Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar

Biyoistatistik ve Kanıta Dayalı Laboratuar

Tıbbi Yayınlar Merkezi

108,00

30 Soruda Demir Çinko Birlikteliği

Selen Yayıncılık

60,00


Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Aile Hekimliği Dergisi Ocak - Şubat 2018

25,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 210,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 1309-0461
Online ISSN :
Dil : Türkçe
Cilt : 10 Sayı: 1
Yayın Periyodu :2 Ayda 1 - Yılda 6 Sayı
Yayın Türü :Yerel - Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009 / Kargo karşı ödemelidir.

Giriş:

Diabetes mellitus, kardiyovasku¨ler belirtilerin yanısıra kendi başlarına önemli birer morbidite ve mortalite nedeni olan mikro ve makrovasku¨ler komplikasyonlar için de risk artışı ile ilişkili olup, oksidatif stresin ise diabetes mellitus ve ilgili komplikasyonları arasında köpru¨ vazifesi gördu¨ğu¨ kabul edilmektedir.

Amaç: Du¨şu¨k serum PON1 aktivitesinin KAH riski ile ilişkisi, diyabetik hastalarda tespiti13 ve diyabetle ilişkili komplikasyonlardan potansiyel koruyuculuğu14 temelinde, bu çalışma serum paraoksonaz ve arilesteraz aktivitelerinin biyokimyasal değişkenler ve yanısıra brakiyal arter çap ve intima-media kalınlığı (IMK) ile ilişkisinin diyabetik mikro ve makrovasku¨ler komplikasyonları olan ve olmayan diyabet hastalarında değerlendirilmesi amacı ile tasarlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmaya diyabetik mikrovasku¨ler [var (n=50), yok (n=150)] ve makrovasku¨ler [var (n=91), yok (n=108)] komplikasyonları olan ve olmayan toplam 201 diyabet hastası (ortalama(standart sapma (SS)) yaş: 52.4(13.4) yıl, %73.6’sı kadın) dahil edildi. Hastaların demografik (yaş, cinsiyet) ve yaşam stili (sigara içimi, alkol tu¨ketimi, du¨zenli fiziksel egzersiz) özellikleri, diyabetle ilişkili mikrovasku¨ler (nöropati, retinopati ve nefropati) ve makrovasku¨ler [hipertansiyon, koroner arter hastalığı (CAH), koroner bypass cerrahisi (CABG) öyku¨su¨, periferik arter hastalığı (PAH), inme ve miyokard enfarktu¨su¨ (MI) öyku¨su¨] komplikasyonlar, tam kan sayımı, kan biyokimyası (glukoz, HbA1c, serum lipidleri, AST, ALT, u¨re, kreatinin, u¨rik asit, PTH, Vit B12, C peptid ve homosistein du¨zeyleri), HOMA-IR değeri, mikroalbuminuri ve brakiyal arter çap ve IMK ölçu¨mlerine dair veriler her iki grupta serum paraoksonaz ve arilesteraz aktiviteleri bazında kaydedildi. Bulgular: Ortalama(SS) paraoksonaz ( 107.5 ±30.7ve 123.9± 38.8) U/L), p=0.007 ve arilesteraz (132.1 ± 30.2 ve 154.7± 41.2 U/L), p=0.001 değerlerinin mikrovasku¨ler komplikasyonları olan hastalarda olmayanlara göre belirgin şekilde daha du¨şu¨k olduğu tespit edilmiştir. Makrovasku¨ler komplikasyonları olan ve olmayanlarda paraoksonaz (sırasıyla 120.6 ± 36.1 ve 119.6 ± 38.7 U / L) ve arilesteraz (sırasıyla 147.5 ± 36.6 ve 150.8 ± 42.3 U / L) değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Makrovasku¨ler komplikasyonları olan diyabetik hastalarda, HOMA-IR du¨zeyleri ile paraoksonaz (r=-0.383, p=0.001) ve arilesteraz (r=-0.252, p=0.035) arasında anlamlı negatif korelasyon mevcut iken, mikrovasku¨ler komplikasyonları olan hastalarda HOMA-IR ile paraoksonaz (r=-0.247, p=0.083) ve arilesteraz (r=-0.196, p=0.173) değerleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Arilesteraz ve sağ brakiyal arter IMK arasında mikrovasku¨ler komplikasyonları olan hastalarda tespit edilen anlamlı pozitif korelasyon (r=0.374, p=0.042) hariç olmak u¨zere paroksonaz ve arilesteraz aktiviteleri ile brakiyal arter çap ve IMK ölçu¨mu¨ arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı.

