Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar



Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Bilimleri Dergisi Mayıs 2017

15,00 TL

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 180,00 TL

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 2147-494X
Online ISSN :
Dil : Türkçe
Cilt : 5 Sayı 5
Yayın Periyodu :1 Ayda 1 - Yılda 12 sayı
Yayın Türü :Yerel-Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2013

Öz

Obezite, alınan enerji fazlalığı ve yetersiz aktivite nedeniyle, yağ depolarında aşırı miktarda yağ depolanması ile tanımlanabilecek, göru¨lme sıklığı artış gösteren, yalnızca yetişkinleri değil adölesanları ve çocukları da kapsayan ku¨resel bir sorun haline gelmiştir. Obezite birçok kronik hastalığın oluşma riskini arttırır, tanısı konmuş hastalıkların prognozunu etkiler ve yaşam kalitesini du¨şu¨ru¨r. Obezite tedavisinin en etkin yöntemlerinden biri kuşkusuz diyet tedavisidir. Tıbbi beslenme tedavisinde geleneksel kalori kısıtlamalı diyet yöntemleri sık kullanılmaktadır ancak buna ek gu¨ncel yaklaşımlar da mevcuttur. Çok du¨şu¨k kalorili diyetler, çok du¨şu¨k yağlı diyetler, du¨şu¨k karbonhidratlı/yu¨ksek proteinli, aralıklı oruç diyetleri gibi yaklaşımlar ile ilgili çalışmalar da su¨rmektedir. Tıbbi beslenme tedavisi du¨zenlenirken dikkat edilmesi gereken en önemli unsur, diyetin bireyselleştirilmiş, davranış değişikliği oluşturarak nu¨ks riskini azaltarak uzun vadede yapılabilir olmasıdır.


Öz

Çocukluk çağında hipertansiyon göru¨lme oranı kilolu çocuk sayısının artmasıyla birlikte önemli bir halk sağlığı problemi haline gelmiştir. Çocuklardaki yu¨ksek kan basıncının erişkin yaşamda devam ettiği gösterilmiştir. Bu durum hipertansiyon kontrolu¨nu¨n önemini daha da çok vurgulamaktadır. Hipertansif çocuğun değerlendirmesi yu¨ksek kan basıncının hastane dışında da teyit edilmesiyle başlar. Prenatal ve postnatal hipertansiyon nedenleri, hipertansiyon ile diyabet, kronik böbrek hastalığı, obezite ilişkisi ve ayaktan kan basıncı izlemi kullanımı ile ilgili yeni bilgiler ile birlikte çocuklardaki hipertansiyonun etyolojisi ve farmakolojik tedavisi hakkında gelişmeler yaşanmıştır. Ne var ki, çocukluk çağı hipertansiyonunun erişkin dönemdeki kardiyovasku¨ler komplikasyonlar u¨zerine etkisi ile ilgili olarak halen keşif bekleyen noktalar bulunmaktadır. Bu derlemede pediatrik hipertansiyon tanı ve tedavi u¨zerine gu¨ncel bilgilerin tartışılması amaçlanmıştır.


Öz

Kalp hızı kardiyovasku¨ler (KV) olaylar ve total mortalite için bir risk faktöru¨du¨r. Genel popu¨lasyonda kalp hızı kan basıncı ile ilişkili bulunmuştur ve en yu¨ksek kalp hızları orta-ciddi hipertansiyonu bulunan hastalarda saptanmıştır. Öte yandan, kalp hızının KV olaylar için bir risk faktöru¨ olduğu aşikardır. Fakat, yu¨ksek riskli hipertansiyonda bu riskin hâlâ geçerli olup olmadığı açık değildir ve hipertansiyon kılavuzlarının taşikardiyi gu¨çlu¨ bir KV risk faktöru¨ olarak tanımlayıp tanımlamayacağı netleştirilmelidir.


