Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar

Pratik Neonatoloji

Tıbbi Yayınlar Merkezi

162,00


Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Aile Hekimliği Dergisi Temmuz -Ağustos 2018

25,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 210,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 1309-0461
Online ISSN :
Dil : Türkçe - İngilizce
Cilt : 10
Yayın Periyodu :2 Ayda 1 - Yılda 6 Sayı
Yayın Türü :Yerel - Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009 / Kargo karşı ödemelidir.

Öz

Preeklampsi değişik klinik tablolarla seyredebilen, preterm doğum, maternal vefetal/neonatal morbidite ile mortalitenin başlıca nedenlerinden biridir ve nörogelişim prob-lemlerine neden olabilmektedir. Çalışmamızda 32 hafta ve altında doğan preeklamptikanne bebeklerinin 36.aydaki nörogelişiminin değerlendirmesi ile majör sekel oranını, bi-lişsel, dil, ince ve kaba motor alanlarında gelişimsel gecikmenin varlığını ve oranını sap-tamayı amaçladık. 32 hafta ve altında doğan preeklamptik anne bebekleri ve başka ne-denlerden dolayı erken doğum yapmış normotansif annelerin prematüre bebekleri; ebe-veyn eğitim durumu, doğum öncesi ve doğum öyküsü, morbidite, fiziki gelişim, labo-ratuar sonuçları, nörolojik muayene ve Bayley nörogelişim testi ile değerlendirildi. 36preeklamptik anne bebeği ve 28 kontrol grubu olmak üzere toplam 64 preterm olgu dâ-hil edildi. Preeklamptik anne bebekleri ile kontrol grubu arasında erken dönem morbi-dite ve 36. ay nörogelişim açısından fark saptanmadı. Ancak kontrol grubuna göre be-yaz küre ve mutlak nötrofil sayısı, taburculuk kilosu persantili istatistiksel olarak anlam-lı derecede daha düşük saptandı.  Kız bebeklerin Bayley dil gelişim skorlarının erkek-lere göre daha yüksek olduğu ve 5.dk APGAR skoru ile Bayley indeks skoru arasındapozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptandı. Nörolojik muayenesindemajör nörolojik defisit olan bebeklerin Bayley dil gelişim ve motor skorlarının da anor-mal olduğu görüldü. Sonuç olarak  preeklampsinin erken doğan bebeklerde prematüre-liğin yanında artı bir risk oluşturmadığı görüldü. 

 

Abstract

Preeclampsia is a disorder of pregnancy leading to preterm birth, maternal and neo-natal mortality and morbidity and may cause neurodevelopmental problems. We aimedto evaluate the neurodevelopment of infants of preeclamptic mothers at 36 months ofage, namely majör neurological sequeale, cognitive, language, fine and gross motor ab-normalities and their prevalances. Infants of  preeclamptic mothers delivering before 32weeks of gestation were included into the study. Mothers who delivered before 32 weeks of gestation for another reason constituted the controlgroup. Parental educational status, prenatal and natal his-tory, morbidities, physical development, laboratory re-sults, neurological examinations and Bayley neurodevelop-mental scores were compared. There were 36 infants in thestudy group and 28 infants in the control group. There wereno statistically significant differences between both groupregarding early morbidities and 36th month neurodevelop-ment. In the study group, leukocyte and absolute neutrop-hil counts and weight at discharge were significantly lower.Bayley developmental scores were higher in the girls andthere was a positive correlation between the 5th minute Ap-gar scores and Bayley scores. Bayley scores were also lo-wer in infants whose neurological exams were abnormal. Weconcluded that preeclampsia does not pose an additional riskto preterm infants, apart from their own risks.