Sonuç: Sonuç olarak , bulgularımız du¨şu¨k serum paroksonaz ve arilesteraz aktivitelerinin diyabet hastalarında mikrovasku¨ler komplikasyonlar adına, makrovasku¨ler komplikasyonları olan diyabet hastalarında ise yetersiz glisemik kontrol adına olası belirleyici rolu¨ne ve ayrıca mikrovasku¨ler komplikasyonları olan diyabet hastalarında arilesteraz aktivitesi ile erken ateroskleroz arasındaki potansiyel ilişkiye işaret etmektedir.


Öz

Giriş: Obezite en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir ve çeşitli kas-iskelet bozuklukları, özellikle de omurganın bozulması ile ilişkilidir. Bu çalışmanın amacı, asemptomatik genç yetişkinlerde vu¨cut kitle indeksi (VKİ) ve spinopelvik parametreler (pelvik tilt, sakral slope ve pelvik insidans) arasındaki ilişkiyi incelemektir. Materyal ve Metod: Bu çalışmada toplam 156 (105 erkek ve 51 kadın) sağlıklı yetişkin birey analiz edildi. Bireylerin yaş, cinsiyet ve vu¨cut kitle indeksleri (kilogram olarak vu¨cut ağırlığının metre cinsinden boy uzunluğunun karesine bölu¨nmesi) kaydedildi. Ayakta lumbosakral lateral grafiler çekilerek spinopelvik parametrelere ait ölçu¨mler elde edildi. VKİ'nin spinopelvik parametreler ile ilişkisi istatistiksel olarak analiz edildi. p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 26.8 ± 5.2 yıl ve VKİ ortalaması 25.80 ± 4.02 kg / m2 idi. Altmış u¨ç hasta (40.4%) normal kiloda (VKİ 17.26–24.9 kg/m2), yetmiş iki hasta (46.2%) aşırı kilolu (VKİ 25–29.9 kg/m2) ve yirmi bir hasta (13.4%) obez olarak bulundu. (VKİ>30). Pelvik tilt, pelvik insidans ve sakral slope ölçu¨mleri ve vu¨cut kitle indeks ölçu¨mleri arasında istatistiksel olarak önemli fark bulundu. Sonuç: Obezite spinopelvik parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı bir artış ile ilişkilidir. Obezitenin önlenmesi lumbosakral birleşme noktasındaki aşırı yu¨klenme ile ilişkili olan dejeneratif problemleri önleyebilir.


Öz

Amaç: Kırmızı ve mor renkli sebze ve meyvelerde bulunan antioksidan potansiyelin insan sağlığına u¨zerine olan olumlu etkilerini araştıran birçok çalışma bulunmaktadır. Bu gıdalardan biri de yerel olarak sık tu¨ketilen şalgam (Brassica rapa veya Turnip) suyudur. Çalışmamızın amacı şalgam suyu tu¨ketiminin serum total antioksidan kapasitesi u¨zerine etkisinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya toplam 15 gönu¨llu¨ dahil edildi. Gönu¨llu¨lerden sabah açlık kan örnekleri alındıktan sonra her katılımcıya 400 ml şalgam suyu içirildi ve 3 saat sonra tekrar kan örnekleri alındı. Çalışmaya katılan kişilerin bazal ve 3. saat serum total antioksidan kapasitesi karşılaştırıldı. Bulgular: Katılımcıların şalgam suyu alımından sonra 3. saatteki serum total antioksidan kapasitesi [1.76±1.23 (mmol Trolox equivalent/L)], bazal du¨zeylere [(1.68±1.56) (mmol Trolox equivalent/L)] göre istatistiksel olarak anlamlı artmış bulundu (p=0.023). Sonuç: Şalgam suyunda bulunan fenolik bileşikler, karotenoidler, antosiyaninler ve antioksidan vitaminlerin serbest radikallerin hasar verici etkisini azaltmaya yönelik vu¨cuttaki total antioksidan kapasiteyi arttırıcı bir etkiye sahip olduğu du¨şu¨nu¨lmektedir.