Öz

Hipertansif hastalarda egzersizin kan basıncını du¨şu¨ru¨cu¨ etkisinden yaralanılmalıdır. Egzersiz ile elde edilecek etkinin sağlanması için egzersizin sıklığı, yoğunluğu, tipi ve su¨resinin belirlenmesi gerekir. Bu paramatreler maksimal faydanın elde edilmesi açısından önemlidir. Ancak koroner kalp hastalığı gibi komorbiditesi bulunan hastalarda yoğunluk sınırlarının hastaya göre belirlenmesi istenmeyen olaylardan kaçınmak açısından gereklidir.


Öz

Hipertansiyon tedavisinde kan basıncı (KB) hedefleri devamlı değişmektedir. Ko-morbiditesi olan ve daha du¨şu¨k KB değerleri olan hastalarda tedavi başlanmasının faydaları net değildir. ESC ve ACC/AHA hipertansiyon rehberleri çoğu hipertansif hastada <140/90 mmHg, yaşlılarda ise <150/90 mmHg değerleri hedef KB değerleri olarak önermektedir. Fakat, yeni randomize çalışmalar ve bazı meta-analizler yu¨ksek riskli ve yaşlı kişilerde daha du¨şu¨k KB değerlerini destekleyen bazı veriler ortaya koymuştur.


Öz

Hipertansiyon tu¨m du¨nyada ve u¨lkemizde oldukça yaygın göru¨len ve tedavi edilmediği takdirde yu¨ksek mortalite ve morbidite ile ilişkili bir kardiyovasku¨ler risk faktöru¨du¨r. Gu¨ncel hipertansiyon çalışmaları ve kılavuzlarına göre antihipertansif ilaç tedavisinin faydası kullanılan ilacın cinsinden bağımsız olup bu¨yu¨k ölçu¨de du¨şen kan basıncının kendisine aittir. Bu yu¨zden mevcut tu¨m kılavuzlar başlangıç ilaç seçimi konusunda hemfikir olup aşağıda verilen 4 grup ilaçtan herhangi birinin veya bunların ikili kombinasyonunun seçilebileceğini önermektedir. Bu ilaçlar anjiotensin dönu¨ştu¨ru¨cu¨ enzim inhibitörleri veya anjiotensin reseptör blokerleri, kalsiyum kanal blokerleri, diu¨retikler ve beta blokerlerdir. İlaç seçiminde özel hasta gruplarında zorlayıcı endikasyonlar ve kontrendikasyonlara dikkat edilmelidir. Kılavuzlar evre 2 ve 3 hipertansiyonda ve yu¨ksek kardiyovasku¨ler riske sahip bireylerde kombinasyon tedavisi önermektedir. Kombinasyon tedavisinde sabit doz kombinasyonlar hasta uyumu, tedavi başarısı ve maliyet açısından serbest doz kombinasyonlara tercih edilmelidir.