Öz

Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinden taburcu edilen bebeklerin uzun süreli takip-lerinin yapılması, gelişebilecek morbiditelerin erken ve zamanında tanınması ve teda-visi açısından büyük önem taşımaktadır. Ailelere bebeğin tıbbi sorunları ve muhtemelkomplikasyonlar ve sonuçlar hakkında uygun bir dille bilgi verilmeli ve bir check-listhazırlanmalıdır. Prematüre bebeklerin büyümesini incelerken ‘düzeltilmiş yaş’ kullanı-lır. Özellikle 1500 gramın altındaki bebeklerde ekstrauterin büyüme geriliği sıktır. Yük-sek kalorili ve düşük proteinli beslenen bebeklerde tartı alımı normal gibi gözükse bileyağsız vücut kitlesinin büyümesinin izlenmesi daha doğru bir yaklaşımdır. Anne sütü  bü-yümeyi yakalama için gerekli kaloriyi sağlayamaz ve bu nedenle anne sütünün güçlen-dirilmesi gerekir. 1. aydan sonra 2-3 mg/kg/gün demir takviyesi başlanmalı ve 12 ayakadar devam edilmelidir. ESPGHAN kronolojik yaş 17 haftaya (4 ay) ulaşmadan öncekatı gıdalara başlanmasını önermemektedir. Kronik veya rekürran hastalığı olan bebek-lerde uzun süreli vitamin kullanılması gerekebilir. Geçici nörolojik immatüritesi veyakalıcı nörolojik defisiti olan bebeklerde beslenme sorunları daha sıktır. Prematüre be-beklere uygun kronolojik yaşlarda tam doz aşıları yapılmalıdır. RSV enfeksiyonların-dan koruyabilmek için aylık palivizumab  kullanılabilir. Bronkopulmoner displazili be-bekler çevresel irritanlardan ve bulaşıcı hastalıklardan mümkün olduğu kadar korunma-lı ve araya giren hastalıklar hızlı bir şekilde tedavi edilmelidir. Ani bebek ölümü sendro-munu önleyebilmek için bebeklerin sırt üstü yatırılması önerilmelidir. Ayaktan takip edi-len hastalarda zamanı geldiğinde prematüre retinopatisi açısından göz hekimine mua-yeneye göndermek çocuk hekiminin görevidir. Retinopati tanısı konan hastaların, 6. ayda,2-3 yaşta, okula başlarken, ilkokul döneminde ve adolesan döneminde kırma kusurlarıve amblyopi açısından tekrar göz muayeneleri yapılmalıdır. 1500 g altında doğan tümbebeklerin düzeltilmiş yaşları 3 aylık olmadan önce işitme taramasını yapılır. İntraven-triküler kanamalar, hidrosefali, periventriküler lökomalazi ve konvülziyonlar, yakın ta-kibi gerektirir. Bu bebeklerin IQ’ları normal olsa da okulda öğrenme bozuklukları sık-tır ve genellikle eğitim yardımı veya özel eğitim gerekir. Dikkat eksikliği hiperaktivitebozukluğu ile otizm spektrum bozukluğu da bu bebeklerde sıktır.

 

Abstract

The follow-up of high risk infants discharged from theNeonatal intensive care units is a highly important healthissue in order to early recognition and treatment of morbi-dities. The families should be informed about the medicalproblems and possible complications of the babay and acheck-list may be prepared for the families. Corrected ageshould be used for the early evaluation of Preterm infants.Postnatal growth retardation is common especially in infants< 1500 grams. Feeding the infants with a high-calorie, lowprotein formula may result in adequate weight gain but cal-culation of lean body mass is a better measure for the eva-luation of these infants. Breast milk is not sufficient frequentlyto provide the needs of the infants, and it should be fortifi-ed. Iron should be started after 1 month at a dose of 2-3 mg/kgper day until 12 months. ESPHGAN does not recommendto start on solid foods before a chronological age of 17 we-eks (4 months). In infants with chronic or recurrent disea-ses, vitamins may be used for prolonged periods. Feedingsproblems are common in infants with permanent neurolo-gical deficits or transient neurological immaturity. Infantswith bronchopulmonary dysplasia should be prevented fromenvironmental irritants and contagious diseases as much aspossible and intermittant illnesses should be treated imme-diately. These infants should be left to sleep on theirbacks, in fear of SIDS. It is the duty of the pediatrician torefer them to the ophthalmologist at the appropriate age forROP screening. In infants with ROP, eye examinations sho-uld be repeated at 6 months, 2-3 years and preschool age foramblyopia and refraction errors. All infants < 1500 gramsshould have a hearing screening before 3 months of age. In-fants with intraventricular hemorrhages, hydrocephalus, pe-riventricular leukomalacia and seizures  should have closefollow-up. Even if they have normal IQs, learning disordersare common at school and they may need special educati-on. Attention deficit hyperactivity disorder and autism spec-turm disorders are also common in these infants.