Öz

Aktif hormon sekresyonu yapmayan hipofiz tu¨mörleri nonfonksiyonel adenom olarak adlandırılmaktadır. Tu¨m hipofiz adenomları içerisindeki oranları %30-35’dir. Bunların ekseriside (%80-90) gonodotropik adenomlar tarafından oluşturulmaktadır. Gonadotrop adenomlar en sık 50 yaş u¨zerinde erkeklerde izlenir. Hastalar genellikle görme alanında bozulma ve başağrısı gibi nörolojik semptomlar ya da hipofizer yetmezlik şeklinde klinik gösterirler. Gonadotropik adenomu bulunan hastaların tedavisindeki amaçlar; nörolojik semptomların du¨zeltilmesi, nu¨kse mu¨saade etmeyecek şekilde mu¨mku¨nse makroadenom dokusunun tamamen çıkartılması ve normal hipofiz dokusunun basısı sonucu gelişen hormonal yetmezliğin yönetimidir.


Öz

Aktif hormon sekresyonu yapmayan hipofiz tu¨mörleri nonfonksiyonel adenom olarak adlandırılmaktadır. Tu¨m hipofiz adenomları içerisindeki oranları %30-35’dir. Bunların ekseriside (%80-90) gonodotropik adenomlar tarafından oluşturulmaktadır. Hastalar genellikle nörolojik semptomlar ya da hipofizer yetmezlik şeklinde klinik gösterirler. Nonfonksyonel adenomu bulunan hastaların tedavisindeki amaçlar; nörolojik semptomların du¨zeltilmesi, nu¨kse mu¨saade etmeyecek şekilde mu¨mku¨nse makroadenom dokusunun tamamen çıkartılması ve normal hipofiz dokusunun basısı sonucu gelişen hormonal yetmezliğin yönetimidir.


Öz

Evde bakım “bireyin sağlığını korumak, yu¨kseltmek ve bireyi yeniden sağlığına kavuşturmak amacıyla sağlık ve sosyal bakım hizmetlerinin profesyonel du¨zeyde veya aile bireyleri tarafından bireyin kendi evinde ya da yaşadığı ortamda sunulmasıdır” şeklinde tanımlanmaktadır.Bireylerin “kişisel hekimi” olan aile hekimi, evde bakım hizmeti su¨recinde kilit bir görev u¨stlenmelidir. Sağlık Bakanlığı tarafından sunulan Evde Sağlık hizmetleri yönetmeliğinde aile hekimlerine, evde sağlık ihtiyacı olan hastayı bildirme, evde sağlık birimleri tarafından takip edilen bireyi daha sonra evinde ziyaret etme görevi tanımlanmıştır. Oysa Aile hekimliği disiplininin temel özellikleri gereğince aile hekimleri evde bakım hizmetleri organizasyonunda mutlaka yer almalıdır. Aile hekimlerinin çeşitli gerekçelerle ev ziyareti yapması gerekmektedir. Bu gerekçeler arasında eve bağımlı hastanın akut ve kronik hastalıklarının yönetimi, bu hastalara koruyucu hizmetlerin ulaştırılması, ölmekte olan hastanın desteklenmesi, hastanın ev ortamının ve ilaçlarının kontrolu¨ sayılabilir. Bu yazıda Aile Hekimi’nin Evde Bakım Hizmetleri’nde hangi noktada hangi görevleri alabileceğinin tartışılması amaçlanmıştır.


