Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar

Asid Peptik Hastalıklar

Selen Yayıncılık

50,00

30 Soruda Demir Çinko Birlikteliği

Selen Yayıncılık

60,00


Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Pediatri Dergisi Eylül - Ekim 2015

20,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 210,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 1309-0453
Online ISSN : .........
Dil : Türkçe
Cilt : 5
Yayın Periyodu :2 ayda 1 - Yılda 6 sayı
Yayın Türü :Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009

Uzm. Dr. Serdar NEPESOV - Prof. Dr. Haluk ÇOKUĞRAŞ

Özet

Anafilaksi, ani başlayan ve oÅNlüme yol acabilen ciddi sistemik bir hipersensitivite

reaksiyonudur. Hayat boyu prevalansının %0,3 olduğu düşünülmektedir. En sık

goÅNrülen tetikleyiciler besinler, ilaclar ve boÅNcek sokmalarıdır. Tanısı klinikkriterlere

dayanılarak konulur. Anafilaksi tanısı icin artmış histamin ve total triptaz düzeyi kullanılabilir

fakat bu testler anafilaksi icin spesifik değildir. Tedavide ilk secenek ilac

adrenalindir. 0,01 mg/kg dozunda max 0,3 mg cocukta intramusküler olarak uygulanır.

Hastalar taburcu edilirken ayrıntılı bilgilendirme yapılmalı ve gerekli endikasyonlarda

adrenalin otoenjektoÅNrü recetelenmelidir. Anafilaksi gelişen tüm hastalar ayrıntılı

inceleme icin bir allerji-immunoloji uzmanına yoÅNnlendirilmelidir.

Abstract

Anaphylaxis is a serious hypersensitivity reaction, wich begins rapidly and can

lead to death. The life time prevalence is estimated to be 0,3%. The most common

triggers are foods, medications, and insect stings. The diagnosis is based primarily

on clinical criteria. For diagnos is increased plasma histamine or serum total tryptase

level can be used but these tests are not specific for anaphylaxis. Adrenaline is the

first choise in the acute management of anaphylaxis. Adrenaline should be given 0,01

mg/kg (max 0,3 mg in children) intramuscularly. On discharge from hospital, patient

should be given detailed information and an autoinjectible epinephrine should

be prescribed in appropriate indications. All patients should be counseled to allergyimmunology

specialist.

 


Prof. Dr. Nihat SAPAN

 

Özet

Atopik Dermatitis (AD) sık g.rülen yaşamın ilk yılında .ocukların %10 – 20 kadarını

etkileyen inflamatuvar deri hastalığıdır. Şiddetli kaşıntı ve kızarıklıklarla karakterize

ve dalgalanmalarla giden bir seyir g.sterirHastaların .oğunda yaşamın ilk

yılı i.inde başlar. Bebeklerde sıklıkla yanaklarda ve ekstremitelerin dış yüzlerinde yerleşim

g.sterir. Daha büyük .ocuklarda sıklıkla diz ve dirsek eklemi i. yüzlerinde (popliteal

ve antekubital) yerleşim g.sterir. Hastalığın bulguları .ocuğun büyümesi ile kaybolur.

AD interl.kin 4 ve 5 ile birlikte IgE antikor sentezinin g.rüldüğü T-helper 2

hücre yanıtı ile karakterizedir. AD li .ocuklarda klinik olarak kanıtlanan besin allerjisi

sıktır. AD tedavisi derinin hidrasyonu ve topikal tedavi ile bulguların ortaya .ıkmasına

neden olan fakt.rlerin bulunması ve bunlardan korunmaya dayanır.

 

Abstract

Atopic dermatitis (AD) is a common inflammatory skin disorder affecting 10%-

20% of children during their first years of life. It is characterized by a pruritic, scaling

rash that follows a fluctuating course. Most of the patients, AD starts in the first

year of life. İnfants usually have involvement on the cheeks, chin, and extremities.

