Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar



Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Aile Hekimliği Dergisi Mayıs-Haziran 2018

25.00 TL - 25,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 210,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 1309-0461
Online ISSN :
Dil : Türkçe-İngilizce
Cilt : cilt 10 sayı 3
Yayın Periyodu :2 Ayda 1 - Yılda 6 Sayı
Yayın Türü :Yerel - Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009 / Kargo karşı ödemelidir.

Giriş: Bu çalışma da amacımız tıp fakültesi öğrencilerinin sağlığını etkileyebilecek
faktörleri tespit edip tedavilerini uygulamaktır.
Materyal-Metot: Çalışma Kasım- Aralık 2017 tarihleri arasında İnönü Üniversitesi
Tıp Fakültesi dönem 2 öğrencilerinde yapıldı. Tüm öğrencilerden kan örneği alınarak
tam kan sayımı, D vitamin, B12 vitamin düzeyleriyle hepatit A ve hepatit B bağışıklık
durumlarına bakıldı.
Bulgular: Çalışmaya toplam 128 dönem 2 öğrencisi katıldı. Ortalama yaşları 21,02 yıl
idi. Öğrencilerin %1,25’inde anemi, %81,2’sinde D vitamin eksikliği, %5,5’inde B12 vitamin
eksikliği, %63,3’ünde HAV ve %1,6’sının HBV bağışıklığının olmadığı bulundu.
Sonuç: Çalışmamızda öğrencilerde yüksek oranda HAV bağışıklığının olmadığı ve
D vitamin düzeyinin oldukça düşük olduğu bulundu. Tıp öğrencilerin hastayla temas etmeden
önceki dönemde hepatit A ile hepatit B bağışıklığına bakılmalı ve eksik aşıları
yapılmalıdır. Ayrıca eğitimini etkileyecek anemi, ve D vitamin eksikliğinin gidererek verimliliklerini
artırmak amaçlanmalıdır. Bu testlerin tarama programına alınarak tüm Tıp
Fakültesi öğrencilerinde standart hale getirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.


Giriş: Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi (SAPD) uygulaması, kronik böbrek yetmezliği
tedavisinde uygulanan yöntemler arasında yerini almıştır. Tüm teknik gelişmelere
rağmen peritonitler, halen en önemli komplikasyondur. Hastalarda mikroorganizmanın
saptanması; uygun antimikrobiyal tedavinin başlanabilmesi, morbidite ve mortalitenin
azaltılabilmesi açısından önemlidir.
Materyal ve Metod/Hastalar ve Metod: Çalışmamızda, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
Hastanesi Nefroloji Kliniği, SAPD ünitesinde izlenen ve peritonit semptomları
ile başvuran hastalar yer almıştır. Hastalarda periton sıvısı kan kültür şişelerine ve rutin
kültür plaklarına ekilmiştir. Gelişen Gram negatif bakteri peritonitleri açısından çeşitli
risk faktörleri sorgulanmıştır.
Bulgular: Otuzbeş hastada 46 peritonit atağı takip edilmiştir. Kan kültürü ve konvansiyonel
kültür yöntemleri ile izolasyon oranları %78.3 ve %63 olarak
saptanmıştır.(p=0,001) Atakların %69.6’sında gram pozitif, %27.7’sinde ise gram negatif
etkenler izole edilmiştir. Gram negatif peritonit açısından; ileri yaş ve CRP yüksekliği
risk faktörü olarak bulunmuştur.
Sonuc: SAPD uygulayan hastalarda peritonit en önemli komplikasyondur. Kan kültürü
sistemleri izolasyon şansını artırmaktadır. İleri yaş ve CRP yüksekliği saptanan hastalarda
gram negatif peritonit ihtimali yüksektir.


