif karşılaşma öyküsü vardı.

Sonuç: Astım kompleks heterojen bir hastalık olup farklı astım tiplerinin ortaya çıkmasında çeşitli faktörler etkilidir.

Abstract

Objective: In this study, we investigated the demographic characteristics and risk factors of children diagnosed with asthma.

Material and Method: Between January 2016 and September 2016, the clinical characteristics and risk factors of children with allergic asthma between 5-18 years were evaluated.

Results: Totally 108 children were included in the study, 54% were boys and 46% were girls and mean age was found to be 10.23 (±3.66) years. Atopic 72 %, non-atopic 28 % patient was evaluated. Asthma comorbid other allergic diseases; rhinitis was found in 58%, allergic conjunctivitis 45%, food allergy 10%, atopic dermatitis in 8% and drug allergy in 1% were detected. In epidermal prick test the following results were evaluated 32% grass-cereals pollens, 20% weed pollens, 21% tree pollens, 19% olea, 45% dermatophagoides, 10% mold, 19% animal dander/epithelia. There was a history of familial atopy in 2% and familial obesity in 55% of cases, while 49% had a history of passive smoking.

Conclusion: Asthma is a complex heterogen disease that several factors play a role in the emergence of different types of asthma.

Kitaplarımız

Alerjik Hastalıklara Pratik Yaklaşım

Selen Yayıncılık

150,00
İncele

Çocukluk Çağında Meningokok Hastalıkları

Selen Yayıncılık

100,00
İncele

NÖROŞİRÜRJİDE ŞANT CERRAHİSİ

Selen Yayıncılık

250,00
İncele

30 SORUDA AŞI

Selen Yayıncılık

150,00
İncele

Çocuklarda Alerji Tanıdan Tedaviye

Selen Yayıncılık

60,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.