As the child ages, the rash typically transitions to classic involvement of the flexural

antecubital and popliteal fossae. The findings of AD frequently resolves when the

patient grows older. Acute AD characterized by type 2 T-helper cell responses with

production of interleukin-4, interleukin -5, and IgE antibodies. Clinically relevant

food allergies are more common in children with AD.

The treatment of AD requires a systematic, multifaceted approach that incorporates

skin hydration, topical therapy, identification and elimination of flare factors.


Uzm. Dr. Seda Şirin KÖSE - Prof. Dr. Özkan KARAMAN

Özet

Astım dünyada yaklaşık 300 milyon kişiyi etkileyen kronik inflamatuar bir hava yolu

hastalığıdır. Günümüzdeki tedaviler astımın immünopatolojik seyrini değiştirememekle

birlikte astım semptomlarının kontrol altına alınmasını sağlamaktadır. İnhale kortikosteroidler

astımın kontrol edici tedavisinin temelini oluşturmaktadır. Yeni geliştirilen

inhale kortikosteroidlerden siklesonid ve hidrofloroalkalen i.eren steroidler kü.ük

hava yollarında daha etkili bulunmuştur. Bronkodilat.r tedavi ise semptom giderici tedavide

etkilidir. Uzun etkili beta bronkodilat.r tedavi ile inhale steroid kombinasyon

tedavisi ile oral steroid kullanımını gerektiren astım ataklarının sıklığında azalma, akciğer

fonksiyonlarında ve semptomlarda düzelme, yaşam kalitesinde artma g.rülmüştür.

Tek başına l.kotrien resept.r antagonistleri, inhale steroid tedavisinden daha etkili

bulunmamıştır. Anti- IgE tedavi, sadece ağır alerjik astımda etkili bulunmuştur. Alerjen

immunoterapisi ise ila. tedavisinin azaltılmasında olduk.a etkili bir se.enektir. Bu

yazıda .ocukluk .ağı astım tedavisi ile ilgili yayınlanmış .alışmalar değerlendirilerek

tüm hekimlere y.nelik tedavi yaklaşımı ile ilgili bilgilendirmeler yapılmıştır.

 

Abstract

Asthma is a chronic inflammatory disease affecting approximately 300 million

individuals worldwide. Though current therapies can not modulate immunopathological

course of asthma, they are able to control asthma symptoms. Inhaled corticosteroids

are the basis of asthma controller therapy. The newly developed inhaled

corticosteroids like inhalers containing hydrofluoroalkane and ciclesonide are more

effective in the small airways. Bronchodilator therapy is effective in reliever treatment.

Long-acting beta-bronchodilator therapy in combination with inhaled steroid

treatment reduced the frequency of asthma attacks that requires the use of oral steroids,

improvement in lung function and symptoms were observed increase in quality

of life. Leukotriene receptor antagonists are not effective than treatment with inhaled

corticosteroids. Anti-IgE treatment is effective only in severe allergic asthma.

Allergen immunotherapy is highly effective in reducing drug treatment options. In

this article, published reviews were evaluated on childhood asthma treatment for informing

approaches for all physicians.


Prof. Dr. Zeynep TAMAY

Özet

İnek sütü alerjisi tüm dünyada süt .ocuklarında en sık g.rülen alerjidir. Bir.ok

semptoma yol a.abilir. Semptomlar erken (tipik olarak IgE aracılı) veya ge. başlangı.lı

(non-IgE aracılı) olabilir. Ayrıntılı alınmış bir anamnez tanı i.in esastır. IgE aracılı

reaksiyonlarda deri prik testi ve spesifik IgE düzeyleri tanıya yardımcıdır; bazı

vakalarda kesin tanı i.in besin yükleme testi gerekebilir. Non-IgE aracılı reaksiyonlarda

doğru tanıya ulaşmak i.in .nce sütün eliminasyonu ve sonra tekrar diyete sokulması

.nerilir. Tedavisi süt ve süt ürünlerininin diyetten tamamen .ıkarılması, yerine

besinsel olarak uygun bir alternatif formula verilmesidir. İSA .ocukların .oğunda

5 yaşına kadar ge.er. Kalıcı İSA olanlarda oral tolerans indüksiyonu umut verici,

yeni bir tedavi y.ntemidir.