Öz

Tu¨m Du¨nyada olduğu gibi u¨lkemizde de obezite salgın boyutunda her geçen yıl artış göstermektedir. Du¨nya Sağlık Örgu¨tu¨ 2014 yılı verilerine göre 18 yaş u¨zeri bireylerin %39’u kilolu, %13’u¨ obezdir. Obezite sıklığı erkeklerde %11, kadınlarda %15’tir. Ülkemizde de obezite sıklığı giderek artmaktadır. TURDEP çalışmalarına göre 1998’de %22 olan obezite sıklığı 2010 yılında %31 olmuştur ve kadınlarda obezite sıklığı daha yu¨ksek bulunmuştur. Kentleşme, gıda teknolojisinin globalleşmesi, iş yaşamının daha az hareket ve efor gerektiren işlerle değişimi, alım gu¨cu¨ndeki artışa bağlı olarak porsiyonların bu¨yu¨mesi bazı nedenler olarak sıralanmaktadır. Ancak az gelişmiş toplumlarda aynı toplum hatta aynı ailenin içinde olmak u¨zere beslenme yetersizliği problemleriyle obezite birlikte göru¨lebilmektedir. Buna kompleks karbohidratların, kalitesiz besin öğelerinin nispeten daha ulaşılabilir olması neden olabilmektedir. Obezite vu¨cudun aşırı yağlanması olarak tanılanmaktadır. Bununla birlikte u¨lkeleri birbiriyle karşılaştırmak, obezite prevalansını hesaplayıp toplumu izlemek amacıyla Beden Kitle İndeksi (BKI) kullanılmaktadır. Vu¨cut yağ oranını daha iyi gösteren ölçu¨mler de bulunmaktadır. Vu¨cut yağ miktarını ve yağın dağılımını göstermede CT, MRI DXA, Dansitometre, Dilu¨syon tekniği gibi yöntemler genel toplumsal taramalar için çok uygun değildir. Obezite toplumlarda artışı ile mortalite artışı arasında korelasyon saptanmıştır. Bulaşıcı olmayan hastalıkların pek çoğunun nedenleri arasında obezite yer almaktadır. Kalp damar hastalıkları, diyabet, kas iskelet sistemi hastalıkları, u¨reme sağlığına ilişkin sorunlar bunlardan bazılarıdır. Vu¨cutta biriken özellikle abdominal bölgedeki yağlar serbest yağ asitlerine dönerek insu¨lin direncinin artmasına neden olmaktadır. Serbest yağ asitleri lipotoksisite etkiyle kas, karaciğer, pankreas gibi organlarda hasara neden olabilmektedir. Adipoz dokudan salınan pek çok hormondan biri interlökin-6 (IL-6) inflamatuar su¨recin başlamasına neden olmaktadır. Tu¨m zararlı etki viseral yağ dokusunda daha belirgindir. Obezite dislipidemi, hipertansiyon, glukoz entöleransı, inflamatuar markerlar, tıkayıcı apne ve hipoventilasyon ve protrombotik durum gibi durumlara neden olarak kalp hastalıklarını etkilemektedir. Obezite ile koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, ani ölu¨m arasında ilişki saptanmıştır. Bunun tam aksine kilo vermenin kalp damar hastalıklarına olumlu etkisi olmaktadır. Obezitenin çalışma yaşamına da olumsuz etkileri söz konusudur. Absenteizm hızı obezlerde daha fazla olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Üretim du¨şu¨klu¨ğu¨, kronik hastalıklara eğilimin artması, kas iskelet sistemi hastalıklarının daha fazla olması, kazalardan korunmada dezavantajlılık ve kişisel koruyucu donanımların normal ölçu¨lerdeki insanlara göre dizayn edilmesi iş yaşamı ile obezite arasındaki olumsuz etkileşimlere örneklerdir. 


Öz

Bireyin ve toplumun sağlığının korunmasında ve hastalıklarının iyileşme hızının artırılmasında bilinçli beslenme çok önemlidir. Beslenme yetersizliği ve dengesizliğinin dolaylı olarak neden olduğu hastalıkların en önemlileri; enfeksiyon hastalıkları, arteriosklerotik hastalıklar, diyabet, hipertansiyon, şişmanlık, diş çu¨ru¨kleri, bazı kanser tu¨rleri ve karaciğer hastalıklarıdır. Yetersiz ve dengesiz beslenme vu¨cut direncini azaltarak enfeksiyonlara zemin hazırlamakta, hastalığın ağır seyretmesine ve öldu¨ru¨cu¨ komplikasyonların gelişmesine neden olmaktadır (1). Gu¨nu¨mu¨zde gelişen teknoloji ve hızlı yaşam tarzı nedeniyle beslenme gerektiği kadar önemsenmemektedir. Çoğu kişi değişik besinlerin besleyici değerleri, sağlığa uygun besinlerin neler olduğu, uygulanan diyetle hastalık arasındaki ilişkileri konularında bilgisiz veya yanlış bilgilere sahiptir. Bireylerin, kendi yaşam şekillerine göre uygun diyetin nasıl olması gerektiğini, sağlıkla beslenme öru¨ntu¨su¨ arasındaki ilişkilerini, besin işlerken besin sağlığının nasıl korunacağını, hastalıklar durumunda diyetin nasıl ayarlanacağını bilmeleri ve bu konularda doğru alışkanlıklar kazanmaları ancak beslenme eğitimiyle sağlanabilir (1).


