Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar

Aile Hekimliği Başucu Kitabı

Selen Yayıncılık

100,00


Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Pediatri Dergisi Temmuz - Ağustos 2017

20,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 150,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 1309-0453
Online ISSN :
Dil : Türkçe
Cilt : 9 Sayı 4
Yayın Periyodu :2 ayda 1 - Yılda 6 sayı
Yayın Türü :Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009

Öz

Preterm bebekler sıklıkla doğum sonrası yaşama uyum sağlamada gu¨çlu¨k çekerler. Yenidoğan bebeğin doğumdan sonraki ilk dakikaları "Altın dakikalar" olarak tanımlanır. Bu dakikalar, uterus-içi yaşamdan uterus-dışı yaşama geçis ve canlandırma ile birlikte, yenidoğan yoğun bakım u¨nitesine taşınmasını kapsar. "Altın dakikalar" kavramı preterm yenidoğanın daha iyi uzun vadeli sonucu için yaşamın ilk dakikalarında, özellikle aşırı preterm, çok du¨şu¨k doğum ağırlığı (ÇDDA) ve aşırı du¨şu¨k doğum ağırlığı (ADDA) olan pretermlere uygulanan kanıta dayalı girişimleri içermektedir. Bu derlemede ağırlıklı olarak hayatın ilk altın dakikalarında preterm bebeklere uygulanan; gecikmiş kord klemplenmesi, non-invazif ventilasyon, uygun vu¨cut ısısının sağlanması ve bireyselleştirilmiş oksijen tedavisi gibi doğum odası yönetimi uygulamalarının temel bileşenleri ele alınmıştır.


Öz

Hem term hem de preterm bebekler için yenidoğan yoğun bakım u¨nitelerine yatışın en sık sebebi solunum sıkıntısıdır. Preterm doğumlar ciddi solunumsal morbidite ve mortalite ile sonuçlanabilmektedir. Prematu¨re bebeklerde göru¨len solunum sıkıntısı çoğunlukla fetal ortamdan ekstrauterin çevreye geçiş su¨resinin uzamasından, fetal akciğer sıvısının klirensindeki gecikmeden, surfaktan eksikliğinden, antioksidan sistemlerin yetersizliğinden ve doğumun akciğer gelişiminin erken bir evresinde olmasından kaynaklanır. Preterm bebeklerde solunum sıkıntısı geçici olabilmesine rağmen devam eden solunum sıkıntısında mortaliteyi azaltmak ve morbiditeyi en aza indirmek için rasyonel bir tanı ve tedavi yaklaşımı gerektirir.


Öz

Patent duktus arteriyozusun (PDA), intraventiku¨ler kanama, bronkopulmoner displazi, nekrotizan enterokolit gibi yenidoğan morbiditeleri ile ilişkisinin bilinmesine rağmen, tedavi yaklaşımlarının bu komplikasyonları önleyemediği gösterilmiştir. PDA’ya yaklaşım, yıllar içinde konservatif tedaviden agresif medikal ve cerrahi tedaviye kaymışken, gu¨nu¨mu¨zde tekrar konservatif tedavi ağırlıklı bir yaklaşım ağırlık kazanmaya başlamıştır. PDA’nın hangi bebekte, ne zaman ve nasıl tedavi edileceği konusunda göru¨ş birliği bulunmamaktadır. PDA tanısı ve tedavisine yönelik, antenatal steroid kullanımı, minimal invaziv solunum desteği, doğumdan sonraki iki veya u¨ç gu¨nde minimal oksijen kullanımı gibi gu¨ncel yaklaşımları da içeren daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Tanı için, hasta özelliklerini, duktus değişkenlerini, duktusun diğer organlara etkisini gösteren parametreleri ve karar anında ekokardiyografi bulgularını içeren, risk değerlendirme ölçekleri geliştirilmelidir. Tedavi için, konservatif, profilaktik, erken semptomatik ve semptomatik tedavinin, farklı ajanların uzun dönem kardiyovasku¨ler, solunum ve nörogelişimsel sonuçları ile değerlendirildiği randomize çok merkezli çalışmalara gereksinim bulunmaktadır.