 

Abstract

Cow’s milk allergy (CMA) is the leading cause of allergy in infants worldwide.

It may present with a wide variety of symptoms. Symptoms may be immediate (typically

IgE mediated) or late onset (non-IgE mediated). A detailed medical history is

essential for diagnosis. In IgE mediated reactions, skin prick tests and specific IgE

levels are helpful, a food challenge test may be needed to confirm the diagnosis. In

non IgE mediated reactions food elimination and reintroduction is recommended to

arrive correct diagnosis. The management of CMA is complete avoidance of cow’s

milk and cow’s milk products and dietary substitution with a nutritionally adequate

milk alternative. CMA resolves in the majority of children up to 5 years. Oral tolerance

induction is a novel promising treatment option in children with persistent CMA.


Uzm. Dr. Derya ÜNAL - Doç. Dr. Aslı GELİNCİK

Özet

Obezite ve astım dünya genelinde bir.ok bireyi etkileyen .nemli halk sağlığı sorunlarıdır.

Günümüzde bu iki hastalığın birlikteliğini g.steren veriler giderek artmaktadır.

Obezitenin astıma yol a.abildiğini destekleyen veriler bulunmaktadır. Kronik

sistemik inflamasyon, solunum fonksiyon değişiklikleri, adipokinler ve üreme hormonları

gibi endokrin fakt.rler obezite sonucunda saptanan ve astım gelişimine yol

a.tığı düşünülen durumlardır. Obezitenin astım gelişimi i.in olası bir risk fakt.rü olarak

değerlendirilmesinin yanı sıra astımı olan hastalarda hastalığın şiddetini arttırdığı

ve tedavi etkinliğini bozduğu da g.sterilmiştir.

Günümüzde obez hastalarda g.rülen astımın farklı bir fenotip olduğu tartışılmaktadır.

Bu durumun kabul edilebilmesi i.in obez hastalarda g.rülen astım patogenezinin

tam olarak anlaşılmasına ihtiya. vardır. B.ylece yeni tedavi se.enekleri geliştirilebilecektir.

 

Abstract

Obesity and asthma can widely affect many people all around the world and therefore

are considered as major public health problems. Data showing the association

between these two diseases are increasing. It is generally believed that obesity

can cause asthma. Chronic inflammation, respiratory function abnormalities, endocrine

factors like adipokines and genital hormones resulted by obesity are factors assumed

to cause asthma. Obesity is considered as a risk factor for asthma development

and furthermore it is shown to increase the asthma severity and worsen the asthma

control. Today, asthma in obese patients is discussed as a distinct phenotype. However,

this new phenotype can be accepted if the pathogenesis of asthma in obese

patients is fully understood. Thus, new treatment options can be developed.


Uzm. Dr. Deniz ÖZÇEKER

 

Özet

Ürtiker deride ge.ici olarak ortaya .ıkan kızarıklık, kabarma ve kaşıntı ile belirgin

bir hastalıktır. Akut ve kronik olarak klinik sınıflamanın yapılması tetikleyici etkenlerin

araştırılması ve klinik seyrin belirlenmesi a.ısından .nemlidir. Bu derlemede

güncel literatür ve kılavuz eşliğinde ürtiker klinik sınıflaması, tanı ve tedavisi g.zden

ge.irilecektir.

 

Abstract

Urticaria is characterized by transient erythematous, swelling and pruritic lesions.

