Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar



Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Aile Hekimliği Dergisi Ocak - Şubat 2019

35,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 210,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 1309-0461
Online ISSN :
Dil : Türkçe - İngilizce
Cilt : 11
Yayın Periyodu :2 Ayda 1 - Yılda 6 Sayı
Yayın Türü :Yerel - Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009 / Kargo karşı ödemelidir.

Öz

Amaç:  Bu çalışmada Van ilin'de çalışan aile hekimlerinin akılcı antibiyotik kulla-nımı konusunda bilgi ve tutumlarının belirlenmesi amaçlandı.

Yöntem: Aile hekimlerinin akılcı antibiyotik kullanımı konusunda bilgi ve tutum-larını ölçmek için Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun Akılcı İlaç Kullanımı sayfa-sında yer alan 'Hekim Anketi' uygulandı. Anketler 1. basamakta görev yapan 550 heki-me iletildi. Anketlerde 18 ana ve alt sorularla birlikte 39 sorudan oluşmakta idi. VerilerSPSS (Statistical Progam for Social Sciences) paket programında analiz edildi.

Bulgular:Bu çalışmaya 2017 yılında Van ili'nde birinci basamak sağlık hizmetlerin-de aile hekimi olarak çalışan 550 kişiden 80 (%14,54) kişi dahil edildi. Yaş ortalaması33.5±4.6 yıl idi. 42 (%52,5) 'i kadın, 38 (%47,5)'i erkek idi. Çalışmaya katılanların 69(%86,25) 'u pratisyen hekim, 11 (%13,75) 'i aile hekimliği uzmanı idi. Mezuniyet son-rası 60 (%75) aile hekimi akılcı antibiyotik kullanımı ile ilgili eğitim alırken, mezuni-yet öncesi eğitim alan aile hekimi sayısı 53 (%66,2) idi.

Sonuç:Aile hekimlerine uygun antibiyotik seçimi konusunda mezuniyet öncesi vemezuniyet sonrasında eğitimler verilmelidir. Topluma ise gereksiz antibiyotik tüketimikonusunda bilgilendirilmelidir.

 


Öz

Amaç:2015-2018 yılları arasında çocuk acil servise başvuran ve ilaç intoksikasyonu tanısı ile hastanemiz Çocuk Yoğun Bakım Servisi ve Çocuk Sağlığı Hastalıkları Ser-visi’ne yatırılan olguların demografik ve klinik özelliklerinin incelenmesi, takip ve te-davi uygulamaları ile sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Yöntem:Çocuk acil kliniğine intoksikasyon ve suicid nedeniyle başvuran yaşları 0-18 arasında değişen 186 akut zehirlenme olgusu retrospektif olarak değerlendirildi.

Bulgular: Olguların yaş ortalaması 7.41’ yaş idi. İlaç intoksikasyonları arasında ensık kullanılan ilaçlar %26.9 oranla analjezik ilaçlar olup ardından %19.4 ile psikiyatrikve nörolojik ilaçlar gelmekteydi. İlaç intoksikasyonu ile takip edilen hastaların %59.1ile kız idi. Çalışmada suicid amaçlı intoksikasyon oranı %34,4 olarak bulunmuştur İlaçintoksikasyonu ile başvuran hastalarımızdan %27.4 toksik dozda olup %43 oranla alı-nan doz bilinmeyip takip ve tedaviler için toksik dozda aldığı kabul edilerek uygun tedavi ve izlem yapılmıştır. Çalışmadaki hastalarımızın %63.4’ü bir günlük gözlem ve te-davi süreci sonrası taburcu edilmiştir

Sonuç:Başlıca zehirlenme nedeni ailenin dikkatsizliği nedeniyle çocuğun kazara ilaçalımıdır. Suicid  amaçlı zehirlenmeler daha az sayıdadır. Aileler, ilaç üreticileri, hekimler tarafından alınacak önlemlerin yanı sıra, ülkemiz genelindeki zehirlenmelerin epi-demiyolojik özelliklerinin belirlenmesi, çocukluk çağı zehirlenmelerinin önlenmesine,mortalite ve morbiditesinin azaltılmasına önemli katkıda bulunacaktır.

