Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar

Yetişkin ve Çocuklarda Probiyotikler

Selen Yayıncılık

60,00

NÖROŞİRÜRJİDE ŞANT CERRAHİSİ

Selen Yayıncılık

250,00


Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Pediatri Dergisi Temmuz -Ağustos 2019

35,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 210,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 1309-0453
Online ISSN :
Dil : Türkçe - İngilizce
Cilt : 11
Yayın Periyodu :2 ayda 1 - Yılda 6 sayı
Yayın Türü :Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009 / Kargo karşı ödemelidir.

Öz

Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinden taburcu edilen bebeklerin uzun süreli takiplerinin yapılması, gelişebilecek morbiditelerin erken ve zamanında tanınması ve tedavisi açısından büyük önem taşımaktadır. Ailelere bebeğin tıbbi sorunları ve muhtemel komplikasyonlar ve sonuçlar hakkında uygun bir dille bilgi verilmeli ve bir check-list hazırlanmalıdır. Prematüre bebeklerin büyümesini incelerken ‘düzeltilmiş yaş’ kullanılır. Özellikle 1500gramın altındaki bebeklerde ekstrauterin büyüme geriliği sıktır. Yüksek kalorili ve düşükproteinli beslenen bebeklerde tartı alımı normal gibi gözükse bile yağsız vücut kitlesininbüyümesinin izlenmesi daha doğru bir yaklaşımdır. Anne sütü  büyümeyi yakalama içingerekli kaloriyi sağlayamaz ve bu nedenle anne sütünün güçlendirilmesi gerekir. 1. aydansonra 2-3 mg/kg/gün demir takviyesi başlanmalı ve 12 aya kadar devam edilmelidir. ESPG-HAN kronolojik yaş 17 haftaya (4 ay) ulaşmadan önce katı gıdalara başlanmasını önermemektedir. Kronik veya rekürran hastalığı olan bebeklerde uzun süreli vitamin kullanılması gerekebilir. Geçici nörolojik immatüritesi veya kalıcı nörolojik defisiti olan bebek-lerde beslenme sorunları daha sıktır. Prematüre bebeklere uygun kronolojik yaşlarda tamdoz aşıları yapılmalıdır. RSV enfeksiyonlarından koruyabilmek için aylık palivizumab  kullanılabilir. Bronkopulmoner displazili bebekler çevresel irritanlardan ve bulaşıcı hastalıklardan mümkün olduğu kadar korunmalı ve araya giren hastalıklar hızlı bir şekilde tedavi edilmelidir. Ani bebek ölümü sendromunu önleyebilmek için bebeklerin sırt üstü yatırılması önerilmelidir. Ayaktan takip edilen hastalarda zamanı geldiğinde prematüre retinopatisi açısından göz hekimine muayeneye göndermek çocuk hekiminin görevidir. Retinopati tanısı konan hastaların, 6. ayda, 2-3 yaşta, okula başlarken, ilkokul döneminde veadolesan döneminde kırma kusurları ve amblyopi açısından tekrar göz muayeneleri yapılmalıdır. 1500 g altında doğan tüm bebeklerin düzeltilmiş yaşları 3 aylık olmadan önce işit-me taramasını yapılır. İntraventriküler kanamalar, hidrosefali, periventriküler lökomalazive konvülziyonlar, yakın takibi gerektirir. Bu bebeklerin IQ’ları normal olsa da okulda öğ-renme bozuklukları sıktır ve genellikle eğitim yardımı veya özel eğitim gerekir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ile otizm spektrum bozukluğu da bu bebeklerde sıktır.

