Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar

Uluslararası Avrasya Pediatri Kongresi

Değerli meslekdaşlarım;

Uluslar arası Avrasya Pediatri Kongresi’ne sizleri davet etmekten büyük bir mutluluk duymaktayım. Avrupa ve Asya’nın geçiş noktasında bulunan ülkemizin göz bebeği, iki kıtayı birleştiren tek şehir olan İstanbul’da böyle bir kongreyi düzenliyor olmak bizler için büyük bir onur ve sevinç kaynağıdır. Ülkemiz ile yakın ilişki içinde olan gerek Balkanlar ve Avrupa, gerekse Orta Doğu ve Asya’daki dost ve kardeş ülkelerden çocuk hekimlerinin ve tüm çocuk dostlarının katılımı ile gerçekleştireceğimiz bu kongrede, üst düzey bilimsel bilgi paylaşımının yanı sıra mevcut dostlukların perçinlenmesi ve yeni dostlukların kurulması da en büyük amaçlarımızdan birisidir. Benzer coğrafi şartlar ile  ve tarihsel ve kültürel olarak birçok ortak birikime sahip  bulunan ülkelerimizin pediatri ile ilgili sorunlarına ortak çözümler üretmek ve karşılıklı bilgi alış verişinde bulunmak hepimiz için çok faydalı olacaktır. Kongremizde pediatrinin  hemen hemen tüm alanlarında otorite olan hocalarımızdan konferanslar dinleyebileceğiniz gibi yeni yapılan araştırmaların da sunulacağı oturumlara katılabileceksiniz. 

İstanbul, her mevsimi güzel bir şehirdir. Kongremizin şubat ayında yapılması, İstanbul’un güzelliklerini farklı bir perspektifte görmek isteyen dostlar için de büyük ve güzel bir deneyim olacaktır. Bu nedenlerle, hepinizi bu güzel kongrede bir araya gelmeye ve kıtaların birleştiği şehirde kalplerinizi ve ellerinizi birleştirmeye çağırıyor, en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum. 

 

Prof. Dr. Fahri OVALI
Kongre Başkanı
Doç. Dr.  Mustafa ARGA
Kongre Sekreteri

http://inepco.com/index.html 

Devamını Oku

Gölgenin rengi

SELEN YAYINCILIK   

ÇOCUK KİTABI:GÖLGENİN  RENGİ”

ÇOCUKLAR BU KİTABI DEFALARCA OKUYACAK

SELEN YAYINEVİN’DEN  ÇOCUK KİTABI “GÖLGENİN  RENGİ”

Hayatını başka hayatları kurtarmaya adamış bir hekim olan yazarımızdan çocuklara özel bu eser, çocukların hayal dünyasını zenginleştirecek. Doç. Dr. Ömür Günaldı,nın kaleminden. Özel tasarım ve kağıdıyla, Bir varmış bir yokmuş diye başlayan Gölgenin Rengi Kitabımız şimdiye kadar okuduğunuz kitapların en eğlencelisi olmaya aday bu kitabı çocuklar defalarca okuyacak.  Çocuklara hissettirmeden, eğlenceli ve heyecanllı bir öykü ile eğitici dersler veren bu kitabı, ilk cümlesinden son cümlesine kadar minik ellerinden bırakamayacaklar.

 

Kitap Adı: GÖLGENİN  RENGİ”

Yazan : Doç. Dr. Ömür GÜNALDI

Resimleyen: Kerem ÖZKAN

Genel Yayın Yönetmeni: Seyhan KORKMAZTEPE

Sayfa Sayısı: 20

Ebat: 21 cm x 22cm

Etiket Fiyatı: 22 TL

Yayınevi: Selen Yayınevi

 

“GÖLGENİN  RENGİ”

 

Hiç düşündünüz mü gölgeler renkli olur mu diye? Gölgelere kafayı takmış koca yürekli minik delikanlı Mehmet’in hikayesi bu kitap. Arkadaşı Boncuk ile birlikte maceradan maceraya koşacaklar. Sürprizlerle dolu masal serisinin bu ilk kitabını bir solukta okuyacak ve bir sonraki kitabın çıkmasını sabırsızlıkla bekleyeceksiniz. Bu kitabın sonuna geldiğinizde sakın ola kitap bitti diye üzülmeyesiniz. Çünkü bu kitap bir başlangıç olacak ve sizi kitaplara sonsuza dek bağlayacak. Evet sevgili çocuklar, heyecanlı maceralar dünyasına hoşgeldiniz. İyi uçuşlar…