Abstract

The aim of this study was to investigate the demographic and clinical characteristicsof children who were admitted to the Pediatric Emergency Department of the PediatricIntensive Care Unit and Pediatric Hospital with the diagnosis of drug intoxication bet-ween 2015-2018.A total of 186 acute intoxication cases, aged 0-18 years, who were admitted to pe-diatric emergency clinic due to intoxication and suicid were evaluated retrospectively. The mean age of the patients was 7.41 yaş years. Among thedrug intoxications the most commonly used drugs were anal-gesic drugs with a rate of 26.9%, followed by psychiatricand neurological drugs with 19.4% and 59.1% of the pati-ents followed-up with drug intoxication were female.In this study, suicid intention rate was found as 34.4%.In our study, 27.4% of the patients presenting with drug in-toxication were in toxic doses. 63.4% of our patients weredischarged after one day of observation and treatment peri-od. The main cause of poisoning is the child's accidental drugintake due to family carelessness. Suicid poisonings are less.In addition to the precautions to be taken by the families, drugmanufacturers and physicians, the determination of the epi-demiological characteristics of poisonings in our country willcontribute significantly to the prevention of childhood poi-soning and to decrease the mortality and morbidity.


Öz

Palyatif bakım merkezleri terminal dönem hastalarının  yaşam kalitesinin artırılma-sı, ağrı tedavisi, hasta ve hasta yakınlarına  psikososyal destek verilmesi, hastaların sondönemlerini daha az ağrı duyarak geçirmelerini sağlamayı amaçlar. Palyatif bakım mer-kezleri hizmetlerini ekip olarak yürütür. Bu ekipte; doktor, hemşire, psikolog, fizyote-rapist, diyetisyen, sosyal hizmet uzmanı ve hasta bakıcılar yer alır. Palyatif bakım mer-kezlerinde genellikle Alzheimer tipi demans hastalığı olanlar, serebrovasküler hastalık-lar, kanser hastaları ve dekübitus ülserli hastalar yatmaktadır. Ülkemizde palyatif bakımmerkezlerinin sayısı ve niteliği giderek artsa da henüz yeterli düzeye ulaşmamıştır. Buçalışmanın amacı Sağlık Bakanlığı Ordu Üniversitesi Hastanesi palyatif servisinde ya-tan hastaların hastalık prevelansının belirlenmesi ve palyatif servisinde yatan hastalar-da dekubitus ülseri görülme sıklığının ve hastalık ilişkisinin ortaya konulmasıdır.

Abstract

Palliative care centers aim to improve the quality of life of the patients in the termi-nal period, to treat the pain, to provide psychosocial support to the patients and their re-latives, and to ensure that the patients spend their last periods with less pain. Palliativecare centers as a team executes its services. In this team; there are doctors, nurses, psycho-logists, physiotherapists, dieticians, social workers and nurses. There are  usually pati-ents with alzheimer type dementia, cerebrovascular patients, cancer patients, and decu-bitus ulcer patients in palliative care centers. Although the number and quality of pal-liative care centers in our country has increased gradually, it has not reached an adequa-te level yet. The aim of this study is to determine the prevalence of disease in patientswho are hospitalized in the palliative care unit of the Ministry of Health Ordu Univer-sity Hospital and to reveal the incidence of decubitus ulcer and the relationship betwe-en them.