Öz

Hem intrauterin dönemde, hem de doğumdan sonra dış ortam ile iletişimi sağlayanyenidoğan derisinin; termoregülasyon, mekanik direnç, sıvı-elektrolit dengesinin korun-ması ve dış ajanlara karşı koruma gibi yaşamsal fonksiyonları vardır. Bu fonksiyonlardoğumdan sonra ilk iki yıl devam eden gelişim ve değişim süreci ile sağlanır. Doğum-da ve izleyen dönemde deride geçici bazı değişiklikler veya sorunlar olabilir. Bu sorun-ların büyük kısmı; deride maturasyonun tamamlanmasıyla genellikle ortadan kalkan, be-nign seyirli,  geçici veya fizyolojik olarak sınıflandırılan dermatozlardır. Ancak bu dö-nemde bir takım dermatolojik hastalıklar, ciddi morbidite ve mortalite kaynağı olması-na karşın benign klinik tablolarla büyük benzerlik gösterebilmektedir. Yenidoğanın der-matolojik muayenesi geçici benign, tedavi gerektirmeyen dermatozlarla; postmatürite,anoksi gibi neonatal distrese bağlı durumların ve tedavi edilmesi gerekli ciddi hastalıktablolarının ayrımı ile konjenital hastalıkların erken tanı ve tedavisi açısından önem arzetmektedir.

Abstract

The neonate skin, which provides communication with the outer environment both du-ring intrauterine period and also after birth has vital functions such as thermoregulation,mechanical resistance, maintaining fluid-electrolyte balance and protection against exter-nal factors. These functions are provided by some ongoing changes and development pro-cess in the first 2 years of life. There can be some temporary changes and problems of theskin during the birth and the progressing period. Most of these issues are temporary or physio-logical dermatoses which are benign in nature and generally disappears as the completi-on of skin maturation. However, some skin disorders although they are the reason of se-rious morbidity and mortality, may resemble benign clinical situations in this period. Der-matological skin examination of newborn has vital importance in early diagnosis and tre-atment of congenital diseases and in differentiating between dermatoses which is tempo-rary, benign, or does not require treatment; conditions due to neonatal distress such as post-maturity and anoxia and severe diseases that require treatment.


Öz

Ulusal yenidoğan tarama programı (UYTP) ile yenidoğan döneminde klinik bulguvermeyen ancak tanıda gecikildiğinde ciddi morbidite ve mortaliteye yol açan hastalık-ların erken tanınıp, tedavisine başlanabilmesi için popülasyonun en az %95’inin taran-ması ve bu şekilde komplikasyonların önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Metabolik, en-dokrinolojik veya genetik bozuklukların tanınması için postnatal 36-72. saatte her be-bekten kapiller kuru kan ile hipotiroidi, feniketonüri (FKU), biyotidinaz eksikliği ve kis-tik fibroz (KF) taraması yapılmaktadır. Ülkemizde taburculuk öncesi her bebeğe uya-rılmış beyin sapı cevabı (ABR)  ile  işitme taraması yapılmakta ve gereklilik durumun-da bir referans merkeze yönlendirilmektedir. Yenidoğan tarama programına henüz da-hil olmasa da, basit ve non-invaziv bir yöntemle uygulanabilen, maliyeti düşük ve et-kin bir tarama yöntemi olan nabız oksimetri ile kritik konjenital kalp hastalığı (KKKH)taraması da giderek artan sıklıkla uygulanmaktadır. Gelişimsel kalça displazisinin (GKD)erken tanı ve tedavisi için bebekler taburculuk öncesi muayene ile değerlendirilmekte,takiben kalça ultrasonografisi (USG) ve ortopedist muayenesi için ilk 3-6 hafta içindeyönlendirilmektedir.  Kırmızı refle testi yenidoğan muayenesinin zorunlu bir parçası olupgörme aksında yer alabilecek katarakt, korneal opasite, retinablastom ve retina dekol-manı da dahil pek çok patolojinin belirlenmesinde kullanılır.