Classification of the urticaria as acute and chronic urticaria provide a comprehensive

approach to detect trigger factors and estimate prognosis. In this article clinical

classification, diagnosis and treatment of urticaria is going to be evaluated according

to the current guidelines and literature.


Uzm. Dr. Raif COŞKUN - Prof. Dr. Suna BÜYÜKÖZTÜRK

Özet

Lâteks alerjisi, lâteks içeren gereçlerle sık temas eden kimselerde rastlanan ve özellikle sağlık çalışanlarında önemli sorunlara yol açabilen bir duyarlılık türüdür. Klinik belirtilerin şiddeti maruziyet süresi uzadıkça artar ve temas bölgesinde hafif deri kaşıntısından ciddi ve hayatı tehdit eden anafilâksiye kadar değişebilir. Tanı konulan kişilerde tek tedavi yöntemi lâteks içeren ürünlerle temastan kaçınılmasıdır. Bu nedenle bu tip hastalara ayrıntılı bilgi verilmesi ve operasyon gerektiğinde lâtekssiz bir ortamın sağlanması önemlidir.

Abstract 

Latex allergy is a hypersensitivity disorder seen in those who are exposed to latex material for a long time and causes important morbidity especially in health care workers. The intensity of clinical symptoms increases depending on the duration of exposure and ranges from mild pruritus to life threathening anaphylaxis. The only treatment option for those who are diagnosed as latex allergy is the avoidance of latex exposure. Thus, it is very important to give sufficient advice to the patients and to provide a latex free surgical environment when an operation is needed.


Uzm. Dr. Fatih DİLEK

Özet

Alerjik rinit (AR); hapşırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burun ve g.zde kaşıntı

ile karakterize immünglobulin E (İg E) aracılı bir solunum yolu hastalığıdır. Hastalık;

uyku, okul performansı ve hayat kalitesini belirgin olarak etkiler. AR ayrıca

astım, alerjik konjonktivit ve sinüzitle birlikte bulunabilir. AR tanısı hastalıkla uyumlu

hikaye, fizik muayene bulgularının bulunması durumunda klinik olarak konulur

ve alerjen spesifik İg E'nin g.sterilmesiyle doğrulanır. Duyarlı olunan alerjenden ka.ınma,

ila. tedavisi ve immünoterapi hastalığın günümüzdeki tedavi se.enekleridir.

AR'nin yeterli tedavisi hastada birlikte bulunması durumunda astım semptomlarının

da iyileşmesine katkıda bulunur. İmmünoterapi bazı hastalarda astıma ilerleyişi engelleyebilir.

 

Abstract

Allergic rhinitis (AR) is a chronic immunoglobulin (Ig) E mediated respiratory

disease characterized by sneezing, rhinorrhea, congestion, and nasoocular pruritus.

Disease significantly affects sleep, school performance and quality of life. AR also

occurs in association with asthma, allergic conjunctivitis or sinusitis. AR is diagnosed

clinically based on compatible history, physical examination findings and confirmed

presence of allergen spesific Ig E. Antigen avoidance, pharmacotherapy and

immunotherapy are the available treatment options. Adequate treatment improves concurrent

asthma symptoms and allergen specific immunotherapy might prevent asthma

in some cases.


Prof. Dr. Mehtap YAZICIOĞLU - Uzm. Dr. Pınar Gökmirza ÖZDEMİR

 

Özet

Steroid dışı antiinflamatuar ila.lar (NSAİ) tüm dünyada en sık re.ete edilen ila.lardır

ve NSAİ reaksiyonları tüm ila. reaksiyonlarının %20-25’ inden sorumludur.

Yalnızca duyarlı kişilerde g.rülen, ilacın dozu veya farmakolojik etkisi ile ilişkisi

olmayan B tipi reaksiyonlar NSAİ aşırı duyarlılık reaksiyonları olarak tanımlanır. Bu

reaksiyonlar immün (alerjik) veya immün olmayan (non alerjik) mekanizmalarla gelişebilir

ve ortaya .ıkış sürelerine g.re akut ya da ge. reaksiyonlar olarak sınıflandırılır.