Öz

Toplumsal sistemin temel yapı taşı bireyler, bireylerden oluşan en temel birimi iseailedir. Kişilerin beden ve ruh sağlığı için gerekli sevgi, şefkat, yakın ilgi ve bakım bu-labilecekleri en doğal ortam olan aile, toplumsal hayat açısından önemli işlevler yerinegetirmektedir. Kişilerin sağlıklı bireyler olmaları, yaşadıkları ailenin işlevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirmesi ile mümkündür. Aile sağlığı ise her bir bireyin iyiliğindenhastalığına doğru uzanan bir dağılımda aile işlevlerinin nasıl iyi olabileceği ile ilgilidir.Aile normalitesini, ailenin sağlıklı olup olmamasına paralel gören uzmanlara göre sağ-lıklı aile normaldir. Ailenin işlevlerini sağlıklı olarak yerine getirmesini önleyen sorun-ların tanımlanması ailelere verilecek sağlık hizmetlerinin iyi bir şekilde planlanması açı-sından hayati önemdedir. Bu nedenle sağlık sorunlarını biyopsikososyal boyutlarıyla elealan birinci basamak Aile Hekimliği sağlık hizmetlerinin gerçekçi bir şekilde yürütülmesi ve kalitesinin arttırılabilmesi için ailelerin işlevlerini sağlıklı bir şekilde yerine ge-tirip getirmediğinin anlaşılması gerekmektedir.

Abstract

Individuals are the basic unit of the social system, the most basic block is the familyof individuals. The family, which is the most natural environment where people can findlove, compassion, close attention and care that are necessary for their physical and men-tal health, completes important functions in terms of social life. Individuals’ well beingis possible with the healthy functioning that can be in a distribution extending from thewellness to the sickness of each individual. According to the specialists who accept thenormality of family parallel to the family’s health, the healthy family is normal. Defi-ning the problems that prevent the family from performing its functions in a healthy manner is vital for the good planning of the health services to the families. Therefore, theprimary care of family health care services that address health problems with their biopsychosocial dimensions is important to understand whether the families perform the-ir functions in a healthy way in order to carry out the healthy services in a realistic wayand to improve the quality of health services.


Öz

Deri ve yumuşak doku enfeksiyonları, aile hekimlerinin meslek hayatlarında en sıkkarşılaştığı enfeksiyonlardandır. Bu enfeksiyonlardan sıklıkla impetigo, folikülit, fron-kül, karbonkül, sellülit ile karşılaşmaktayız. Etken olarak da sıklıkla, ciltte bulunan sta-filokok ve streptokok cinsi gram pozitif mikroorganizmaları görmekteyiz. Bu enfeksi-yonların tedavisi hastanın kliniğine göre değişmekle birlikte genellikle topikal/sistemikantibiyotiklerle sağlanmaktadır. Bu olguların sağlık kurumlarına ilk başvuruları sırasın-da tanı alması, tedavilerinin doğru ve etkin planlanması, gelişebilecek komplikasyon-ların önlenmesi ve gereksiz hastane yatışlarının önüne geçilmesi bakımından aile hekim-lerine önemli bir görev düşmektedir. Bu derleme, sık karşılaşılan deri ve yumuşak dokuenfeksiyonlarının birinci basamak pratiğine katkı sağlaması amacıyla hazırlanmıştır.

Abstract

Skin and soft tissue infections are among the most common infections for family prac-titioners in their career. Impetigo, folliculitis, furuncles, carbuncles and cellulitis com-prise most of the skin and soft tissue infections, caused by gram positive staphylococ-cus and streptococcus microorganisms from the skin. Treatment is provided withtopical/systemic antibiotics according to clinical case. Family practitioners have an im-portant mission to identify these cases during the first application to a health instituti-on and plan the treatment accurately and efficiently for the prevention of possible com-plications and unnecessary hospitalizations. This review is prepared to contribute to pri-mary health care practice of most common clinical forms of skin and soft tissue infec-tions