Öz

Yenidoğan yoğun bakım u¨nitelerinden taburcu edilen bebeklerin uzun su¨reli takiplerinin yapılması, gelişebilecek morbiditelerin erken ve zamanında tanınması ve tedavisi açısından bu¨yu¨k önem taşımaktadır. Ailelere bebeğin tıbbi sorunları ve muhtemel komplikasyonlar ve sonuçlar hakkında uygun bir dille bilgi verilmeli ve bir check-list hazırlanmalıdır. Prematu¨re bebeklerin bu¨yu¨mesini incelerken ‘du¨zeltilmiş yaş’ kullanılır. Özellikle 1500 gramın altındaki bebeklerde ekstrauterin bu¨yu¨me geriliği sıktır. Yu¨ksek kalorili ve du¨şu¨k proteinli beslenen bebeklerde tartı alımı normal gibi gözu¨kse bile yağsız vu¨cut kitlesinin bu¨yu¨mesinin izlenmesi daha doğru bir yaklaşımdır. Anne su¨tu¨ bu¨yu¨meyi yakalama için gerekli kaloriyi sağlayamaz ve bu nedenle anne su¨tu¨nu¨n gu¨çlendirilmesi gerekir. 1. aydan sonra 2-3 mg/kg/gu¨n demir takviyesi başlanmalı ve 12 aya kadar devam edilmelidir.ESPGHAN kronolojik yaş 17 haftaya (4 ay) ulaşmadan önce katı gıdalara başlanmasını önermemektedir. Kronik veya reku¨rran hastalığı olan bebeklerde uzun su¨reli vitamin kullanılması gerekebilir. Geçici nörolojik immatu¨ritesi veya kalıcı nörolojik defisiti olan bebeklerde beslenme sorunları daha sıktır. Prematu¨re bebeklere uygun kronolojik yaşlarda tam doz aşıları yapılmalıdır. RSV enfeksiyonlarından koruyabilmek için aylık palivizumab kullanılabilir. Bronkopulmoner displazili bebekler çevresel irritanlardan ve bulaşıcı hastalıklardan mu¨mku¨n olduğu kadar korunmalı ve araya giren hastalıklar hızlı bir şekilde tedavi edilmelidir. Ani bebek ölu¨mu¨ sendromunu önleyebilmek için bebeklerin sırt u¨stu¨ yatırılması önerilmelidir. Ayaktan takip edilen hastalarda zamanı geldiğinde prematu¨re retinopatisi açısından göz hekimine muayeneye göndermek çocuk hekiminin görevidir. Retinopati tanısı konan hastaların, 6. ayda, 2-3 yaşta, okula başlarken, ilkokul döneminde ve adolesan döneminde kırma kusurları ve amblyopi açısından tekrar göz muayeneleri yapılmalıdır. 1500 g altında doğan tu¨m bebeklerin du¨zeltilmiş yaşları 3 aylık olmadan önce işitme taramasını yapılır. İntraventriku¨ler kanamalar, hidrosefali, periventriku¨ler lökomalazi ve konvu¨lziyonlar, yakın takibi gerektirir. Bu bebeklerin IQ’ları normal olsa da okulda öğrenme bozuklukları sıktır ve genellikle eğitim yardımı veya özel eğitim gerekir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ile otizm spektrum bozukluğu da bu bebeklerde sıktır.


Öz

Nörogelişimsel sekeller prematu¨re bebeklerde göru¨len uzun dönem morbiditelerin en önemlisidir. Yenidoğan yoğun bakımındaki ilerlemelere bağlı olarak prematu¨re bebeklerin mortalitesi giderek azalmakta ancak serebral palsi gibi ağır motor sekeller ve belirgin bilişsel, davranışsal ve duyusal bozukluklar gibi ciddi nörogelişimsel bozukluklar göru¨lmeye devam etmektedir. Germinal matriks kanaması-İntraventriku¨ler kanama (GMK-İVK) ve beyaz cevher hasarı, prematu¨re bebeklerde sık göru¨len ve beyin hasarının en önemli nedenlerini oluşturan nörolojik komplikasyonlardır. Prematu¨re bebeklerde son yıllarda ağır destru¨ktif beyin hasarından çoke nöronal ve glial hu¨cre ölu¨mu¨ne yol açmayan daha hafif beyin hasarının olduğu, bunun beyin bu¨yu¨mesini olumsuz etkilediği, bozulmuş beyin bu¨yu¨mesinin hu¨cre ölu¨mu¨nden ziyade nöron ve glial hu¨crelerin anormal maturasyonu ile ilişkili olabileceği gösterilmiştir. Serebral gri ve beyaz cevher dismaturasyonunun daha iyi anlaşılmasıyla gelecekte engellenmesi ve uzun dönem nörolojik prognozun du¨zeltilmesi ile ilgili yeni yaklaşımlar gu¨ndeme gelebilecektir.