Abstract

The follow-up of high risk infants discharged from the Neonatal intensive care unitsis a highly important health issue in order to early recognition and treatment of morbidities. The families should be informed about the medical problems and possible complications of the babay and a check-list may be prepared for the families. Corrected age sho-uld be used for the early evaluation of Preterm infants. Postnatal growth retardation is common especially in infants < 1500 grams. Feeding the infants with a high-calorie, low pro-tein formula may result in adequate weight gain but calculation of lean body mass is a better measure for the evaluation of these infants. Breast milk is not sufficient frequently toprovide the needs of the infants, and it should be fortified. Iron should be started after 1month at a dose of 2-3 mg/kg per day until 12 months. ESPHGAN does not recommendto start on solid foods before a chronological age of 17 weeks (4 months). In infants withchronic or recurrent diseases, vitamins may be used for prolonged periods. Feedings problems are common in infants with permanent neurological deficits or transient neurological immaturity. Infants with bronchopulmonary dysplasia should be prevented from environmental irritants and contagi-ous diseases as much as possible and intermittant illnesses sho-uld be treated immediately. These infants should be left to sle-ep on their backs, in fear of SIDS. It is the duty of the pedi-atrician to refer them to the ophthalmologist at the appropriate age for ROP screening. In infants with ROP, eye examinations should be repeated at 6 months, 2-3 years and preschool age for amblyopia and refraction errors. All infants < 1500grams should have a hearing screening before 3 months ofage. Infants with intraventricular hemorrhages, hydrocephalus, periventricular leukomalacia and seizures  should haveclose follow-up. Even if they have normal IQs, learning disorders are common at school and they may need special edu-cation. Attention deficit hyperactivity disorder and autism spec-turm disorders are also common in these infants.


Öz

Hem intrauterin dönemde, hem de doğumdan sonra dış ortam ile iletişimi sağlayan yenidoğan derisinin; termoregu¨lasyon, mekanik direnç, sıvı-elektrolit dengesinin korunması ve dış ajanlara karşı koruma gibi yaşamsal fonksiyonları vardır. Bu fonksiyonlar doğumdan sonra ilk iki yıl devam eden gelişim ve değişim su¨reci ile sağlanır. Doğumda ve izleyen dönemde deride geçici bazı değişiklikler veya sorunlar olabilir. Bu sorunların bu¨yu¨k kısmı; deride maturasyonun tamamlanmasıyla genellikle ortadan kalkan, benign seyirli, geçici veya fizyolojik olarak sınıflandırılan dermatozlardır. Ancak bu dönemde bir takım dermatolojik hastalıklar, ciddi morbidite ve mortalite kaynağı olmasına karşın benign klinik tablolarla bu¨yu¨k benzerlik gösterebilmektedir. Yenidoğanın dermatolojik muayenesi geçici benign, tedavi gerektirmeyen dermatozlarla; postmatu¨rite, anoksi gibi neonatal distrese bağlı durumların ve tedavi edilmesi gerekli ciddi hastalık tablolarının ayrımı ile konjenital hastalıkların erken tanı ve tedavisi açısından önem arz etmektedir.

Abstract

The neonate skin, which provides communication with the outer environment both during intrauterine period and also after birth has vital functions such as thermoregulation, mechanical resistance, maintaining fluid-electrolyte balance and protection against external factors. These functions are provided by some ongoing changes and development process in the first 2 years of life. There can be some temporary changes and problems of the skin during the birth and the progressing period. Most of these issues are temporary or physiological dermatoses which are benign in nature and generally disappears as the completion of skin maturation. However, some skin disorders although they are the reason of serious morbidity and mortality, may resemble benign clinical situations in this period. Dermatological skin examination of newborn has vital importance in early diagnosis and treatment of congenital diseases and in differentiating between dermatoses which is temporary, benign, or does not require treatment; conditions due to neonatal distress such as postmaturity and anoxia and severe diseases that require treatment.

 