Femoroasetabular impingiment (FAİ) erken yaşta kalça ekleminde artroz ve ağrıya
neden olabilmektedir. FAİ sadece femur boynunda ve femur başındaki morfolojik değişikliklere
bağlı (cam tipi FAİ) olabileceği gibi asetabulumun femur başını aşırı örtmesi
(pincer tipi FAİ) ile veya her ikisinin kombinasyonu şeklinde (mixt tip FAİ) görülebilir.
Tanısı klinik ve radyolojik tetkiklerle konulur. Cam tipi FAİ’nin radyolojik tanısı
için bilgisayarlı tomoğrafide (BT) alfa açısı (AA) ve femur baş-boyun offseti (FBBO)
ölçülür. Ancak çeşitli çalışmalarda asemptomatik kalçalarda cam tipi deformitelerde olduğu
gibi AA’nda yükseklik ve FBBO’da düşüklük olduğu gösterilmiştir. Bizde bu çalışmada
kalça ekleminden herhangi bir şikayeti olmayan bireylerde çekilmiş BT’leri inceleyerek
Türk toplumundaki AA ve FBBO değerlerini incelemeyi hedefledik.
Bu amaçla abdominal BT tetkiki yapılmış hastaların kalça eklemleri incelenmiştir.
Tüm kalçalarda 33 (%14.4) kalça ekleminde yüksek AA, 15 (%6.5) kalça ekleminde düşük
FBBO bulunmuştur. Sonuç olarak toplumda radyolojik olarak cam tipi FAİ ile uyumlu
ancak asemptomatik bireylerin olabileceği gözlenmiştir.


Giriş: Rekürrent aftöz stomatit (RAS), tekrarlayan özellikte oral mukozada gözlenen
ülserlerdir. Etyopatogenezi tam olarak belirgin değildir. Genetik faktörler, travma,
sigara, bazı hematolojik parametre değişiklikleri suçlanmaktadır. Bu çalışmada RAS’lı
olgularda serum hemoglobin, demir, ferritin ve vitamin B12 düzeyleri kontrol grubu ile
karşılaştırmalı olarak incelenmiesi amaçlandı.
Materyal-Metod: Çalışmaya 34 RAS ve 45 kontrol grubu bireyi rastgele alındı. Serum
hemoglobin, demir, ferritin ve vitamin B12 düzeylerini etkileyecek tanısı bulunan olgular
çalışmaya alınmadı. Serum hemoglobin, demir, ferritin ve vitamin B12 düzeylerine
hasta ve kontrol grubunda bakıldı. Bulgular birbiri ile istatistiki olarak değerlendirildi.
Bulgular: Serum hemoglobin, demir, ferritin ve vitamin B12 düzeyleri kontrol grubuna
kıyasla düşük bulunmadı.
Sonuç: Sonuç olarak afta neden olan ve hematolojik tetkikleri etkileyen hasta seçiminde
RAS’lı olgularda serum hemoglobin, demir, ferritin ve vitamin B12 düzeylerinin
kontrol grubundan farklı olmayacağı kanaati oluşmuştur.


Giriş: Güneşten doğru korunma öğrencilik döneminde alışkanlık haline getirilmesi
gereken bir uygulamadır. Toplumsal duyarlılık projelerinin (TDP) hedeflerinden biri de,
‘toplumda var olan sorunlara karşı çözüm üretmektir’. Bu amaçla ‘Güneşin Yan Etkilerinden
Doğru Korunalım’ isimli TDP yapılmıştır.
Materyal-Metod: 2014-2015 Eğitim ve Öğretim yılında, tarafımca hazırlanan ‘Güneşin
Yan Etkilerinden Doğru Korunalım’ isimli TDP yapılmıştır. Proje kapsamında hazırlanan
anket verilerinin analizi yapılmıştır.
Bulgular: Güneşten korunma amaçlı en sık güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmadığı
ve güneşten koruyucu ürün kullanıldığı dikkati çekmiştir. Buna karşın kapalı
giysilerin giyilmesi ve güneş gözlüğü, şapka ve şemsiyenin daha az kullanıldığı gözlenmiştir.
Sonuç: Bu yazıda üniversitesi öğrencilerinin güneşten korunma konusunda bilgileri
yer almaktadır. Bulgular literatür verileri ile tartışıldı.


Son yıllarda Türkiye’de ve dünyada diyabet prevelansı artmaktadır. Komplikasyonları
ile morbidite ve mortaliteye sebep olan bu hastalığın yönetiminde özellikle insülin
bazlı rejimlerle agresif tedaviler önemli bir yer tutar. Fakat bu tedaviler sırasında ortaya
çıkan ve kendisi de morbidite ve hatta mortaliteye sebep olan hipoglisemi ciddi bir
sorundur. Yapılan çalışmalar hipoglisemi sebebinin sadece insülin uygulamaktan ziyade
çok yönlü etiyoloji ve patofizyolojiye dayandığını göstermektedir. Bu makalede amaç
diyabet tedavisi sırasında gelişen hipoglisemi konusunda yapılan çalışmaların incelenmesi
ve bunların sonuçlarına dair geliştirilmiş olan fikirleri sunmaktır.