Öz

Neonatal sepsis yaşamın ilk ayı içerisinde sistemik enfeksiyon bulgu ve semptomlarının olduğu klinik bir sendromdur. Neonatoloji alanındaki gelişmelere rağmen sepsis prematu¨re bebeklerde major mortalite ve morbidite nedenlerinden birisi olup yenidoğan yoğun bakım u¨nitelerindeki (YDYBÜ) en önemli sorunlardan birini oluşturmaktadır. Tanının hızlı bir şekilde konarak uygun antibiyotik ve destek tedavisinin başlanması hayat kurtarıcıdır. Sepsis tanısı klinik ve laboratuvar bulgularının birlikte değerlendirilmesi ile konulmaktadır. Mikroorganizmanın kanda izolasyonu en spesifik yöntemdir ve altın standart olarak kabul edilmektedir. Bakteriyel menenjitler de yenidoğan döneminde yu¨ksek mortalite ve morbiditeye neden olan ciddi enfeksiyonlardır. Yenidoğan menenjitinde göru¨len mikroorganizmalar postnatal ve gebelik yaşına bağlıdır ve yenidoğan sepsisi ile aynıdır. Son yıllarda mortalite oranı azalsa da yenidoğan menenjitinin morbidite oranı pek değişim göstermemiştir. Bu derlemede prematu¨re bebeklerde göru¨len sepsis ve menenjitin epidemiyolojisi, etiyolojisi, patogenezi, klinik bulguları ve yaklaşımının gözden geçirilmesi amaçlanmıştır.


Öz

Prematu¨re bebeğin doğumu bir beslenme acili olarak ele alınmalıdır. Total parenteral beslenme (TPB), enteral beslenme yeterli veya mu¨mku¨n olmadığında gerekli enerji, protein ve yağ desteğini sağlamak açısından bu¨yu¨k önem taşır. Erken ve ‘’agresif’’ beslenme yaklaşımının postnatal bu¨yu¨me geriliğini azalttığı, negatif nitrojen dengesini, esansiyel yağ asidi ve eser element eksikliğini engellediği ve bu¨yu¨meyi desteklediği gösterilmiştir. Enteral beslenme klinik olarak mu¨mku¨n olan en kısa zamanda başlanmalı ve TPB eş zamanlı olarak azaltılmalıdır. Prematu¨re bebeğin bu¨yu¨mesinin en iyi şekilde devam edebilmesi için yeterli miktarda besin öğelerinin verilmesine dikkat edilmelidir.


Öz

Yenidoğan yoğun bakım u¨nitelerinde (YYBÜ) teknoloji ve bilgi açısından kaydedilen iyileşmeyle beraber, çok du¨şu¨k doğum ağırlıklı (ÇDDA) bebeklerin artan yaşama oranları prematu¨riteye bağlı ortaya çıkan komplikasyonların sıklığını da artırmış ve bu bebeklerin tedavi ve takibinde yeni tıbbi uygulamaları gu¨ndeme getirmiştir. Prematu¨re bebekler, erken dönemdeki sorunlarının yanı sıra uzun dönem nörogelişimsel bozukluklar gibi fonksiyonel kısıtlılığa yol açan kronik komplikasyon ve sekeller açısından yu¨ksek riskli olduklarından ailenin olası riskleri, kısa ve uzun dönem izlemin önemini kavraması sağlanmalıdır. Prematu¨re bebeğin taburculuğa hazırlanmasında yönetim planı; bebeğin taburculuğa hazır olduğunun tespiti, aile ve ev ortamının hazırlığı, aile ve sağlık bakımını sağlayacaklar arasındaki iletişim, epikrizin hazırlanması ve taburculuk aşamalarını içermelidir. Bebeğin taburculuğa hazır olduğunu gösteren en önemli 4 fonksiyonel maturasyon göstergesi; termoregu¨lasyon, solunumun kontrolu¨ (apne takibi), solunumsal stabilite, beslenme/emme becerisi ve kilo alımıdır. Kapsamlı, iyi planlanmış bir yönetimle eve geçiş su¨recinin optimal şartlarda sağlanması, tekrar hastaneye yatış ve mortalite riskini azaltacaktır. Bu nedenle taburculuk hastaneye giriş anından itibaren başlayan bir su¨reç olmalıdır.