Devamını Oku

Lansinoh ‘Dünya Genelinde Emzirme’ Fotoğraf Kampanyası

Emzirme pazarının global lideri Lansinoh, Emzirme Farkındalık Ayı kutlamaları kapsamında ‘Dünya Genelinde Emzirme’ fotoğraf kampanyasının lansmanını duyurmaktan mutluluk duyar. Bu kampanya ile Lansinoh ‘un dünya genelinde emziren anneleri desteklemeye yönelik devam eden taahhüdü daha da desteklenmektedir. Lansinoh bu eşsiz kampanya için New York’lu fotoğrafçı Tina Boyadjieva ile çalışmaktadır. Tina Boyadjieva kampanya için Güney Afrika, Uganda, Çin, Sri Lanka ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu 19 ülkeyi dolaşarak, emzirme ortak paydasında buluşan farklı demografik, sosyal statü, ırk ve mesleklerdeki anneleri fotoğraflamıştır. Boyadijeva, Bulgaristan’da yetişmiş, İtalya’da yaşayarak estetik eğitimini ve sanatsal bakış açısını geliştirerek, International Center of Photography ‘e katılmış, güçlü ve ilham verici bir fotoğraf sanatçısıdır. Lansinoh Ağustos ayının her günü, Boyadjieva’nın muhteşem tasvirli fotoğrafları ile farklı hikayelere sahip, farklı ülkelerdeki annelerin fotoğraflarını sosyal medya kanallarını kullanılarak paylaşımlarda bulunmuştur. Lansinoh coğrafi sınırlar olmaksızın, farklı ülke, kültür ve şartlardaki annelerin emzirme sürecinin evrensel doğası ve annelik ile bağlantısını sergilemektedir. Geçtiğimiz 30 yıl boyunca Lansinoh, tüm annelere emzirme hedeflerine ulaşmaları için ihtiyaç duydukları destek ve kaynaklara erişim sağlamaya kendini adamıştır. Bu nedenle ürünlerimiz şu anda 60'a yakın ülkede anneler için kullanılabilir durumdadır. Lansinoh CEO’su Kevin Vyse-Peacock kampanya ile ilgili olarak; “Bu yıl, annelerin farklı geçmişlere ve coğrafi konumlara ait hikayelerini paylaşarak, her annenin farklı yolculuğa sahip olmasına rağmen, tartışılmaz sevgi ve özveri içinde bir araya geldiklerinin altını çizen bir misyon kurmaya karar verdik.” açıklamasında bulunmuştur. Boyadjieva; uluslararası ve ırklar arası kapsayıcılık, saygı, eşitlik ve kadın gücüne karşı güçlü bir inanca sahiptir ve bu kampanya ile tüm bu öğeleri etkileyici görseller aracılığı ile sergilemeyi amaçlamıştır. Lansinoh hakkında daha detaylı bilgi edinmek için http://lansinoh.com.tr/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

LANSINOH HAKKINDA

Emziren bir anne tarafından kurulan Lansinoh, 30 yılı aşkın tarihi boyunca milyonlarca annenin başarılı bir şekilde emzirmesine yardımcı olmuştur. Ödüllü Lanolin Meme Ucu Kremi ile ünlü Lansinoh®, 60'tan fazla ülkede emzirme çözümleri sunmaktadır. Daha fazla bilgi için http://lansinoh.com.tr/ , @Lansinohturkiye Instagram, Lansinoh Facebook, Twitter sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

 

http://lansinoh.com.tr

Devamını Oku

HT Tedavisinde Başarı Aile Hekimleri ile Gelecektir

W- Sayın Hocam çok yönlü ve farklı sorumlulukları : Türk Kardiyoloji Derneği, Hipertansiyonla Mücadele Derneği Başkanı, European Society of Cardiology, European Association of Percutaneous Cardiovascular Interventions, European Association for Cardiovascular Prevention and Rehabilitation, European Atherosclerosis Society, Dünya Hipertansiyon Ligi Yönetim Kurulu üyeliği olan Prof.Dr. İstemihan Tengiz’i tanıyabilir miyiz?

Tengiz – 1973 yılında Bodrum’da doğdum. Küçük yerde ve sıcak bir kasabada doğup büyümenin avantajı tabi ki süreklilik arz etmedi. 1997 de Erciyes Ü. Tıp Fakültesinden, 2002 de Ege Ü. Kardiyoloji AD’ndan geçerek çalışma hayatıma başladım. Aslen girişimsel kardiyolog olarak devam ettim. Ancak çok sevgili hocam, Prof. Dr. M. Remzi Önder’in önerisi ve yön vermesi ile hipertansiyon konusunda özellikle de toplumu bilinçlendirme, hekimleri bu konuda daha faal olma alanında yol açmaya başladım. Halen girişimsel kardiyoloji de özellikli işler yapıyorum ama aynı zamanda özellikle hipertansiyon konusunda koruyucu hekimlik yönünde de misyon yürütmeye çalışıyorum.

W -.Dernek isminizde aktiflik net görülmekte; Hipertansiyonla Mücadele Derneğinin başkanı olarak mevcut durumunuzu ve gelecek vizyonunuzu paylaşır mısınız?

Tengiz- Sizinde bildiğiniz gibi aslında derneğimiz yeni bir dernek değil. 1988 yılında İzmir de kurulup faaliyetlerine başladı. Önce lokal etkinlikler yapan derneğimiz, 2013 yılında İstanbul’da Dünya Hipertansiyon Kongresini organize ederek dünya çapında büyük bir başarıya imza attı. Halen ulusal bazda kongre düzenlemeye, hipertansiyon ile ilgili hekimleri bir araya getirerek onların bilimsel gelişimlerine katkı sağlamaya devam etmekteyiz. Gelecek vizyonumuz toplumun sağlık kalitesini daha iyi seviyelere ulaştırabilmek. Hipertansiyon gerek sıklığı gerekse yol açtığı kalp-damar hastalıkları bakımından çağımızın en önemli halk sağlığı sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü hipertansiyonu, önlenebilir ölümcül hastalıkların başı olarak tanımlamaktadır. Hipertansiyon Küresel Bir Salgındır. Dünyada 1,5 milyar insanda hipertansiyon vardır ve her yıl 9,4 milyon kişi hipertansiyon yüzünden ölmektedir. Tüm dünya sağlık teşkilatları hipertansiyon ile etkili mücadelenin ancak bilinçlendirilmiş bir toplum zemininde mümkün olabileceğini kabul etmektedir. Bu yüzden bilinçlendirme faaliyetlerimiz hem hekim hem de toplum düzeyinde artarak devam edecektir.

W- Dernek olarak Hipertansiyon ile Mücadele Derneği hekim camiası içinde diğer derneklere göre farklı bir yerde midir?