Kronik Böbrek Hastalığı (KBH) çocuklarda morbidite ve mortalitenin önemli bir nedenidir.
Günlük kalori ve protein gereksinimi, biyolojik değerliliği yüksek besinlerle karşılanmalıdır.
KBH’lı çocukların %36’sında büyüme gelişme geriliği görülmektedir. Metabolik
ve hormonal dengesizliklere bağlı oluşan protein-enerji kaybı, KBH’ı olan çocuklarda
morbidite ve mortalitenin artması ile ilişkilidir. KBH ‘da sürekli kas protein katabolizması
kas proteinlerinin kaybına yol açar. NKF-KDOQI rehberine göre, Evre 2-
5 arası KBH’lı çocuklarda, en az üç ay süreyle beslenme desteği ve metabolik anormalliklerin
kontrolüne yanıt vermeyenlerde, boy kısalığı ve düzgün büyümenin sağlanması
için rekombinant büyüme hormonu kullanılmasını önermektedir. Transplantasyon sonrası
çocuk ve adölesanlarda gereksinme sağlıklı çocuk ve adölesanlardan farksızdır. Başarılı
bir transplantasyon sonrası multivitamin suplementasyonuna gerek yoktur . Hemodiyalize
giren, gereksinimlerini oral ya da enteral beslenme ile karşılayamayan çocuklarda
ve boy yaşına göre vücut kitle indeksi 5. persentilin altında olduğunda intradiyalitik
beslenme önerilmektedir.KBH’lı çocuklarda mortalite ve morbiditenin sağaltımı için,
beslenme mutlak surette sıkı takip edilmeli ,bilimsel rehberler referans alınmalıdır.


Hipofiz yetmezliği ön ve/veya arka hipofiz hormonlarının salınmasında tam veya kısmi
eksikliğin olmasıdır. Hipofiz yetmezliğinin nedenleri genel olarak kalıtsal ve edinsel
nedenler olarak ayrılır. Edinsel nedenler arasında; neoblastik, travmatik, infiltratif/inflamatuvar,
infeksiyon, vasküler (Sheehan sendromu, pituiter apopleksi, anevrizma), postoperatif,
radyasyon maruziyeti, ilaçlar, fonksiyonel ve diğer nedenler sayılabilir. Bunun
yanında Sheehan sendromu (SS), gelişmiş ülkelerde nadir görülen bir sağlık sorunu
olmakla birlikte, az gelişmiş ve ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde postpartum
bakım şartlarındaki yetersizlik nedeniyle devam eden bir sorundur. Sheehan sendromu
intrapartum veya postpartum kanama ve hipovolemiye bağlı gelişen hipofiz yetmezliğidir.
Empty sella sendromunun bilinen nedenlerinden biri de Sheehan sendromudur. Hipofizin
hasarlanma derecesine göre belirtiler aniden ya da yıllar sonra ortaya çıkabilir.
Postpartum hemoraji öyküsünün olması, adet görmekten kesilme ve süt vermede azalma
teşhiste önemli ipuçlarıdır. Erken konulan teşhis ve uygun yapılan tedavi bu hastalarda
morbidite ve mortaliteyi azaltmak için oldukça önemlidir


Giriş ve Amaç
Selfi - özçekim, akıllı telefon kullanımının artmasıyla günden güne yaygınlaşan bir
davranış haline gelmiştir. Bu çalışmada; son yıllarda görülen yaralanma ve ölüm nedenleri
arasında özçekimin de yer alıyor olmasına dikkat çekmek ve tehlikenin farkındalığına
katkıda bulunmak amaçlanmıştır.
Yöntem ve Gereçler
Çalışmamızda gazete haberleri ve diğer medya haber kaynakları incelendi.
Bulgular
Ülkemizde özçekim ilişkili ilk yaralanma ve ölüm vakası 2014 Nisan ayında görülmüş
olup, 2014 Nisan ayı ile 2018 Şubat ayı arasında özçekim ilişkili toplam 7 ölüm 6
yaralanma olduğu görüldü.