Öz

Gu¨nu¨mu¨zde glukokortikoidler çok sayıda otoimmun ve inflamatuar hastalıkların tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Adrenal yetmezlik tedavisinde tedavi dozu fizyolojik olmakla birlikte bazı romatolojik, oftalmolojik, hematolojik, pulmoner ve gastrointestinal sistem hastalıklarında suprafizyolojik dozlarda kullanılmaktadır. Yararlı etkilerinin yanı sıra oral veya parenteral uzun su¨reli sistemik glukokortikoid kullanımı başta osteoporoz ve kırıklar, adrenal baskılanma, kan şekeri regulasyonunun bozulması, kilo alımı, kardiyovasku¨ler hastalık, dislipidemi, psikiyatrik bozukluklar, gastrointestinal sistem şikayetleri olmak u¨zere pek çok yan etki yapabilir. Yan etkiler arasında hiperglisemi, hiperlipidemi, peptik u¨lser ve psikolojik değişiklikler daha çok doz bağımlı iken, osteoporoz, cushingoid göru¨nu¨m, kan basıncı yu¨ksekliği, fırsatçı enfeksiyonlar daha çok kullanım su¨resi ile ilişkilidir. Bu yan etkilerin çoğu hastaların dikkatli ve yakın izlemi, altta yatan hastalığı kontrol edecek en du¨şu¨k dozun kullanılması gibi koruyucu önlemlerin alınması ile azaltılabilir.


Öz

Diyabet hastalığı ilk defa Kapadokyalı Areteus tarafından Diabetes olarak adlandırılmıştır. Tu¨m du¨nyada halen 150 milyon diyabetli olduğu tahmin edilmekte ve her 40 saniyede bir diyabet tanısı konulmaktadır. Diyabet hastalarında kalp ve damar hastalıkları,beyin kanamaları, felç, yu¨ksek tansiyon, görme kayıpları sık enfeksiyonlar, diş kayıpları, sindirim sistemi fonksiyon yavaşlamaları, ayaklarda yara ve gangrenler sık rastlanmaktadır. Karşımıza sık olarak çok su içme, çok idrara çıkma, çok yemek yeme kaşıntı, sık enfeksiyonlara yakalanma, halsizlik, çabuk yorulma şikayetler ile çıkan hastalarda açlık kan şekeri değeri 126 mg/dl ve u¨stu¨nde saptanması veya gu¨nu¨n herhangi bir saatinde bakılan kan şekeri değerinin 200 mg/dl ve u¨stu¨nde saptanması diyabet tanısını koydurur. Bu derlemede; diyabet hastalığından, gelişen komplikasyonlarından ve bunların arasında önemli bir yer tutan diyabetik ayak ve tedavisinden, diyabette eğitimin öneminden bahsetmeye çalışıldı.


Öz Tiroid hastalıkları genel cerrahi pratiğinde yaygın karşılaşılan bir antitedir. Benign ve malign lezyonlara yönelik farklı cerrahi yaklaşımlar mevcuttur. Özel bir cerrahi yaklaşım gerektiren bir tiroid hastalığı ise intratorasik guatrlardır. İntratorasik guatrlara (İTG) yaklaşımı bir olgu eşliğinde irdeledik.


Öz

Giriş: İntradural ekstramedu¨ller tu¨mörler içerisinde en sık göru¨lenlerden ikisi epandimom ve schwannomdur. Bu tu¨mörlerin aynı anda birlikte göru¨lmesi oldukça nadir bir durumdur. Bu birliktelik genellikle nörofibromatozis(NF) gibi sendromlarla ilişkilendirilmiştir. Olgu sunumu: 38 yaşında kadın hasta, bel ağrısı şikayeti ile başvurdu. Lomber MR’da intradural 2 adet kitle izlendi. Operasyon sonrası kitlelerden biri epandimom, diğeri schwannom olarak rapor edildi. Tartışma: Epandimom ve schwannom birlikteliği nadir göru¨lu¨r. Genellikle NF ile ilişkilidir. Sonuç: Tu¨mör supressör genlerde bir defekt olabileceğinden bu hastalar, diğer tu¨mörler açısından yakın takip altına alınmalıdır.

Kitaplarımız

Çocuklarda Antibiyotik Kullanım İlkeleri & Antibiyotikler

Selen Yayıncılık

120,00
İncele

Gölgenin Rengi

Selen Yayıncılık

22,00
İncele

Çocuklarda Ateş

Selen Yayıncılık

60,00
İncele

ÇOCUKLARDA ENFEKSİYON HASTALIKLARI

Selen Yayıncılık

250,00
İncele

HİPERTANSİYON TANI VE TEDAVİSİ

Selen Yayıncılık

80,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.