Tengiz. – Sanmıyorum. Ülkemizde hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalıklarla ilgili birkaç daha dernek var. Hepimizin amacı ortak, toplum sağlımızı ve kalitesini daha da geliştirmek. Önemli olan ortak amaca birbirimize katkı sağlayarak ulaşabilmek. Derneğimiz ve üyelerimiz, diğer derneklere her zaman bilimsel katkıda bulunmaktadır. Dünya hipertansiyon kongresini düzenlerken de bizim derneğimiz özellikle Türk Böbrek Hastalıkları ve Hipertansiyon Derneği, Türk Kardiyoloji Derneği gibi güzide derneklerimizden tam destek almıştır.

W- Ülkemizde yaklaşık 35.000 kişiye bir Kardiyolog düşmekte. Bu oran avrupa ve dünya da nerededir? Sağlığımız için oranımız ne olmalıdır? Aile Hekimlerinin yeri ne olmalı ve Türkiye bunu değerlendirebiliyor mu?

Tengiz – Genel olarak 1000 kişiye düşen hekim sayısı bakımından Avrupa’nın oldukça gerisindeyiz. Avrupa ülkelerinde bu oran 3-6 iken, biz de 1-2 civarında. Ancak özelleşmiş hekim grubu ile değil de özellikle birinci basamak sağlık sistemi hekimleri ile hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalıklarla daha etkin bir mücadele edilebileceği inancındayım. Şu an maalesef kan basıncı takipleri performans sistemine dahil edilmemiştir. Eğer aile hekimlerine bu mücadele de pozitif performans düzenlenebilirse toplum sağlığına çok katkı sağlayabileceğini düşünüyorum

W- Ulusal kalp sağlığı ve HT politikamız var mı?

Tengiz –Elbette. Sağlık Bakanlığı Bünyesinde Kronik Hastalıklar Daire Başkanlığımız mevcut. Kalp sağlığı ve hipertansiyon konularında dönem dönem ilgili derneklerle çalıştaylar yapılmakta ve bunların sonucunda ulusal politikalar belirlenmektedir.

W – Hipertansiyon ile Mücadele Derneği nin halka yönelik programları nelerdir ve 2018 için özel projeniz var mıdır? Halk sağlığı konusunda TKD nin öncelikleri nelerdir?

Tengiz – Her yıl olduğu üzere belediyeler gibi yerel idari kurumlarla halka yönelik bilinçlendirme toplantıları düzenleyeceğiz. Bunun dışında Bornova Küçük Şeyler Anaokulu ile sosyal bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bu projede kreş yaşındaki çocukları eğiterek, aile merkezli eğitim modülü üzerinden ebeveynlerin yaşam şeklini ne kadar değiştirebileceğimizi araştıracağız.

W- Malpraktis konusunda üyelerinize ne gibi destekleriniz olmaktadır? Bu konu da üyelerinizin çekinceleri nelerdir? Riskli vakaları üstlenmeme gibi durumlar olmakta mıdır?

Tengiz – Malpraktis konusu maalesef ülkemiz için çok ciddi bir sorun. Bu konuda dernekler olarak zaman zaman görüş bildiriyoruz, üyeler arasında diyaloglarımız oluyor. Ancak hukuki bir düzenlemenin, hekimi de koruyacak bazı önlemlerin mutlaka yapılması gerektiğine inanıyorum.

W- Üyelerinizin mezuniyet sonrası eğitim politikası nedir? Bu hizmetlerinizden başka hangi disiplinler yararlanabilir?

Tengiz. – Üyelerimiz ile her yıl bilimsel toplantımızda bilgi alışverişinde bulunmaktayız. Hipertansiyon dışında diğer kardiyovasküler hastalıklar ve risk faktörlerini konusunda da eğitime ağırlık verdik. Bu yıl Bodrum’da düzenleyeceğimiz kongrede girişimsel kardiyoloji de dahil olmak üzere aritmi, kalp yetmezliği, koroner arter hastalıkları ve nefrolojiyi de içeren çok geniş bir eğitim programı geliştirdik. Vaka oturumlarına özelikle ağırlık verdik, üye ve katılımcıların vakalar üzerinden interaktif bir oturum yapmalarına olanak sağladık. Eğitim hizmetlerimizden hipertansiyon ile ilgili tüm hekimler faydalanabilir.

W- Kardiyoloji yardımcı personeline yönelik gelişim programlarınız var mıdır?

Tengiz – Bu yıl ilk kez Hemşire oturumları düzenledik. Kongrede yarım günlük, kardiyovasküler hastaların bakımlarına yönelik hemşire eğitimleri olacak.

W- İlaç sektörü ile iş birlikleriniz ne anlamda olmakta ve gerçekleşen çalışmalardan aldığınız bazı sonuçları paylaşır mısınız? Tengiz – İlaç sektörü bilimsel faaliyetlerimize destek sağlamaktadır. Eğitim faaliyetlerimizin sürdürülebilir olması için bu çok önemli. Bazı medikal firmalar da saha çalışmaları olduğunda ölçüm cihazı gibi tıbbi cihaz desteği sağlamaktadırlar.

W –Türki Cumhuriyetlere katkılarımız neler oldu? Önümüzdeki dönem projeleriniz neler? Bu ülkelere yönelik sağlık alanı yatırımları için önerileriniz var mı?

Tengiz – Türki cumhuriyetlerinden özellikle Azerbaycan ile sıkı ilişki içerisindeyiz. Oradaki derneklerle iletişim halindeyiz. Kongremize de katılım yapacaklar. Önümüzdeki yıllarda Azerbaycan veya ülkemizde Türki Cumhuriyetler Kongresi yapma arzusundayız. Bunun çalışmalarına şimdiden başladık.

W – Ulusal kılavuzlarımız yeterli mi? Yeni yapılması veya revizyona ihtiyaç olan var mı? AHA’nın HT’da güncellemesinin getirdiği yenilikler var mı?