Abstract

The aim of the National Neonatal Screening Program is to detect diseases that do nothave symptoms in the early neonatal program but may lead to severe disabilities if notdiagnosed and treated early. If at least 95% of the population is screened, complicationsdue to these diseases may be prevented. Screening for metabolic, endocrinologic and ge-netic diseases is performed by obtaining capillary blood samples 36-72 hours after birthin every infant. In this way, phenylketonuria, hypothyroidism, biotinidase deficiency andcystic fibrosis may be diagnosed early. On the other hand, every infant undergoes hea-ring screening by automated brainstem reflexes and referred to an appropriate center ifneeded. Although it is not compulsory, screening for congenital heart disease may be per-formed by an non-invazive, cheap and effective method. Infants are evaluated for deve-lopmental hip dysplasia before discharge and screening is performed by hip ultrasonog-raphy at 3-6 weeks. Red reflex test is a part of physical examination of the newborn andmay give clues for cataracts, corneal opacities, retinablostoma and retinal detachment. 


Öz

Yenidoğanda rektal olarak ölçülen vücut sıcaklığının 38ºC ve üzerinde olması ateşolarak tanımlanır. Mekanizması tam belli olmamakla beraber, ateşin, ısı üretimi ve tü-ketimi arasındaki kompleks ilişkilerdeki bozukluktan kaynaklandığı düşünülmektedir.Yenidoğanda enfeksiyonlar veya enfeksiyon dışı birçok neden ateşe neden olabilir. Buyaş grubunda ateşin en sık nedeni, viral enfeksiyonlardır. Bakteriyel patojenlerden ise,başta Escherichia coli olmak üzere diğer gram negatif patojenler  en sık etkenlerdir. Ate-şi olan tüm yenidoğanlar, genel durumları iyi olsa bile, hastaneye yatırılmalı ve enfek-siyon açısından değerlendirilmelidir. Ciddi bakteriyel enfeksiyon tanısını koymada (ilk72 saatten sonra) CRP ve prokalsitoninin birlikte gönderilmesi daha değerlidir. Löko-sit sayısının tek başına enfeksiyonu belirlemedeki duyarlılığı düşüktür. Yenidoğan be-beklerde, vücut sıcaklığının 36,0-36,4ºC arasında olması hafif hipotermi (soğuk stresi),32,0-35,9ºC arasında olması orta derecede hipotermi ve 32ºC altında olması ise ciddi hi-potermi olarak tanımlanır. Preterm yenidoğanlarda hipotermi riski term yenidoğanlaragöre daha da fazladır. Hipotermiye müdahale edilmezse tüm vücutta soğukluk,emmede/aktivitede azalma ve zayıf ağlama ortaya çıkar.  Hipoglisemi, hipotalamik/oto-nomik santral patolojiler, enfeksiyonlar, endokrin/metabolik hastalıklar, santral sinir sis-teminde depresyon ve kalori alımında azalma hipotermi ayırıcı tanısında düşünülmeli-dir. Hipotermisi olan yenidoğan bebek, mümkün olan en kısa sürede ancak çok hızlı ol-madan ısıtılmalıdır.

Abstract

Fever in the neonatal period is defined as a body temperature above 38 C. Althoughthe exact mechanisms are unknown, fever results from a dispruption of complex relationsbetween heat production and heat loss. Many infectious or non-infectious causes may leadto fever. Most common infectious agents are viruses. Bacterial agents include E coli andother gram negative pathogens. All newborns who have fever should be admitted to thehospital and evaluated for infections even if they look well.  Evaluation of procalcitoninand CRP is better in diagnosing serious bacterial infections in the first 36-72 hours of life.Leukocyte count is insufficient to diagnose an infection. In newborn infants, a body tem-perature of 36.,0 – 36,4 is known as mild hypothermia (cold stress), 32,0 – 35,9 C is known as moderate hypothermia and below 32 C is diagnosed as se-vere hypothermia. Risk of hypothermia is larger in preterminfants. If not treated, hypothermia may result in whole bodycoldness, loss of activity and suck, and weak cry. Differen-tial diagnoses include hypoglycemia, hypothalamic and au-tonomic dysfunction, infections, endocrine and metabolic di-seases, central nervous system depression and decreased ca-loric intake. A hypothermic infant should be warmed as soonas possible, but not too quickly. 