Öz

Ulusal yenidoğan tarama programı (UYTP) ile yenidoğan döneminde klinik bulgu vermeyen ancak tanıda gecikildiğinde ciddi morbidite ve mortaliteye yol açan hastalıkların erken tanınıp, tedavisine başlanabilmesi için popu¨lasyonun en az %95’inin taranması ve bu şekilde komplikasyonların oÅNnu¨ne geçilmesi hedeflenmektedir. Metabolik, endokrinolojik veya genetik bozuklukların tanınması için postnatal 36-72. saatte her bebekten kapiller kuru kan ile hipotiroidi, feniketonu¨ri (FKU), biyotidinaz eksikliği ve kistik fibroz (KF) taraması yapılmaktadır. Ülkemizde taburculuk öncesi her bebeğe uyarılmış beyin sapı cevabı (ABR) ile işitme taraması yapılmakta ve gereklilik durumunda bir referans merkeze yönlendirilmektedir. Yenidoğan tarama programına henu¨z dahil olmasa da, basit ve non-invaziv bir yöntemle uygulanabilen, maliyeti du¨şu¨k ve etkin bir tarama yöntemi olan nabız oksimetri ile kritik konjenital kalp hastalığı (KKKH) taraması da giderek artan sıklıkla uygulanmaktadır. Gelişimsel kalça displazisinin (GKD) erken tanı ve tedavisi için bebekler taburculuk öncesi muayene ile değerlendirilmekte, takiben kalça ultrasonografisi (USG) ve ortopedist muayenesi için ilk 3-6 hafta içinde yönlendirilmektedir. Kırmızı refle testi yenidoğan muayenesinin zorunlu bir parçası olup görme aksında yer alabilecek katarakt, korneal opasite, retinablastom ve retina dekolmanı da dahil pek çok patolojinin belirlenmesinde kullanılır.

Abstract

The aim of the National Neonatal Screening Program is to detect diseases that do not have symptoms in the early neonatal program but may lead to severe disabilities if not diagnosed and treated early. If at least 95% of the population is screened, complications due to these diseases may be prevented. Screening for metabolic, endocrinologic and genetic diseases is performed by obtaining capillary blood samples 36-72 hours after birth in every infant. In this way, phenylketonuria, hypothyroidism, biotinidase deficiency and cystic fibrosis may be diagnosed early. On the other hand, every infant undergoes hearing screening by automated brainstem reflexes and referred to an appropriate center if needed. Although it is not compulsory, screening for congenital heart disease may be performed by an non-invazive, cheap and effective method. Infants are evaluated for developmental hip dysplasia before discharge and screening is performed by hip ultrasonography at 3-6 weeks. Red reflex test is a part of physical examination of the newborn and may give clues for cataracts, corneal opacities, retinablostoma and retinal detachment


Öz

Yenidoğanda rektal olarak oÅNlcu¨len vu¨cut sıcaklığının 38ºC ve u¨zerinde olması ateş olarak tanımlanır. Mekanizması tam belli olmamakla beraber, ateşin, ısı u¨retimi ve tu¨ketimi arasındaki kompleks ilişkilerdeki bozukluktan kaynaklandığı du¨şu¨nu¨lmektedir. Yenidoğanda enfeksiyonlar veya enfeksiyon dışı birçok neden ateşe neden olabilir. Bu yaş grubunda ateşin en sık nedeni, viral enfeksiyonlardır. Bakteriyel patojenlerden ise, başta Escherichia coli olmak u¨zere diğer gram negatif patojenler en sık etkenlerdir. Ateşi olan tu¨m yenidoğanlar, genel durumları iyi olsa bile, hastaneye yatırılmalı ve enfeksiyon açısından değerlendirilmelidir. Ciddi bakteriyel enfeksiyon tanısını koymada (ilk 72 saatten sonra) CRP ve prokalsitoninin birlikte gönderilmesi daha değerlidir. Lökosit sayısının tek başına enfeksiyonu belirlemedeki duyarlılığı du¨şu¨ktu¨r. Yenidoğan bebeklerde, vu¨cut sıcaklığının 36,0-36,4ºC arasında olması hafif hipotermi (soğuk stresi), 32,0-35,9ºC arasında olması orta derecede hipotermi ve 32ºC altında olması ise ciddi hipotermi olarak tanımlanır. Preterm yenidoğanlarda hipotermi riski term yenidoğanlara göre daha da fazladır. Hipotermiye mu¨dahale edilmezse tu¨m vu¨cutta soğukluk, emmede/aktivitede azalma ve zayıf ağlama ortaya çıkar. Hipoglisemi, hipotalamik/otonomik santral patolojiler, enfeksiyonlar, endokrin/metabolik hastalıklar, santral sinir sisteminde depresyon ve kalori alımında azalma hipotermi ayırıcı tanısında du¨şu¨nu¨lmelidir. Hipotermisi olan yenidoğan bebek, mu¨mku¨n olan en kısa su¨rede ancak çok hızlı olmadan ısıtılmalıdır.