Tengiz – Uzun zamandır ulusal kılavuz hazırlamıyorduk ta ki Mayıs 2015 de Türk Ulusal Hipertansiyon Uzlaşı raporu yayımlanana kadar. Biliyorsunuz belki de bu rapor dünya üzerindeki birçok kılavuzda görülen hedef değerleri, ilaç başlama zamanı gibi kaosların sonucu geldi. Ancak bizim kılavuz aslında oldukça iyi hazırlanmış ve akılda kalması da kolaydı. Ben şahsen bizim kılavuzun oldukça uygulanabilir olduğunu düşünüyorum. Geçen haftalarda AHA 2017 Hipertansiyon kılavuzunu yayımladı. Kılavuzda en fazla göze çarpan yeni kategorik sınıflama ve daha düşük tedavi hedefleri oldu. Kısaca özetlemek gerekirse; yeni kılavuza göre Kan Basıncı(KB) kategorileri: Normal: < 120/ 80 mmHg, Yüksek: SKB 120-129 ve DKB<80 mmHg, Evre 1: SKB 130-139 ve DKB 80-89 mmHg, Evre2: SKB ≥140 veya DKB≥90 mmHg, Hipertansif kriz: SKB>180 ve/veya DKB>120 mmHg olarak belirlendi. Doğru kan basıncı ölçümünün önemi vurgulandı. Hipertansiyon tanısının teyidi için özellikle evde kan basıncı monitorizasyonunun değerlendirilmesi önerildi. Tedaviye başlarken hastanın KV risk profilinin göz önünde bulundurulması tekrar vurgulandı. Evre 1 hipertansiyonu olan hastalarda eğer geçirilmiş aterosklerotik KVH öyküsü, yüksek aterosklerotik kardiyovasküler hastalık riski, kronik böbrek hastalığı ve diabetes mellitus varlığında antihipertansif ilaç tedavisi başlanması gerektiği vurgulandı. Tedavide kan basıncı hedefi genel popülasyon için 130/80 mmHg’ nın altı olarak belirtilmiştir.

W- Türkiye’de yılda ortalama 1650 hastanın kalp kapağı kısa adı TAVI olan işlemle tedavi ediliyor ve bu sayının olması gerekenden 10 kat fazla olduğu ve yaklaşık 13 bin TAVİ yapılan hastanın değerlendirildiği yeni bir çalışmaya göre, işlem sonrası ilk bir aylık dönemde görülen ölüm oranı yaklaşık yüzde 8, böbrek yetmezliği gelişimi yüzde 14, kalıcı pil takılması ihtiyacı yaklaşık yüzde 13. Bu hastaların 5 yıllık dönem sonunda yaklaşık yüzde 52, 7 yıllık dönemde ise yüzde 72’sinin kaybedildiği saptanmış. Ülkemizdeki TAVI uygulamaları konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

Tengiz – Sizin de bahsettiğiniz gibi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de TAVI uygulamaları giderek artmaktadır. Kılavuz önerilerine bakarsak işlemin açık cerrahi riskini bariz yükselten komarbid durumların varlığında yapılması önerilmektedir. Yani yüksek riskli hasta grubunda. Bu konuda teknolojik gelişmelerinde olduğunu düşünürsek, daha düşük risk gruplarında uygulanan çalışmaların sonuçlarını da beklemek gerektiği kanaatindeyim. Hastanın konforu ve hospitalizasyon süresinin daha kısa olması işlemin ilk planda göze çarpan avantajları gibi gözükse de uzun dönem sonuçlar, mortaliteye etkisi ve maliyet etkinliği de değerlendirmeye alınmalı.

W– Sevgili Hocam son olarak önümüzdeki Hipertansiyon ile Mücadele Derneği kongresinden bahseder misiniz? Öne çıkan konular neler olacak ve kimler katılmalıdır?

Tengiz – Biliyorsunuz 26-29 Nisan 2018 tarihinde 16. Kongremizi Bodrum Voque otel de gerçekleştireceğiz. Bu yıl farklı olarak sadece hipertansiyon değil KV hastalıklar ve diğer risk faktörlerini de daha detaylı olarak ele aldık. Pediatrik yaş hipertansiyonuna da bu yıl ayrıca yer verdik. Bunların dışında zaman zaman klinikte hipertansiyon veya komplikasyonları ile uğraşmak zorunda kalan nefrolog, nörolog ve jinekolog gibi uzmanlara da söz verdik.

Antitrombositer, YOAK gibi yeni piyasaya sürülen ilaçların avantaj ve dezavantajlarını açıklıkla ve tarafsız gözler ile paylaşacağız.

Bunların dışında dört adet kurs düzenledik; aile hekimlerine yönelik hipertansiyon kursu, kardiyoloji uzmanlarına yönelik EKO, BT koroner anjiyografi ve radial arter girişim kursları. Genç arkadaşlarımızın vaka paylaşımları için biri girişimsel biri de girişimsel olmayan olmak üzere iki adet workshop düzenledik. Bu oturumlar oldukça ilgi çekici ve interaktif oluyor. Hipertansiyon ve diğer kalp hastalıkları ile ilgili tüm branş hekimlerinden ve aile hekimlerinden katılımlar olmaktadır.

W – “Olmazsa olmaz aile hekimleri” Kardiyovasküler hastalıkların yönetiminde en önemli basamağın birinci basamak olduğunu belirttiniz, İskemik Kalp Hastlıklarında, HT ve Kalp Yetmezliğinde aile hekimlerine düşen sorumluluklar nelerdir?

Tengiz.- Aile hekimleri hasta ile ilk temas eden hekimlerdir. Dolayısıyla hastanın tanısı, tedavisi ve takibi için en etkin kullanılabilecek basamakta yer almaktadırlar. Dolayısıyla bu hastaların takibini yapabilmeleri ve gerektiğinde ilgili branşa sevk edebilmeleri gerekmektedir. Bu yüzden aile hekimlerimizin eğitilmesi ve son bilgilerin kliniklerine yansıtıla bilinmesi amaçlanmalıdır. Eğer tüm bunlar pozitif performans zeminin de gerçekleştirilebilirse inanıyorum ki ülkemizde hipertansiyon ve KV hastalıklarla daha etkin mücadeleyi başarabileceğiz.
W- Paylaşımınız için çok teşekkür ederi “Mücadelenizde” başarılar dileriz.