Öz

Dünya Sağlık Örgütü’nün 1999’da yaptığı tanımda çocuk istismarı “çocuğun sorum-luluk, güven ve yetenek ile ilgili genel durumunda, çocuğun sağlığına, yaşamına, geli-şimine ve değerlerine zarar verebilen, fiziksel ve/veya duygusal kötü davranışı, cinselistismarı, ihmali, her türlü ticari çıkar için çocuğun kullanılmasını içeren her türlü dav-ranışlar” olarak belirlenmiştir.Çocuğun cinsel istismarının sağlık çalışanları özellikle hekimler tarafından tespit edilmesinde ilk aşama klinik şüphedir. Çocuğun herhangi bir nedenle başvurusunda cinselistismar düşündürecek şüphe uyanması durumunda hekimin tanı ve tespite götüren adımları çok iyi bilmesi ve tatbik etmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki; istismarı tanıyabilmek, ortaya çıkarabilmek tekrarlayan istismarların önüne geçebilmedeki en etkili yoldur. Bu nedenle tüm sağlık çalışanları ihmal-istis-mar bulguları açısından bilgilendirilmeli, adli bildirim süreçleri hakkında eğitilmelidir.

Abstract

World Health Organization declared that child abuse "in the general case of respon-sibility, trust and ability of the child, physical and / or emotional maltreatment, sexualabuse, neglect, all kinds of behavior involving the use of the child for " in 1999.Clinical suspicion is the first stage in determining the sexual abuse of the child. Incase of suspicion of sexual abuse in the application of the child for any reason, the physi-cian should know and apply the steps that lead to diagnosis and correction.It should not be forgotten; to know abuse, to be able to reveal the most effective wayto avoid repeated exploits. For this reason, all health professionals should be educatedabout the processes of judicial notification, which should be informed in terms of fin-dings of neglect-abuse.


Öz

Bu olgu raporunda, kliniğimize aksillada ağrı ve şişlik şikayeti ile başvuru yapan hasta sunulmuştur. Yüzeyel tromboflebit tanısı alan hastanın koagülasyon paneli ve genetik analizi (Trombofili paneli) çalışılmıştır. MTHFR A1298C Homozigot mutasyonu saptanan hastaya tromboflebit tedavisi düzenlenmiştir ancak tedavi sırasında toksik hepatit gelişmiştir. Ek risk faktörü olmayan hastalarda yüzeyel tromboflebit tedavisi düzenlenirken öngörülemeyen komplikasyonlar açısından hastanın takibinin aksatılmaması sağlanmaya çalışılmalıdır.

Abstract

Here, we present the case of a 36-year-old male who visited our clinic with complaints of pain and swelling in the axilla. Coagulation panel and genetic analysis (Thrombophilia panel) of the patient were studied and he was diagnosed with superficial thrombophlebitis. MTHFR A1298C homozygote mutation was detected and thrombophlebi-tis treatment was arranged; however, toxic hepatitis developed during the treatment. Inpatients with no additional risk factors, while planning the treatment for superficial throm-bophlebitis, follow up should be contsidered so as to prevent unforeseen complications.


Öz

Kronik böbrek yetmezliği; glomerüler filtrasyon hızında azalmanın sonucu böbrek-lerin sıvı ve elektrolit dengesini ayarlama, endokrin fonksiyonlarında kronik ve progre-sif olarak işlevlerini yitirmesi olarak tanımlanabilir. Olgumuzda, Aile Hekimliği Polik-liniğimize bulantı şikayetiyle başvuran ve takibinde kronik böbrek yetmezliği tanısı ko-yulan hastayı sunduk.

Abstract

Chronic renal failure; Since there is a decrease in glomerular filtration rate, it can-not regulate fluid and electrolyte balance and can be defined as chronic-progressive lossof function in endocrine functions. In our case, we presented a patient who was admit-ted to our Family Medicine Outpatient Clinic with complaints of nausea and was diag-nosed as having chronic renal failure.