Abstract

Fever in the neonatal period is defined as a body temperature above 38 C. Although the exact mechanisms are unknown, fever results from a dispruption of complex relations between heat production and heat loss. Many infectious or non-infectious causes may lead to fever. Most common infectious agents are viruses. Bacterial agents include E coli and other gram negative pathogens. All newborns who have fever should be admitted to the hospital and evaluated for infections even if they look well. Evaluation of procalcitoninand CRP is better in diagnosing serious bacterial infections in the first 36-72 hours of life. Leukocyte count is insufficient to diagnose an infection. In newborn infants, a body temperature of 36.,0 – 36,4 is known as mild hypothermia (cold stress), 32,0 – 35,9 C is known as moderate hypothermia and below 32 C is diagnosed as severe hypothermia. Risk of hypothermia is larger in preterm infants. If not treated, hypothermia may result in whole body coldness, loss of activity and suck, and weak cry. Differential diagnoses include hypoglycemia, hypothalamic and autonomic dysfunction, infections, endocrine and metabolic diseases, central nervous system depression and decreased caloric intake. A hypothermic infant should be warmed as soon as possible, but not too quickly.


Öz

Anne sütü, hem bebek hem de anneye çok sayıda yararı olan eşsiz bir besindir. Bukadar önemli bir besin kaynağı, bazen annenin çeşitli nedenlerle kullandığı ilaçların annesütüne geçip bebeği olumsuz etkileyebileceği endişesi ile aileler tarafından, bazen de bukonuda bilinçli olmayan sağlık çalışanları tarafından gereksiz yere kesilebilmektedir. Oysa,ilaçların anne sütüne geçişini belirleyen birçok faktör bulunmaktadır ve çoğu ilacın dayenidoğan döneminde herhangi bir olumsuz etkisi rapor edilmemiştir. Bu yazıda emziren annelerde ilaç kullanımı ve bu ilaçların yenidoğan bebeklere etkileri gözden geçirilerek, sağlık çalışanlarının anne sütünün gereksiz yere kesilmemesi konusunda bilin-çlendirilmesi amaçlanmıştır.

Abstract

Breast milk is a unique food that has many benefits for both baby and mother. Suchan important food source can discontinued unnecessarily sometimes by unconscious he-alth care workers in this regard, sometimes by families with the concern that the drugswere used by the mother for various reasons may transition to the breast milk and adversely affect the baby. However, there are many factors that determine the transitionof drugs to the breast milk and most of the drugs have not been reported to have any adverse effects in the neonatal period. In this article, it is aimed to raise awareness of he-alth care workers about the unnecessary discontinuation of breast milk by reviewing theuse of the drugs in breastfeeding mothers and their effects on newborns. 


Öz

Yenidoğanların en az u¨cte ikisinde yaşamın ilk haftasında klinik olarak sarılık görülür. Zamanında tanı konup tedavi edilmeyen yu¨ksek bilirubin du¨zeyleri bilirubin ensefalopatisi ve ciddi nörolojik sekellere neden olur. Patolojik sarılık, gebelik haftası 35 ve u¨zerindeki bebeklerde STB değerinin bilirubin nomogramında %95 persentil ve u¨zerinde olması ile tanımlanır. Bu nedenle yenidoğan sarılığı izleminde ana amaç ağır hiperbilirubinemi gelişimini ve bilirubin ensefalopatisini önlemektir. Yeterli ve başarılı emzirme elzemdir. aileler uygun beslenme ve sarılık konusunda bilgilendirilmelidir. Bilirubin du¨zeyleri bebeğin yaşına göre bilirubin nomogramında yorumlanmalıdır. Yenidoğan döneminde Direkt hiperbilirubinemi her zaman patolojiktir. Taburculuk sonrası her kontrolde yenidoğanın ağırlığı, ağırlık kaybı yu¨zdesi, beslenmesi yanında idrar, gaita sayı ve rengi, sarılık olup olmadığı değerlendirilmelidir. Term bebeklerde iki haftadan, preterm bebeklerde u¨c haftadan uzun su¨ren sarılıklar uzamış sarılık olarak tanımlanır. Anne su¨tu¨ sarılığına dikkat etmek gerekir. Tedavide sıklıkla fototerapi kullanılır.