Klinik bulgular astım, rinosinüzit, anafilaksi, ürtiker ya da ge. reaksiyonlar

şeklinde olabilir. Bu yazıda .ocuklarda NSAİ alerjilerine yaklaşım güncel rehberler

doğrultusunda değerlendirilmektedir.

 

Abstract

Non-steroidal anti-inflammatory drugs (NSAIDs) are the most commonly prescribed

class of drugs in the world and implicated in 20% to 25% of all adverse drug

reactions. Unpredictable reactions to NSAIDs, which are generally dose independent,

unrelated to pharmacologic actions of the drug, and occur only in susceptible subjects

are called NSAID-induced hypersensitivity reactions. They include immunologically

mediated (allergic) or and non-immunologically mediated (nonallergic) reactions,

and classified as acute or delayed reactions depending on the timing of the

symptoms after exposure to NSAIDs. Clinically, NSAID hypersensitivity is particularly

manifested by bronchial asthma, rhinosinusitis, anaphylaxis or urticaria, and

variety of late cutaneous reactions. In this article, the apporach to NSAID allergies

in children will be evaluated in accordance with current guidelines.


Prof. Dr. Esen DEMİR - Uzm. Dr. Ezgi ULUSOY

Özet

Astım yaş, cinsiyet, genetik ve .evresel fakt.rlerden etkilenen heterojen bir hastalıktır.

Hışıltı ise havayollarında daralma nedeniyle oluşan astımın en .nemli klinik

yansıması olup nonspesifik bir bulgudur. Hastalığın heterojen yapısından .türü

tekrarlayan hışıltısı olan infant ve kü.ük .ocukların gelecekte persistan astım geliştirme

riskini belirlemek zordur. Erken d.nemde astım alt tiplerinin belirlenmesi olası

astım gelişim yolaklarının belirlenmesinde .nemlidir. Bu nedenle son 30-40 yılda

çocukluk çağında alerji ve astım predikt.rlerini belirlemek amacıyla alerji ve astım

ile ilişkili .eşitli doğum kohort .alışmaları düzenlenmiştir. 1964’de düzenlenen

Melbourne doğum kohort .alışması ilklerden biridir ve sonrasında Tucson , ALSPAC,

PIAMA gibi iyi bilinen bir.ok doğum kohort .alışması düzenlenmiştir. Bu .alışmaların

sonucu olarak .eşitli hışıltı fenotipleri tanımlanmıştır. Epidemiyolojik ve

semptom ilişkili bu fenotipler kü.ük .ocuklarda hışıltı paternlerini tanımlamada ve

risk fakt.rlerini belirlemede kullanılmıştır. Bir.ok araştırma grubu tarafından bu fenotiplerin

astım risk fakt.rleri, akciğer fonksiyonları, atopi gelişimi, .ocuklukta gelişen

viral enfeksiyonlar, genetik polimorfizm a.ısından farklılık g.sterdiği belirtilmiştir.

Bu b.lümde bu hışıltı fenotiplerinde kısaca bahsedilecektir.

 

 

Abstract

Asthma is a heterogeneous condition with clinical expressions that depend on age,

gender, genetic background and environmental exposures. Wheezing, its major clinical

expression, is a nonspecific sign associated with airflow restriction through narrowed

airways. Because of the heterogeneity of the disorder, there is limited ability

to identify infants and young children with recurrent wheezing who are at increased

risk of developing persistent asthma. Identification of different subtypes of asthma in

early life is important to study potential pathways of asthma development. Long-term

birth cohort studies focusing on asthma and allergy have been initiated in the last 3-

4 decads to understanding childhood predictors of allergy and asthma. One of the first

cohort studies was designed in Melbourne in 1964 and afterwards several birth cohort

studies have been initiated. Tucson , ALSPAC, PIAMA are the most known birth kohort

studies. As a result of these kohort studies different wheeze phenotypes were identified.