Devamını Oku

Türk Pediatri Kurumu 54. Kongresi

     Değerli Meslektaşlarımız,

Türk Pediatri Kurumu 54. Kongresi 6 - 10 Mayıs 2018 tarihleri arasında Elexus Resort Hotel, Girne- KKTC'de düzenlenecektir.

Kongremizde gerek ülkemizden gerekse dünyanın çeşitli ülkelerinden üst düzey bilim insanlarının katılımı ile bilimsel düzeyi yüksek çalışmaların paylaşılacağı ve tartışılacağı bilimsel toplantıların yanı sıra, genç pediatrist arkadaşlarımız için de zengin bir program düzenlemeyi amaçladık.

KKTC’de düzenleyeceğimiz kongremizde sizleri aramızda görmekten mutluluk duyacağız.

Prof. Dr. Tufan Kutlu
54. Türk Pediatri Kongresi Başkanı
Prof. Dr. Mehmet Vural
Türk Pediatri Kurumu Başkanı

http://turkpediatri2018.org/

Devamını Oku

KBBV 3. İlkbahar Toplantısı

Prof. Dr. Asım Kaytaz

Değerli Meslektaşlarım,

Sizlerin değerli katılımları ile verimli ve başarılı geçeceğini umduğumuz TKBBV 3. İlkbahar Toplantısı’nı 12-15 Nisan 2018 tarihlerinde Antalya Maxx Royal Belek Golf Resort Otel’de yapmayı planladık.

Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfının (TKBBV) düzenlediği bu toplantıda Kulak Burun Boğaz alanındaki son gelişmeler ülkemizin önde gelen hekimlerince ele alınacak, verimli bir ortamda bilgi alışverişi sağlanacaktır. Değişik konulardaki paneller yanında konferanslar interaktif bir tartışma ortamı sağlayacaktır.

TKBBV'nin kuruluş amaçlarından en önemlisi genç KBB BBC uzmanlarının eğitimine katkı sağlamaktır. Bu bağlamda, toplantının bir bölümü de genç KBB BBC uzmanlarının sunumlarına ve çalışmalarını paylaşmasına ayrılmıştır. Konularında deneyimli öğretim üyelerinin de katkıları ile yapılacak olan Genç KBB BBC toplantısı bu türde ülkemizde ilk ve tek toplantı olup genç meslektaşların çalışmalarını ve başarılarını sergileyebilme platformu olarak yer almaktadır.

Toplantımıza gereken ilgiyi göstereceğinizi bekleyerek saygılar sunar, iyi çalışmalar dileriz.

Saygılarımla,
 

Prof. Dr. Asım Kaytaz
3. TKBBV İlkbahar Toplantısı Kongre Başkanı

http://www.tkbbvbahar2018.org

 

Devamını Oku

TÜRK TORAKS DERNEĞİ NEFESİMİZ TÜKENMEDEN “HAVA KİRLİLİĞİ VE AKCİĞER SAĞLIĞI” SEMPOZYUMU

Kirliliği ve Akciğer Sağlığı" başlıklı sempozyumun sonuç bildirgesinde, "doğal afet" olarak adlandırılan aşırı hava olaylarının önemli bir kısmının iklim değişikliğinin sonucu olduğu ve fosil yakıtların kullanımının devamı halinde bu iklim olaylarının sıklık ve şiddetlerinin artacağı konusunda toplumsal duyarlılıkla harekete geçmek gerektiği belirtildi.


Dernekten yapılan açıklamaya göre, sempozyumda hava kirliliği konusu, başta göğüs hastalıkları uzmanları olmak üzere pek çok tıp disiplininden konuyla ilgilenen uzmanlar, akademisyenler, tıp eğitimcileri, çevre mühendisleri, şehir planlamacıları, enerji uzmanları ve ekoloji savunuculuğu yapan aktivistler tarafından ele alındı.


Sempozyum sürecinde yapılan tartışmalar ışığında oy birliğiyle şekillendirilen sonuç bildirgesinde, Dünya Sağlık Örgütü'nün de "görünmez katil" olarak tanımladığı hava kirliliğinin dünyada her yıl 6,5 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açtığı; akciğer kanseri, KOAH, astım atakları, çocuklarda akciğer gelişim geriliği, tüberküloz ve akciğer damar hastalıklar başta olmak üzere göğüs hastalıkları alanının önde gelen tüm hastalıklarına neden olabildiği anlatıldı.

 

Saptamalar:

 

1.     Dünya Sağlık Örgütü’nün de “görünmez katil” olarak tanımladığı hava kirliliği, dünyada her yıl 6,5  milyondan fazla kişinin ölümüne yol açmaktadır.

2.     Hava kirliliği, akciğer kanseri, KOAH, astım atakları, çocuklarda akciğer gelişim geriliği, tüberküloz ve akciğer damar hastalıklar başta olmak üzere göğüs hastalıkları alanının önde gelen tüm hastalıklarına neden olabilmektedir.

3.     Hava kirliliği, gerek ülkemizde gerekse dünyada en çok ölüme yol açan iskemik kalp hastalıkları ve inmeye de yol açmaktadır.

4.     Türkiye’nin hava kirliliği sınır limitleri, Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık açısından izin verdiği sınır değerlerinin üzerindedir.

5.     Hastalıklara yol açan temel kirleticilerden sadece 10 mikrondan küçük partiküler madde (PM10) ve kükürt dioksit (SO2) ulusal hava izleme istasyonları tarafından yaygın olarak ölçülmektedir.