Dövme son yıllarda artan bir uygulamadır. Dövme için çok çeşitli boya maddeleri kullanılır.
Boya maddelerinin dermise uygulanabilme onayı yoktur. Dövme uygulamaları
boya maddeleri, uygulanan yer gibi bir çok güvenlik sorunu vardır. Dövme uygulamaları
sonunda birçok yan etki gözlenebilir: Enfektif, enfeksiyon dışı, alerjik, karsinojen
gibi. ayrııca bazı deri hastalıklarının ortaya çıkmasına ya da mevcut hastalığın aktive olmasına
da neden olabilir. Bu yazıda dövme ile ilgili güvenlik sorunları ve yan etkileri
detaylı yer alacaktır.


Hipofizer gigantizm epifizyal plaklar kapanmadan önce hipofizden fazla miktarda büyüme
hormonu salgılanmasına bağlı olarak gelişen, hızlı ve aşırı bir boy uzamasına yol
açan nadir bir hastalıktır.Bu olgu sunumunda, Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Aile Hekimliği polikliniğine voleybol oynamak için sağlık raporu almaya gelen
15 yaşındaki erkek hastanın fiziki özelliklerinden şüphelenilmesi ve araştırılması sonucu
hipofizer gigantizm tanısı alan bir hasta tartışılmıştır.Bu vaka ile Aile Hekimliği polikliniklerine
farklı hasta gruplarının başvurabileceğine dikkat çekilmeye çalışılmıştır.


İşitme işlevini gören ve denge organını içinde bulunduran anatomik yapı olan kulakta
bakteri ve virüslerin etkisi ile kulakta çeşitli enfeksiyonlar meydana gelir. Dış kulak
yolunun en yaygın enfeksiyonu olan Akut Eksternal Otit sıcak ve nemli bölgelerde yaz
aylarında daha sık görülür, sıklıkla “yüzücü kulağı” olarak da ifade edilir. Yakınmalar
yüzme sonrası kaşıntı ile başlar ardından şiddetli ağrı gelişir ve kulakta hassasiyet oluşur.
Otoskobik muayenede dış kulak yolu ödemli ve eritemlidir, kulak zarı hiperemik izlenir.
Kulak kanalının temizlenmesi ve lokal antibiyotikli ve steroidli damlalarla birkaç
günde iyileşme sağlanır.
Kulak zarının arkasında, orta kulakta oluşan enfeksiyonlar Otitis media olarak adlandırılır.
Orta kulakta ağrı, iltihap ve sıvı birikimi ile karakterizedir. Akut Otitis Media,
genellikle üst solunum yolu enfeksiyonuna ikincil olarak oluşur. En yaygın olarak çocuklarda
3 ay 3 yaş arasında görülür. Akut Otitis Media’nın tam olmayan rezolüsyonu
veya Östaki tüpünün tıkanması sonucu orta kulakta oluşan effüzyonla Seroz Otitis Media
gelişir, çocuklarda yaygındır. Orta kulakta biriken sıvı seröz, mukoid, pürulan veya
bunların karışımıdır.
Kronik Otitis Media kulak zarının kalıcı perforasyonu ile karakterli bir durumdur. Çocukluk
çağında geçirilmiş bir orta kulak iltihabı sonrası gelişen kulak perforasyonu ve
3 aydan uzun süren kulak akıntısı hastalığı tanımlar. Tanıda en önemli semptom mukoid
veya mukopürülan kulak akıntısıdır. Otore, perfore timpanik membran ve iletim tipi
işitme kaybı klinik tablonun temelini oluşturmaktadır.

Kitaplarımız

Çocuklarda Antibiyotik Kullanım İlkeleri & Antibiyotikler

Selen Yayıncılık

60,00
İncele

HİPERTANSİYON TANI VE TEDAVİSİ

Selen Yayıncılık

80,00
İncele

Çocuklarda Ateş

Selen Yayıncılık

60,00
İncele

Çocukluk Çağında Meningokok Hastalıkları

Selen Yayıncılık

100,00
İncele

Gölgenin Rengi

Selen Yayıncılık

22,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.