Öz

Taburculuk sonrasında özellikle ileri derecede preterm yenidoğanların nasıl besleneceği ile ilgili bilgiler az sayıda ve tartışmalıdır. Sınırlı kanıtlar taburculuk sonrasında preterm yenidoğanların “preterm formu¨lleri” ile beslenmesinin postterm 18 aya kadar bu¨yu¨me hızını artırdığını ve term formu¨llerle ve desteklenmemiş donor su¨tle beslenenlerle karşılaştırıldığında nörogelişimsel sonuçları iyileştirdiğini göstermekteyse de, desteklenmiş anne su¨tu¨nden daha iyi nörogelişimsel sonuçlara yol açmamaktadır. Taburculuk sonrası beslenmenin gözde seçeneklerinden biri olarak sunulan “taburculuk sonrası formu¨lu¨” ile beslenme ile ilgili eldeki son kanıtlar ise bu amaçla kullanımını desteklememektedir. Bu durum anne su¨tu¨nu¨n eşsiz yapısını bir kez daha kanıtlamakta ve formu¨llerin mu¨mku¨n olduğunca anne su¨tu¨ne en fazla benzeyecek şekilde u¨retilmesi gereğini ortaya koymaktadır. Taburculuk sonrası preterm yenidoğanın beslenmesinde hedef, anne su¨tu¨nu¨n idame ettirilmesi, besin eksikliklerinin en aza indirgenmesi, ve eksiklik saptandığında hızlıca du¨zeltilmesi ancak du¨zeltirken aşırı beslenmeye yol açılmaması olmalıdır. Bu hedeflere ulaşmada genel rehberlerden ziyade bu¨yu¨meyi , bu¨yu¨me kalitesini (yağsız vu¨cut ku¨tlesi gibi) ve bazı besin eksikliklerini temel alan bireysel yaklaşım önerilmektedir.


Öz

Serbest radikaller (FR), su¨rekli olarak endojen ve eksojen mekanizmalarla u¨retilen, kararsız, kısa ömu¨rlu¨ ve oldukça reaktif moleku¨llerdir. Canlı organizmalarda az miktarda serbest radikal u¨retilir ve normal hu¨cre reaksiyonları ve hu¨cre bu¨yu¨mesi için gereklidir. Yenidoğan döneminde hipoksi, iskemi, iskemi reperfu¨zyonu, hiperoksi, inflamasyon, mitokondriyal yetmezlik, proteine bağlı olmayan demir aşırı FR u¨retiminden sorumludur. FR'lerin tehlikeli etkileri, çok kararsız moleku¨l olma özelliklerine ve hu¨cre membranları, proteinler, polisakaritler, nu¨kleik asitlerden oluşan çoklu doymamış yağ asitleri ile reaksiyona girebilme yetenekleri ile bağlantılıdır ve bu da hu¨cre içinde işlevsel değişikliklere neden olur. Preterm bebeklerde antioksidan savunmanın yetersizliği ve reaktif oksijen tu¨rlerinin aşırı miktarda u¨retimi, periventriku¨ler lökomalazi, intraventriku¨ler kanama, bronkopulmoner displazi, prematu¨re retinopatisi ve nekrotizan enterokolit gibi yenidoğan hastalıklarının oluşumunda rol oynar. Bu yazıda pretermlerdeki neonatal hastalıkların patogenezinde serbest radikallerin etkisi tartışılmıştır.

Kitaplarımız

ÇOCUK ENFEKSİYONLARINA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

Selen Yayıncılık

150,00
İncele

Diyabet & Dermatolojik Hastalıklar

Selen Yayıncılık

35,00
İncele

Çocuklarda Antibiyotik Kullanım İlkeleri & Antibiyotikler

Selen Yayıncılık

30,00
İncele

Çocuklarda Ateş

Selen Yayıncılık

25,00
İncele

Asid Peptik Hastalıklar

Selen Yayıncılık

25,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.