6.     En önemli kirleticilerden birisi olan 2.5 mikrondan küçük partiküler madde (PM2.5) için kabul edilen ulusal bir sınır değer yoktur.

7.     Sempozyum kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılmış ölçümler veri alınarak yapılan analizde, 1 Kasım 2016 – 31 Kasım 2017 tarihleri arasında;

a)    Şırnak ilinde yeterli ölçüm yapılmadığı,

b)    Rize dışında kalan tüm illerin havasının Dünya Sağlık Örgütü referans değerleri bakımından PM10 yönünden kirli olduğu,

c)    Seksen ilin 53’ünün (%66) havasının ulusal mevzuattaki referans değerler bakımından da kirli olduğu

d)    İstanbul’da Göztepe, Esenyurt ve Aksaray’ın; Ankara’da Sıhhiye ve Kayaş’ın; İzmir’de ise Bornova ve Bayraklı’nın en kirli istasyonlar olduğu,

e)    Son bir yıl içerisinde insanların Ankara Sıhhiye’de 255, İstanbul Esenyurt’ta 240 miligram toz soluduğu,

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

8.     Kömür, petrol ve diğer fosil yakıtlarının enerji üretiminde, endüstride ve evlerde ısınma amaçlı kullanımı, plansız kentleşmenin arttırdığı trafik ve sağlıktan ziyade kazanç eksenli yaşanan kentsel dönüşüm hava kirliliğinin kentlerdeki temel nedenidir Özellikle iç ortam hava kirliliği konusunda belirgin dezavantaj yaşayan gruplar yoksullar, kadınlar ve çocuklardır.

9.     Kömür, petrol ve doğal gaza dayalı enerji sistemleri, hem halk sağlığını ciddi bir şekilde tehdit eden hava kirliliğine, hem de dünyanın geleceğini tehdit eden iklim değişikliğine yol açmaktadırlar. Bu bağlamda iklim değişikliği ve hava kirliliği, enerji üretiminde fosil yakıt kullanımından kaynaklanan bir sorunun iki “farklı” yüzüdür.

 

Çözüm Önerileri;

1.     Hekimlik mesleğinin temeli “önce zarar verme” ilkesidir. Bu nedenle mezuniyet öncesi ve sonrasındaki tıp eğitimi, milyonlarca kişinin ölümüne ve sakat kalmasına neden olan hava kirliliği konusunda bu bilinci edinebilecek çerçevede olmalıdır. Bu kapsamda gerek Yüksek Öğretim Kurulu, gerekse Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu tıp eğitiminin içeriğini söz konusu hedefe uygun biçimde yeniden yapılandırmalıdır.

2.     Uzmanlık alanlarından bağımsız olarak tıp paradigması hastalıkları tedavi etmekten ziyade; hastalıkları var eden gerçek nedenleri görebilme, bu nedenleri ortaya çıkaran sosyokültürel - sosyoekonomik belirleyicileri analiz edebilme ve saptanan sorunlar karşısında hastaya ve topluma karşı önleyici hekimlik ve savunuculuk faaliyetlerini sürdürebilme temelinde şekillendirilmelidir. Türk Tabipleri Birliği, mesleki faaliyetlerin bu temelde sürdürülebilmesi için uzmanlık dernekleri ile eşgüdüm içerisinde alternatif eğitim programlarını hayata geçirmelidir.

3.     Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerine olumsuz etkilerini ortaya koyacak çok merkezli ve disiplinler arası ulusal çalışmalar yapılmalıdır. Başta TÜBİTAK olmak üzere devlet ve üniversite araştırma fonları, hava kirliliği konusunda yapılacak araştırmalara öncelik vermeli ve bu konuda özel fonlar oluşturulmalıdır.

4.     Hava kirliliğini yaratan temel kirleticilerden ince partiküler madde, karbon monoksit, azot dioksit ve ozon’un PM10 ve SO2 ile birlikte ulusal tüm istasyonlarda ölçülmesi için gerekli düzenlemeler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ivedilikle yapılmalıdır.

5.     İnce partiküler madde (PM2.5) için Dünya Sağlık Örgütü’nün referans sınır değeri ulusal mevzuatta da aynen kabul edilmeli ve tüm istasyonlarda ölçülebilir olmalıdır. Bu kapsamda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ilgili yönergesinde tanımladığı tüm kirleticiler ile ilgili sınır değerlerin tümünü Dünya Sağlık Örgütü referans değerlerine uygun biçimde revize etmelidir.

6.     Türkiye’de var olan hava kirliliğinin nedenlerinin istasyon ve bölge bazında ortaya konulması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilgili sivil toplum örgütleri ile birlikte kirlilik kaynak analizi yapması gereklidir.

7.     Türk Toraks Derneği tarafından geliştirilen “Nefesiniz Cebinizde” aplikasyonu benzeri toplumsal farkındalık girişimleri sağlık örgütleri tarafından yaygın biçimde hayata geçirilmelidir. Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu, başta halk sağlığı, pediatri, onkoloji, nöroloji ve kardiyoloji alanları olmak üzere uzmanlık derneklerini bu konuda motive edip yönlendirmelidir.

8.     Enerji, trafik ve kentsel dönüşüm konularında Sağlık Etki Değerlendirmesi mutlaka zorunlu olmalı ve yatırımların yaratacağı sağlık etkileri bilgilenme hakkı çerçevesinde tüm açıklığıyla kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

9.     Hava kirliliğinin temel nedenlerinden birisi olan enerji konusunda enerji arzı yerine talebi yöneten ve yönlendiren, dağıtımda enerji kaybını önleyen, enerji verimliliği ve tasarrufunu önceleyen, tümüyle yenilenebilir ve karbonsuz bir enerji sistemini planlayan ve toplumsal katılım ile yerel – yerinden yönetimi vurgulayan bir enerji politikası hayata geçirilmelidir.