Both epidemiologic and symptom-based phenotypes have been used to describe

patterns of wheezing in young children and identify associated risk factors.

It hasbeen shown by many research groups that these phenotypes

differ in risk factors for asthma development, lung

function, atopy development, number of encountered viral

infections at a young age, genetic polymorphisms. We

will rewiew these wheeze phenotypes below.


Uzm. Dr. Semra DEMİR

Özet

Mastositoz mast hücre proliferasyonuna bağlı olarak hem deri hem de sistemik

bulguların g.rüldüğü nadir klonal bir hastalıktır. Mast hücrelerinin .oğalması ve yaşam

sürelerinin uzaması ‘stem cell factor’ ile mast hücre yüzeyinde bulunan KIT resept.rünün

etkileşimine bağlıdır. Bu resept.rü kodlayan c-kit protoonkogeninde gelişen

mutasyonlar mast hücrelerinin aşırı .oğalmasına ve mastositoz gelişimine neden

olmaktadır. Mast hücreleri deride, gastrointestinal kanalda, solunum yollarında

ve lenfoid dokularda olduk.a fazla miktarda bulunur. Kaşıntı, flaşing, deri lezyonları,

ishal ve hayati tehlikesi olan anafilaksiye kadar geniş bir klinik yelpaze izlenir.

Bu bulgular mast hücrelerinde bulunan histamin, heparin, triptaz, kimaz, karboksipeptidaz

ve daha bir.ok mediat.rün salınması sonucunda gelişir. Tipik deri lezyonu

olan ürtikerya pigmentoza varlığında hastalığın tanınması kolaydır. Ancak deri

tutulumu olmadan idiyopatik anafilaksi, venoma bağlı anafilaksi, kronik ishal ya da

sebebi a.ıklanamayan osteoporoz gibi klinik bulgular varlığında tanı atlanabilmektedir.

Mastositoz tanısı Dünya Sağlık .rgütünün tanımlamış olduğu kriterlere g.re

konulmaktadır. .ocukluk .ağında genellikle sadece deri tulumu (kutan.z mastositoz)

g.rülür ve bu tablo adelosan d.nemde spontan kaybolur. Dolayısıyla kemik iliği

biyopsisi gibi ileri tetkiklerin yapılmasını gerektirmez. Ancak erişkinlerde deri lezyonları

varlığında hastalık yükünü belirlemek i.in kemik iliği incelemeleri yapılmalıdır.

Tedavide temel prensip mast hücre kaynaklı semptomların kontrol altına alınmasıdır.

Bu ama.la birinci ve ikinci kuşak antihistaminikler, H2 antagonistleri ve mast

hücre stabilizat.rleri kullanılır.

 

Abstract

Mastocytosis is a rare clonal disorder in which both dermatological and systemic

symptoms are observed due to mast cell proliferation. Proliferation and survival of

mast cells depend on the interaction between stem cell factor and KIT reseptor found

on the surface of mast cells. The mutations occured in the protooncogene c-kit which

encodes KIT reseptor lead to proliferation of mast cells and development of mastocytosis.

Mast cells are abundantly found on the skin, gastrointestinal tract, airways and

lymphoid tissues. Clinical symptoms including pruritus, flushing, skin lesions, diarrhea

and life-threatining anaphylaxis are caused by mediators released from mast cell

granules such as histamine, heparin, tryptase, chymase and carboxypeptidase. The diagnosis

of the disease is easy in the presence of typical skin lesions called urticaria

pigmentosa. However, clinical presentations present in mastocytosis such as idiopathic

or venom-induced anaphylaxis, chronic diarhea or osteoporosis without skin lesions may lead to misdiagnosis.

The diagnosis is made according to the criteria defined by World Health Organization.