Abstract

Almost two thirds of newborn experience jaundice in the first week of life. Untreated high bilirubin levels which are not diagnosed timely may lead to bilirubin encephalopathy and severe neurologic sequaela. Pathologic jaundice is defined as a bilirubin level above the 95th percentile in infants larger than 35 gestational weeks. Main goal of treatment in these infants is to prevent severe hyperbilirubinemia and bilirubin encephalopathy. Sufficient and successful breastfeeding is essential. Parents should be informed about appropriate feeding methods and about jaundice. Bilirubin levels are evaluated by the bilirubin nomogram according to the age of the infant. Direct hyperbilirubinemia in the newborn period is always pathologic. In every clinical visit after discharge from the hospital, the weight of the infant, percentage of weight loss, nutritional status, frequency, color and amount of urine and stools and presence of jaundice should be investigated. Prolonged jaundice is defined as jaundice persisting longer than 2 weeks in term infants and longer than 3 weeks in preterm infants. Breast feeding jaundice should be a consideration. Phototherapy is the method of treatment in most cases.


Öz

Du¨nya Sağlık OÅNrgu¨tu¨’nu¨n (DSÖ) ilk 6 ay boyunca sadece anne su¨tu¨ alınmasını tavsiye etmesine karşılık u¨lkemizde 4-5 aylık bebeklerin sadece %10’u bu şansa sahiptir. Prematu¨re ve riskli bebeklerin gastrointestinal sistemin (GİS) maturasyonunu sağlamak ve enfeksiyonlardan korumak amacıyla 3-5 gu¨n su¨reyle az miktarda beslenmesi minimal enteral beslenme olarak bilinir. Prematu¨re bebeklerde eğer ciddi bir kontrendikasyon sözkonusu değilse beslenme ilk gu¨n hatta ilk 6-12 saat içinde başlatılmalıdır. Normal yenidoğanlar için en uygun beslenme şekli kendi annesi tarafından emzirilmesidir. Kolostrum bebeğin ilk aşısı özelliğindedir. 100 ml anne su¨tu¨nde yaklaşık 1,3 gr protein, 4,2 gr yağ, yaklaşık 7 gr karbonhidrat bulunmaktadır. Tensel temasın anne ve bebek arasındaki etkileşim artırdığını, emzirme için fırsat olduğu, termoregu¨lasyon, ağrı yönetimi, rahim dışı yaşama daha kolay geçiş gibi yararları olduğunu vurgulamıştır. Tartı kaybı 5-6. gu¨nde %7’den fazla ise yakın takip edilmelidir. Beslenme desteğinde ilk seçenek annenin kendi su¨tu¨nu¨n sağılıp verilmesidir. İkinci seçenek, varsa su¨t anneden temin edilecek ya da banka su¨tu¨, yoksa formu¨l mamalardır.

Abstract

World Health Organization recommends that all infants should receive breast milk in the first 6 months, but in our country only 10% of infants have this opportunity. Minimal enteral feeding is defined as feeding with small amounts for 3-5 days of preterm infants or infants with high risk. Feeding should be started in all preterm infants with the first 6-12 hours if no contraindications exist. For normal newborn infants, the best method of feeding is breast feeding. Colostrum may be considered as the first vaccination of the infant. 100 ml breast milk contains approximately 1,3 grams of protein, 4,2 grams of fat and 7 grams of carbohydrates. Skin-to-skin contact with the mother and infant is important because it increases the interaction, is an opportunity for breast feeding and beneficial in thermoregulation, pain control and adaptation to extra-uterine life. However, if weight loss is more than 7% in the 5-6th day, the infants should have close follow up. If own mother’s milk is not available, donor milk or a formula may be used

Kitaplarımız

Kalp Hastalıklarında Sizin Sorularınıza Cevaplar

Selen Yayıncılık

25,00
İncele

NÖROŞİRÜRJİDE ŞANT CERRAHİSİ

Selen Yayıncılık

250,00
İncele

ÇOCUKLARDA ENFEKSİYON HASTALIKLARI

Selen Yayıncılık

250,00
İncele

30 SORUDA AŞI

Selen Yayıncılık

250,00
İncele

Karotis Arter Darlıkları: Cerrahi Tedavi

Selen Yayıncılık

100,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.