10.  Günümüzde ağırlıkla "doğal afet" olarak adlandırılan aşırı hava olaylarının önemli bir kısmının iklim değişikliğinin sonucu olduğu ve fosil yakıtların kullanımının devamı halinde bu iklim olaylarının sıklık ve şiddetlerinin artacağı konusunda toplumsal duyarlılıkla harekete geçmek gerekmektedir.  Bu nedenle doğal afet olarak tanımlanan aşırı iklim olaylarının bir  “iklim felaketi” olabileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir.

11.  Sağlık örgütleri, ekoloji savunuculuğu yapan örgütlenmeler ile birlikte Temiz Hava Hakkı benzeri platformlarda iş ve güç birliği geliştirmelidirler.

 

Sonuç Olarak;

Türk Toraks Derneği tarafından düzenlenen "Nefesimiz Tükenmeden: Hava Kirliliği ve Akciğer Sağlığı" başlıklı sempozyumda:

·      Temiz hava solumanın en temel insan hakkı olduğu

·      İnsanlara sağlıklı bir çevrede yaşama olanağı yaratmanın kamusal otoritenin temel görevi ve sorumluluğu olduğu,

·      Kamusal otoritenin enerji, ulaşım ve kalkınma politikalarını ele alırken insanı, çevreyi ve doğayı öncelemesi gerektiği,

·      Çevre sorunlarının toplumsal cinsiyet, yoksulluk gibi sağlığın sosyal belirleyicileri ile birlikte alınmasının zorunlu olduğu kabul edilmiştir.

Türk Toraks Derneği, çevre politika metninde de ifade ettiği gibi; Hava kirliliği başta olmak üzere yaşanan tüm ekolojik sorunların çözüm noktasının “sürdürülebilir kalkınma” bakış açısının yerini “sürdürülebilir bir gelecek ve yaşam”ın alması gerektiğinden geçtiğini bilmektedir.

 

Türk Toraks Derneği  

Devamını Oku

Sağlık ürünleri ihracatçıları buluşması

İbrahim LALELİ/ANTALYA, (DHA) - ANTALYA'da düzenlenen Uluslararası Eczacılık Ürünleri 2017 Buluşması, sağlık ürünleri ithalat ve ihracatçılarını bir araya getirdi.
Ekonomi Bakanlığı ve Sağlık Ürünleri Derneği'nin (SURDER) desteğiyle Selen Organizasyon tarafından Rixos Downtown Otel'de gerçekleştirilen buluşmaya, 12 ülkeden 50'nin üzerinde katılımcı katıldı. Selen Organizasyon Genel Müdürü Cengiz Tepe, organizasyonu gerçekleştirmelerindeki amacın Ortadoğu, Türk Cumhuriyetleri, Rusya, Baltık ülkeleri, Balkanlar ve Kuzey Afrika ülkelerindeki ilaç ve sağlık ürünü ithalatçılarını Türk ithalatçılarla buluşturmak olduğunu söyledi. İhracatı artırmaya yönelik bir organizasyon planladıklarını söyleyen Tepe, " Aralarında Katar, Kuveyt, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Kazakistan, Moldava, Kosova, Makedonya, Arnavutluk, Fas ve Cezayir gibi ülkelere ilaç ve sağlık ürünü ihracatı yapan iş adamlarını, Türk ihracatçılarla buluşturuyoruz. Katılımcı ülkeler içinde 20 bin civarında ithalatçı var. 2015 verilerine göre kendi ülkelerine yaptıkları ithalat 50 milyar dolar. Biz buralara 900 milyon dolar gibi ihracat yapıyoruz. Bu bölgelere olan ihracatı artırmaya çalışıyoruz. Gerek lojistik olsun gerek farklı avantajlarımızı buraya gelen ithalatçılara anlatıyoruz. İthalat ve ihracatçıları buluşturarak ihracatımızı artırmak bu organizasyonun ana hedefi" dedi.
SURDER Genel Sekreteri Gürsel Bayat ise sağlık ürünleri ve eczacılık ürünleri hakkında bilgi verdi. İthalat ve ihracat rakamlarını değerlendiren Bayat, "Türkiye ilaç pazarı 2016 yılına bakıldığında 6.7 milyar dolar değerinde 2.7 milyon kutuluk pazar oluşturuyor ve her geçen gün büyüyor. Tabi ilacın dışında başka bir pazar daha var. Bu da tıbbi ürün pazarı dediğimiz bir pazar. İlaç şirketleri portföyünde yer alan, ilaç olmayan tıbbi ürünler olarak adlandırılıyor. 2016 yılı içinde yüzde 20 büyümesi olan bir sektör. Değer bazında ise 1.2 milyar Türk Lirası büyümeye sahip." 
Katılımcıların sunumlarıyla başlayan buluşma, ürünlerin tanıtıldığı standların gezilmesiyle devam etti. Gün içinde birebir görüşmelerin yapıldığı organizasyona gelecek yıl 30'un üzerinde ülkeden yaklaşık 150 katılımcı davet edilecek.

Devamını Oku

16. Hipertansiyon ve Kardiyovasküler Hastalıklar Kongresi

DEĞERLİ MESLEKTAŞIM,

Hipertansiyonla Mücadele Derneği Yönetim Kurulu olarak, 16. Hipertansiyon ve Kardiyovasküler Hastalıklar Kongresi’ni 26-29 Nisan 2018 tarihleri arasında Bodrum Vogue Hotel' de düzenleneceğini duyurmaktan ve sizleri kongremize davet etmekten büyük mutluluk ve onur duymaktayız.