Öz

Anne sütü, hem bebek hem de anneye çok sayıda yararı olan eşsiz bir besindir. Bukadar önemli bir besin kaynağı, bazen annenin çeşitli nedenlerle kullandığı ilaçların annesütüne geçip bebeği olumsuz etkileyebileceği endişesi ile aileler tarafından, bazen de bukonuda bilinçli olmayan sağlık çalışanları tarafından gereksiz yere kesilebilmektedir. Oysa,ilaçların anne sütüne geçişini belirleyen birçok faktör bulunmaktadır ve çoğu ilacın dayenidoğan döneminde herhangi bir olumsuz etkisi rapor edilmemiştir. Bu yazıda emzi-ren annelerde ilaç kullanımı ve bu ilaçların yenidoğan bebeklere etkileri gözden geçi-rilerek, sağlık çalışanlarının anne sütünün gereksiz yere kesilmemesi konusunda bilin-çlendirilmesi amaçlanmıştır.

Abstract

Breast milk is a unique food that has many benefits for both baby and mother. Suchan important food source can discontinued unnecessarily sometimes by unconscious he-alth care workers in this regard, sometimes by families with the concern that the drugswere used by the mother for various reasons may transition to the breast milk and ad-versely affect the baby. However, there are many factors that determine the transitionof drugs to the breast milk and most of the drugs have not been reported to have any ad-verse effects in the neonatal period. In this article, it is aimed to raise awareness of he-alth care workers about the unnecessary discontinuation of breast milk by reviewing theuse of the drugs in breastfeeding mothers and their effects on newborns. 


Öz

Bir kaç istisna dışında metabolik hastalıkların büyük çoğunluğu otozomal resesif ka-lıtım gösterir. Metabolik hastalıklar intrauterin dönemden başlayarak erişkin dönem da-hil geniş bir zaman aralığı içinde kendini gösterebilir. Doğumsal metabolik hastalıklarentoksikasyon tipi, enerji eksikliği tipi ve karışık tip doğuştan metabolizma hastalıklarolarak 3 tipte değerlendirilir. Entoksikasyon tipinde embriyo-fetal gelişim etkilenmez,semptomsuz bir ara dönemden sonra klinik işaretler ortaya çıkar. Enerji metabolizma-sı hastalıkları sitoplazmik ve mitokondrial enerji yetersizliği şeklinde olabilir. Bunlar do-ğumda klinik verir. Ara dönem yoktur. Kompleks molekül metabolizması bozukları iseAraya giren infeksiyonlardan veya besin alımından etkilenmez ve yenidoğan dönemin-de hidrops fetalise neden olabilirler. Metabolizma hastalıklarında öykü, fizik muayenebulguları ve laboratuar bulgularına göre oluşturulmuş algoritmalar kullanılarak tanıyavarılabilir. Tandem mass spektrometri ile birçok hastalığın tanısının konması mümkün-dür. Hastalıktan şüphelenmek tanının birinci basamağı olup ön tanı konulduktan sonrabir metabolizma uzmanına danışmakta fayda vardır.

Abstract

With some exceptions, most of the inherited metabolic disesases follow an autoso-mal recessive pattern. Metabolic diseases may affect the infant starting from the intrau-terine period until adulthood. Inherited metabolic disesases may be intoxication type, energydeficiency type or mixed type. In the intoxication type metabolic diseases, embryonicand fetal development is not affected and the clinical signs appear after a symptom-freeinterval. Energy deficiency type metabolic diseases may be either in the cytoplasm orin the mitochondria and they present immediately after birth, without a symptom-freeinterval. Complex metabolic diseases are not affected by the type of nutrition or an in-tervening infection but may present with hydrops fetalis in the neonatal period. The di-agnosis of metabolic diseases may be reached by using various algorithms designed ac-cording to the history, physical examination and laboratory findings. Most of the disea-ses may be diagnosed by tandem mass spectrometry. Suspicion is the first fundemantalstep for diagnosis and after the first diagnosis a consultation with a metabolic diseasesspecialist is warranted. 