Öz

Endometriozis, endometrial stroma ve glandların uterus kavitesi dışında yerleşmesiolarak tanımlanır. Ektopik endometrium dokusu en çok overler, douglas boşluğu, sak-routerin ligamentler, pelvik periton, rektovaginal septum ve serviksi tutmaktadır. Rek-tus abdominis kası içerisinde lokalize endometriozis çok nadir görülür. Üreme çağında-ki kadınlarda batın ön duvarındaki kitlelerin ayırıcı tanısında özellikle cerrahi bir giri-şim öyküsü varsa ve menstrüel siklus ile birlikte ağrı şiddetleniyorsa endometriyoma dü-şünülmelidir. Bu kitleler sıklıkla insizyonel fıtıkla karışır ve hastalar genellikle genel cer-rahlara başvurur. Ameliyat öncesi tanı konulması zordur. Bu çalışmada rektus abdomi-nis kası içerisine lokalize olmuş bir endometriyoma olgusunu, tanı ve tedavi planını, gün-cel literatür ışığında tartışmak üzere tedavi ettiğimiz bir olgumuzu sunmak istiyoruz. Ama-cımız hastaları değerlendirirken anamnez ve fizik muayeneden oluşan rutin araştırma-nın tanıya götüren süreçte önemini vurgulamak istiyoruz.

Abstract

Endometriosis is defined as the placement of endometrial stroma and glands outsi-de the uterine cavity. Ectopic endometrium is mostly seen in ovaries, douglas cavity, sac-routerin ligaments, pelvic peritoneum, rectovaginal septum and cervix. Endometriosislocalized in the rectus abdominis muscle is very rare. Endometrioma should be consi-dered in the differential diagnosis of masses in the anterior abdominal wall of reproduc-tive age women, especially if there is a history of surgical intervention and the pain in-creases with the menstrual cycle. These masses frequently interfere with incisional her-nias and patients often refer to general surgeons. Preoperative diagnosis is difficult. Inthis study, we want to present a case of endometrioma localized in the rectus abdomi-nis muscle and to discuss the diagnosis and treatment plan in the light of the current li-terature. Our aim is to emphasize the importance of routine research consisting of anam-nesis and physical examination in the process leading to diagnosis.


Öz

Subungual ekzostoz, terminal falanksların distalinden kaynaklanan benign osteokar-tilajinöz bir tümördür. Klinik olarak, ağrı, tırnak deformitesi ve tipik radyolojik bulgu-larla karakterize olup, olguların çoğunu adölesan ve genç erişkinler oluşturur. En uyguntedavi yaklaşımı cerrahi eksizyondur. Tedavide gecikme, genellikle tırnakta elevasyonve deformite, ağrı ve periungal enfeksiyona neden olmaktadır. Burada 11 yaşında kız ço-cuk hastanın sol ayak 1.parmakta tespit edilen subungual ekzostoz vakasını ayırıcı ta-nıda akılda bulunması nedeniyle sunmayı amaçladık.Girişİlk kez 1847 yılında Dupuytren tarafından ayak birinci parmakta tarif edilen subun-gual ekzositoz, terminal falanksların distalinde ortaya çıkan, akkiz, benign, soliter, na-dir görülen bir kemik tümörüdür (1,2,3). Nadiren el parmaklarında da görülebilir (4). Nor-mal kemik dokusunun dışarı doğru büyümesi sonucunda ortaya çıkar. Adölesan ve gençerişkinlerde  daha sıktır. Herhangi bir parmakta görülebilmesine rağmen %80 ayak bi-rinci parmakta ortaya çıkar (3).


Öz

Mastositoz, mast hücrelerinin proliferasyonu sonucu gelişen deri lezyonları ve/veyasistemik tutulum ile karakterize olan bir hastalık grubudur. Etyolojisi bilinmemektedir.Deri başta olmak üzere, kemik iliği, kemikler, gastrointestinal sistem, karaciğer, dalakve lenf bezleri tutabilir. Kutanöz ve sistemik olmak üzere iki gruba ayrılır. Kutanöz mastositozların çocuklukta görülen başlıca tipleri ürtikerya pigmentoza, diffüz kutanöz mas-tositoz ve izole mastositomdur. Mastositozlarda mast hücre mediyatörlerin salınması ilehastalarda kaşıntı, flushing, ürtiker, abdominal ağrı, diare, kardiyovasküler semptomlargörülebilir. Ürtikerya Pigmentosa (ÜP) en sık görülen kutanöz mastositozdur. Lezyonlar pembe, kırmızı ve kahverengi renklerde makül, papül ve nodüller şeklinde görüle-bilir. Genellikle yaşamın ilk altı ayında ortaya çıkar ve puberteden sonra remisyona girer. Burada klinik ve histopatolojik olarak ÜP tanısı konulan altı aylık erkek bebek olgusu sunulmuştur.