Öz

Dirençli hipertansiyon diu¨retik içeren en az 3 antihipertansif ilacın tam veya tolere edilebilen en yu¨ksek dozuna rağmen kan basıncının en az 140/90mmHg olması olarak tarif edilir. Dirençli hipertansiyon hipertansif hastaların %9-18’inde gözu¨ken ciddi bir tıbbi durumdur. Obezite, diabet ve kronik böbrek hastalığı gibi ko-morbid durumlarla sıklıkla ilişkilidir. Hipertansiyon ve özellikle dirençli hipertansiyon patogenezinde renin- anjiyotensin sistemi, böbrekler ve sempatik sinir sistemi gibi farklı mekanizmalar vardır. Dirençli hipertansiyon tedavisinde anjiyotensin-dönu¨ştu¨ru¨cu¨ enzim inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokerleri, diu¨retikler, uzun-etkili kalsiyum kanal blokerleri ve mineralokortikoid reseptör antagonistlerini içeren çoklu ilaç tedavisinin etkili olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte, renal denervasyon veya barorefleks aktivasyon tedavisi gibi yeni tedaviler kan basıncı du¨şu¨rme su¨reçlerinde yeni bir yol yaratabilirler.


Öz

Du¨nya genelinde en önemli ölu¨m ve hastalık kardiyovasku¨ler hastalıklardır, bu hastalıkların altında yatan en önemli sebep ise hipertansiyondur. Akılcı veya rasyonel tedavi hastalığın ve verilen ilaçların etki mekanizmalarının bilinmesine dayanan tedavi anlamına gelir. Hipertansiyonun etiolojisinde genetik, kalp, böbrek, beyin ,endokrinolojik ,çevresel birçok faktör rol oynar. Tedavide ilk ve en önemli basamak kan basıncı değerlerinin doğru şekilde elde edilmesidir. Kılavuzların önerdiği gibi, sağlıklı şekilde elde edilmeyen kan basıncı değerleri gereksiz tedavilerin başlamasına, ya da tedavinin yanlış yönlendirilmesine yol açar. Tedavi eksiksiz bir hekim hasta ilişkisi ile adım adım du¨zenlenmelidir. Antihipertansif tedavinin yararı direkt kan basıncının du¨şu¨ru¨lmesine bağlıdır. Dolayısı ile ilaç seçimi çok önemlidir.


Öz

Sekonder hipertansiyon du¨zeltilebilme potansiyeli olan bir nedene bağlı hipertansiyon formudur. Sekonder etyolojiler semptomlar, fizik muayene veya laboratuvar anormallikleri sonrasında du¨şu¨nu¨lu¨r. Sekonder hipertansiyon dirençli hipertansiyon ve erken yada geç başlangıçlı hipertansiyon varlığında da akla gelmelidir. Taşıdığı yu¨ksek kardiyovasku¨ler risk nedeniyle özel tanı ve tedavilerin uygulanması önemlidir.

Kitaplarımız

Hipertansıyon Hakkında Bilinmesi Gerekenler TÜKENDİ

Selen Yayıncılık

0,00
İncele

Çocuklarda Antibiyotik Kullanım İlkeleri & Antibiyotikler

Selen Yayıncılık

30,00
İncele

30 SORUDA ÇOCUKLARDA BESİN ALERJİLERİ Besin Alerjisi Nedir Ne Değildir?

Selen Yayıncılık

100,00
İncele

Kalp Hastalıklarında Sizin Sorularınıza Cevaplar

Selen Yayıncılık

12,00
İncele

Alerjik Hastalıklara Pratik Yaklaşım

Selen Yayıncılık

60,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.