Öz

Yenidoğanların en az üçte ikisinde yaşamın ilk haftasında klinik olarak sarılık görü-lür. Zamanında tanı konup tedavi edilmeyen yüksek bilirubin düzeyleri bilirubin ense-falopatisi ve ciddi nörolojik sekellere neden olur. Patolojik sarılık, gebelik haftası 35 veüzerindeki bebeklerde STB değerinin bilirubin nomogramında %95 persentil ve üzerin-de olması ile tanımlanır. Bu nedenle yenidoğan sarılığı izleminde ana amaç ağır hiper-bilirubinemi gelişimini ve bilirubin ensefalopatisini önlemektir. Yeterli ve başarılı em-zirme elzemdir. aileler uygun beslenme ve sarılık konusunda bilgilendirilmelidir. Bili-rubin  düzeyleri bebeğin yaşına göre bilirubin nomogramında yorumlanmalıdır. Yeni-doğan döneminde Direkt hiperbilirubinemi her zaman patolojiktir. Taburculuk sonrasıher kontrolde yenidoğanın ağırlığı, ağırlık kaybı yüzdesi, beslenmesi yanında idrar, gai-ta sayı ve rengi, sarılık olup olmadığı değerlendirilmelidir. Term bebeklerde iki hafta-dan, preterm bebeklerde üç haftadan uzun süren sarılıklar uzamış sarılık olarak tanım-lanır. Anne sütü sarılığına dikkat etmek gerekir. Tedavide sıklıkla fototerapi kullanılır.

Abstract

Almost two thirds of newborn experience jaundice in the first week of life. Untrea-ted high bilirubin levels which are not diagnosed timely may lead to bilirubin encepha-lopathy and severe neurologic sequaela. Pathologic jaundice is defined as a bilirubin le-vel above the 95th percentile in infants larger than 35 gestational weeks. Main goal oftreatment in these infants is to prevent severe hyperbilirubinemia and bilirubin encep-halopathy. Sufficient and successful breastfeeding is essential. Parents should be infor-med about appropriate feeding methods and about jaundice. Bilirubin levels are evalua-ted by the bilirubin nomogram according to the age of the infant. Direct hyperbilirubi-nemia in the newborn period is always pathologic. In every clinical visit after dischar-ge from the hospital, the weight of the infant, percentage of weight loss, nutritional sta-tus, frequency, color and amount of urine and stools and presence of jaundice should beinvestigated. Prolonged jaundice is defined as jaundice persisting longer than 2 weeksin term infants and longer than 3 weeks in preterm infants. Breast feeding jaundice sho-uld be a consideration. Phototherapy is the method of treatment in most cases. 


Öz

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) ilk 6 ay boyunca sadece anne sütü alınmasını tav-siye etmesine karşılık ülkemizde 4-5 aylık bebeklerin sadece %10’u bu şansa sahiptir.Prematüre ve riskli bebeklerin gastrointestinal sistemin (GİS) maturasyonunu sağlamakve enfeksiyonlardan korumak amacıyla 3-5 gün süreyle az miktarda beslenmesi mini-mal enteral beslenme olarak bilinir. Prematüre bebeklerde eğer ciddi bir kontrendikas-yon sözkonusu değilse beslenme ilk gün hatta ilk 6-12 saat içinde başlatılmalıdır. Nor-mal yenidoğanlar için en uygun beslenme şekli kendi annesi tarafından emzirilmesidir.Kolostrum bebeğin ilk aşısı özelliğindedir. 100 ml anne sütünde yaklaşık 1,3 gr prote-in, 4,2 gr yağ, yaklaşık 7 gr karbonhidrat bulunmaktadır. Tensel temasın anne ve bebekarasındaki etkileşim artırdığını, emzirme için fırsat olduğu, termoregülasyon, ağrı yö-netimi, rahim dışı yaşama daha kolay geçiş gibi yararları olduğunu vurgulamıştır. Tar-tı kaybı 5-6. günde %7’den fazla ise yakın takip edilmelidir. Beslenme desteğinde ilkseçenek annenin kendi sütünün sağılıp verilmesidir. İkinci seçenek, varsa süt annedentemin edilecek ya da banka sütü, yoksa formül mamalardır.