In children usually skin involvement (Cutaneous Mastocytosis) is the sole manifestation of the disease and

lesions are regressed spontaneously in adulthood. Therefore,

further investigations including bone marrow biopsy are not required. However, in adults, in the presence of skin

lesions, bone marrow evaluations should be performed to determine the burden of the disease. The principal objective

of the treatment is to control the signs and symptoms of the disease caused by mast cell mediators. For this purpose

first and second generation antihistamines, H2 blockers and mast cell stabilizers can be used.


Doç. Dr. Emin ÖZKAYA - Uzm. Dr. Mebrure YAZICI

Özet

Çocukluk çağı Kronik kaşıntının, dermatolojik ve dermatoloji dışında bir.ok

nedeni olmasına rağmen esas olarak 2 cilt hastalığı olan Atopik Egzama (AE) ve Kronik

Spontan .rtiker(KSU) üzerine odaklanmıştır. Kronik kaşıntı her 2 hastalığın hakim

klinik .zelliğidir. Her iki hastalığın altında yatan birbirinden farklı pato-fizyolojik

mekanizmaların olması, pediatrik hastalarda kronik kaşıntı y.netiminde modern

ve bireysel yaklaşımlara ihtiyacı vurgulamaktadır. .ocukluk .ağı kronik kaşıntısına

en .nemli adım, kaşıntıyı hızla rahatlatmaya odaklı müdaheleler ve semptomsuz

cildin idamesi, .ocukların ve ailelerin yaşam kalitelerini en iyi koruyan yaklaşımdır.

Bu yaklaşım ayrıca düzenli tedavi y.netimini ve tedaviye uyumu kolaylaştırmaktır.

Yeni deneysel bulgular atopik egzama (AE) da ilaveten sedatize etmeyen

oral antihistaminiklerin kullanımını desteklememektedir. Kronik spontan ürtikerde

(KS.), AE ve kronik ürtikerde kaşıntının altta yatan ayrı ayrı/birbirinden farklı patofizyolojik

mekanizmalarla uyumlu olarak oral H1 antihistaminik kullanılabilir. Bu

.er.evede, .ocuk Hekimleri, hem hastanın hem ailenin yükünü dikkate almalı ve

pediyatrik hastaların karşılanamayan klinik ihtiya.larına dikkat .ekmelidir.

 

Abstract

Although chronic pruritus is associated with a number of both dermatologic and

non-dermatologic disorders, this discussion focuses primarily on two dermatologic

conditions, atopic egzama (AE) and chronic spontaneous urticaria (CSU). Chronic

pruritus is the predominant clinical feature of both diseases, and the distinct pathophysiologic

pruritic mechanisms underlying each of these diseases highlight the need

for a modern and individualized approach to managing chronic pruritus in pediatric

patients. The routine use of basic skin therapy, the escalation of topical medications,

according to severity and focused on rapid itch control, uninvolved skin management

and considering patients and caregivers qualify of life(QoL) assessments

are main therapy goals. New experimental findings do not support the use of nonsedating

oral antihistamines as adjuvant antipruritic therapy for AE. In CSU, oral H1-

antihistamine use is justified, consistent with the distinct pathophysiologic mechanisms

of itch underlying AE and CSU. Pediatricians must keep in in mind all encompassing

QoL assessments both patient and caregiver and should address outstanding

unmet clinical needs of pediatric patients.

Kitaplarımız

Aile Hekimliği Başucu Kitabı TÜKENDİ.

Selen Yayıncılık

0,00
İncele

30 SORUDA AŞI

Selen Yayıncılık

150,00
İncele

30 Soruda Demir Çinko Birlikteliği

Selen Yayıncılık

60,00
İncele

ÇOCUK ENFEKSİYONLARINA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

Selen Yayıncılık

250,00
İncele

Asid Peptik Hastalıklar

Selen Yayıncılık

50,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.