Abstract

Mastocytosis is a disease group characterized by skin lesions and/or systemic involvement developing as a result of mast cell proliferation. The etiology is unknown. Ledby the skin it may involve bone marrow, bones, gastrointestinal system, liver, spleen andlymph glands. It is divided into two groups as cutaneous and systemic. Cutaneous mastocytosis are observed in childhood with the main types being urticaria pigmentosa, dif-fuse cutaneous mastocytosis and isolated mastocytoma. In mastocytosis, patients maybe observed to have itching, flushing, urticaria, abdominal pain, diarrhea and cardiovascular symptoms due to release of mast cell mediators. Urticaria pigmentosa (UP) is themost commonly seen cutaneous mastocytosis. Lesions are pink, red or brown in colorin the form of macules, papules and nodules. Generally, it occurs in the first six monthsof life and enters remission after puberty. Here we present the clinical and histopatho-logical findings of a six-month old male infant with UP diagnosis.


Öz

Mastositoz, mast hücrelerinin proliferasyonu sonucu gelişen deri lezyonları ve/veyasistemik tutulum ile karakterize olan bir hastalık grubudur. Etyolojisi bilinmemektedir.Deri başta olmak üzere, kemik iliği, kemikler, gastrointestinal sistem, karaciğer, dalakve lenf bezleri tutabilir. Kutanöz ve sistemik olmak üzere iki gruba ayrılır. Kutanöz mastositozların çocuklukta görülen başlıca tipleri ürtikerya pigmentoza, diffüz kutanöz mas-tositoz ve izole mastositomdur. Mastositozlarda mast hücre mediyatörlerin salınması ilehastalarda kaşıntı, flushing, ürtiker, abdominal ağrı, diare, kardiyovasküler semptomlargörülebilir. Ürtikerya Pigmentosa (ÜP) en sık görülen kutanöz mastositozdur. Lezyonlar pembe, kırmızı ve kahverengi renklerde makül, papül ve nodüller şeklinde görüle-bilir. Genellikle yaşamın ilk altı ayında ortaya çıkar ve puberteden sonra remisyona girer. Burada klinik ve histopatolojik olarak ÜP tanısı konulan altı aylık erkek bebek olgusu sunulmuştur.

Abstract

Mastocytosis is a disease group characterized by skin lesions and/or systemic involvement developing as a result of mast cell proliferation. The etiology is unknown. Ledby the skin it may involve bone marrow, bones, gastrointestinal system, liver, spleen andlymph glands. It is divided into two groups as cutaneous and systemic. Cutaneous mastocytosis are observed in childhood with the main types being urticaria pigmentosa, dif-fuse cutaneous mastocytosis and isolated mastocytoma. In mastocytosis, patients maybe observed to have itching, flushing, urticaria, abdominal pain, diarrhea and cardiovascular symptoms due to release of mast cell mediators. Urticaria pigmentosa (UP) is themost commonly seen cutaneous mastocytosis. Lesions are pink, red or brown in colorin the form of macules, papules and nodules. Generally, it occurs in the first six monthsof life and enters remission after puberty. Here we present the clinical and histopatho-logical findings of a six-month old male infant with UP diagnosis.

Kitaplarımız

ÇOCUKLARDA ENFEKSİYON HASTALIKLARI

Selen Yayıncılık

250,00
İncele

Dermatolojik Hastalıklarda Çinko`nun Önemi

Selen Yayıncılık

50,00
İncele

Alerjik Hastalıklara Pratik Yaklaşım

Selen Yayıncılık

150,00
İncele

Çocukluk Çağında Meningokok Hastalıkları

Selen Yayıncılık

100,00
İncele

Çocuklarda Antibiyotik Kullanım İlkeleri & Antibiyotikler

Selen Yayıncılık

120,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.