Abstract

World Health Organization recommends that all infants should receive breast milkin the first 6 months, but in our country only 10% of infants have this opportunity. Mi-nimal enteral feeding is defined as feeding with small amounts for 3-5 days of preterminfants or infants with high risk. Feeding should be started in all preterm infants withthe first 6-12 hours if no contraindications exist. For normal newborn infants, the bestmethod of feeding is breast feeding. Colostrum may be considered as the first vaccina-tion of the infant. 100 ml breast milk contains approximately 1,3 grams of protein, 4,2grams of fat and 7 grams of carbohydrates. Skin-to-skin contact with the mother and in-fant is important because it increases the interaction, is an opportunity for breast feedingand beneficial in thermoregulation, pain control and adaptation to extra-uterine life. Ho-wever, if weight loss is more than 7% in the 5-6th day, the infants should have close fol-low up. If own mother’s milk is not available, donor milk or a formula may be used. 


Öz

31. gestasyonel haftada sezeryan ile 1990 gr ağırlığında doğan erkek bebek, yeter-siz solunum çabası ve hidropik görüntüsü nedeniyle yenidoğan yoğunbakım ünitesinealındı. Fizik muayenesinde genel durumu çok kötü, cilt ödemli, hipotonik, vücutta yay-gın peteşi ve ekimoz mevcuttu. Batın distandü idi ve hepatosplenomegalisi vardı. Ba-tın ultrasonografisinde asit görüldü. Laboratuvar tetkiklerinde lökositoz, anemi, trom-bositopeni ve karaciğer fonksiyon testlerinde bozukluk, direkt hiperbilirubinemi, hiper-ferritinemi, AFP yüksekliği  saptandı.  Sepsis ve neonatal hemokromotoz ön tanıları ileantibiotik, IVIG ve destek tedavileri başlandı.  TORCH tetkiklerinde Venereal DiseaseResearch Laboratory(VDRL) yüksek  saptanması üzere Treponema Pallidum Hemag-lutinasyon Assay (TPHA) testi de yüksek titrede pozitif saptandı. Anne ve babası ince-lendi ve her ikisinde de TPHA testi yüksek titrede pozitif bulundu. Antibiotik tedavisikristalize penisilin olarak değiştirildi. Anne ve babası enfeksiyon bilim dalına yönlen-dirilerek tedavileri yapıldı. Prematürite açısından da gerekli bakım ve takipleri yapılanhasta postnatal 69. günde taburcu edildi. Aile öyküsü olmamasına rağmen şüpheli du-rumlarda konjenital sifiliz akılda tutulması gereken bir hastalıktır.

Abstract

A newborn boy was admitted to the neonatal intensive care unit because of prema-turity (31 weeks gestation), respiratory distress and hydrops. His birthweight was 1990grams. On physical examination; he was not looking well with skin edema, hypoto-nia, multiple petechia and purpura, distended abdomen and hepatosplenomegaly. As-cites was found on abdominal ultrasonography. Laboratory workup revealed leukocy-tosis, anemia, trombocytopenia, high liver function tests, direct hyperbilirubinemia,hyperferritinemia and high AFP levels. He was started on antibiotics, IVIG and othersupportive treatment with a diagnosis of sepsis or hemochromatosis. However, in hisTORCH tests, VDRL was high, upon which a TPHA test was sent, and it was also po-sitive in very high titers. His mother and father was also tested for TPHA, which wereboth high. He was started on crystalized penicillin therapy and his parents were trea-ted in the Infection department. His routine follow up and treatment for prematurityand related disorders were completed and he was discharged on day 69 of life. In sus-pected cases, we should always remember congenital syphilis in differential diagno-sis even if there is no family history. 

Kitaplarımız

Asid Peptik Hastalıklar

Selen Yayıncılık

50,00
İncele

30 Soruda Grip

Selen Yayıncılık

100,00
İncele

Çocukluk Çağında Meningokok Hastalıkları

Selen Yayıncılık

100,00
İncele

TUS VE YDUS İÇİN YENİDOĞAN SORU BANKASI

Selen Yayıncılık

60,00
İncele

30 SORUDA ÇOCUKLARDA BESİN ALERJİLERİ Besin Alerjisi Nedir Ne Değildir?

Selen Yayıncılık

250,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.