Program Komitesi, her sene olduğu gibi bu sene de interaktif sunumlarla sizlere ilgi çekici ve etkili bir program sunmak için çaba göstermektedir. Hipertansiyon, diyabet, hiperkolesterolemi, atriyalfibrilasyon, pulmoner hipertansiyon, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliğini, kapak hastalıkları içeren kardiyovasküler hastalıkların ve kardiyorenal sistemin kapsamlı şekilde değerlendirileceği bilimsel programda bu yıl yeni ilaç ve metotlara da ayrıca yer verilecektir.

Geçen sene gerçekleştirdiğimiz ve çok ilgi çeken ‘Komplikasyonsuz Kardiyolog Olmaz: Ne Oldu? Nasıl Çözdüm? Ne Yapabilirdim?’, interaktif olarak düzenlenen ‘Olgu Sunumları: Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?’ oturumlarına da daha geniş bir yer ayrılmıştır.

Önümüzdeki bu toplantıda farklı olarak üç mini kurs planlandı; Koroner BT anjiyografi kursu, TEE ve 3D Ekokardiyografi kursu, Radial arter girişim kursu. Bu kursların özellikle genç kardiyologların ilgisini çekeceğini düşünüyoruz. Bilimsel içerikteki panel ve oturumların, siz değerli hekimlerimizin her düzeydeki katılımcının beklentisini karşılayacağını umduğumuz kongremizin, sizlerin yoğun katılımı ve aktif katkılarıyla değer kazanacağını düşünüyoruz.

Bodrum’un farklı atmosferinde buluşmak ve bilimsel zenginlik sosyal programın yanında doğanın ve sosyal hayatın güzelliklerinin tadına birlikte varabilmenin heyecanını duyuyor, değerli klinisyen ve akademisyenlerimizi yaptıkları uygulamaları, karşılaştıkları olguları paylaşarak bilimsel gelişimimize katkıda bulunmaya davet ediyor, sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.

Hipertansiyonla Mücadele Derneği Yönetim Kurulu adına... 
Prof. Dr. İstemihan TENGİZ 
Hipertansiyonla Mücadele Derneği Başkanı

 

http://www.hipertansiyonmk.org/

Devamını Oku

4.Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi

Değerli Meslektaşlarım ve Saygıdeğer Bilim Önderleri,

19-22 Ekim 2017 tarihlerinde Papillon Zeugma Hotel Antalya’da 4.Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi’ni gerçekleştireceğimizi gururla sizlerle paylaşmak isteriz.

Probiyotik Prebiyotik Derneği’nin geleneksel yıllık bilimsel etkinliği artan bir coşku ile devam etmektedir. Ekip olarak çalıştığımız arkadaşlarımızın yoğun gayretleri sonucu bu sene de geçmişte olduğu gibi proaktif bir çaba içerisinde yüksek akademik içerik ve daha önce bahsedilmeyen konulara değinmeyi hedefliyoruz.

Kongremiz alanında erişkin hastalıkları açısından tek spesifik kongredir. Bu nedenle mikrobiyota ve probiyotiklerle ilgilenen tüm katılımcıların oldukça faydalanacağı yenilikleri kapsamaktadır.

Probiyotik Derneği olarak 6 yıldır probiyotik ve bağırsak mikrobiyotasının Türkiye'de gereken önemi alması konusunda birçok bilimsel aktivite gerçekleştirmiş bulunmaktayız.

Son 5 yıl içerisinde "probiyotikler ve mikrobiyota" ile ilgili çalışmalar büyük bir ivme kazanmıştır.  Bağırsaklarımızın 2. beyin olarak dünyada literatüre geçmesi son 5 yıl içerisinde olmuştur. Gastroenterolojinin birçok alanında da probiyotiklerin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Fonksiyonel diyare, enfeksiyöz diyare, fonksiyonel kabızlık, hassas bağırsak sendromu, gıda allerjileri, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, helikobakter pilori gastriti, obezite, hepatosteatoz (karaciğer yağlanması), çölyak  gibi birçok hastalıkta probiyotiklerin faydalı etkisini gösteren birçok makale yayımlanmıştır. Bunlar dışında  bağırsak mikrobiyotası ve otizm, depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları, Pankinson hastalığı, Alzheimer ile ilgili sonuçlar yayınlandı. Özellikle "fekal mikrobiyota nakli ile bağırsak mikrobiyotasının etkinliğinin önemi daha da artmıştır. "Mikrobiyota ve probiyotikler" birçok disiplini ilgilendiren kavramlardır. Dolayısıyla multidisipliner ilgiyi tek bir çatı altında toplamak ve farkındalığı arttırmak için  kongremiz bilimsel bir fırsat yaratacaktır. Bu konuların hepsi kongremizde heyecanla tartışılacaktır.

Yapılan çalışmalarda diyet ve beslenmenin mikrobiyotayı değiştirdiği, hatta genlerimizi etkilediği gerçeği hızla ilerlemektedir. Obezitede artık kalori hesaplamalarının çok reel olmadığı, bağırsak mikrobiyotasının kilo değişikliklerinde önemli olduğu gerçeği, hızla kendine daha güvenilir kanıtlar bulmaktadır. Bu nedenle şablon diyetler yerine “Mikrobiyota esaslı diyetler” yani kişiye özel diyetler söz konusudur. Bu nedenle dışkı mikrobiyota testlerinin bilimsel platformda  hızla yaygınlaşacağını umut ediyoruz. Bu nedenle kongremizde değişik konuların tartışılmasının bu süreçleri hızlandıracağına inanıyoruz.

Sonuç olarak, siz değerli dostlarımızın katkıları ile kongre platformumuzun daha güçleneceğine inanıyor, sizleri kongemizde görmek istiyoruz.

Saygılarımızla...

Prof. Dr. Hakan ALAGÖZLÜ

Kongre Başkanı

Medikal Park Ankara Hastanesi, Gastroenteroloji Bölümü

Devamını Oku

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.