Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar

Diyet & Dermatolojik Hastalıklar

Selen Yayıncılık

80,00

ÇOCUKLARDA ENFEKSİYON HASTALIKLARI

Selen Yayıncılık

250,00


Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Aile Hekimliği Dergisi Mart - Nisan 2019

40,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 240,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 1309-0461
Online ISSN :
Dil : Türkçe - İngilizce
Cilt : 11
Yayın Periyodu :2 Ayda 1 - Yılda 6 Sayı
Yayın Türü :Yerel - Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009 / Kargo karşı ödemelidir.

Öz

Giriş: Psoriazis etiyolojisi tam olarak bilinmeyen, inflamasyon ve hiperproliferasyon ile karakterize kronik ve tekrarlayıcı bir deri hastalığıdır. Genel olarak; lokal tedaviler ile yeterli yanıt alınamayan veya vücut yüzey alanının %10’undan fazlasının etki-lendiği durumlarda, sistemik tedavi ajanları uygulanmaktadır. Metotreksat psoriazis tedavisinde en yaygın kullanılan sistemik ajandır.

Amaç: Çalışmamızda simetrik yerleşimli psoriazis lezyonlarında SK uygulanan metotreksat etkinliğini, uygulama yapılan vücut tarafının ve altına uygulama yapılan lezyonun simetriğindeki tarafa ve lezyona göre yanıtını değerlendirmeği amaçladık.

Materyal-Metod: Çalışmaya simetrik yerleşimli plak tipi psoriazis lezyonları ilebaşvuran 22 psoriazis hastası (15 E,7 K) dahil edildi. Hastalara 20 mg/hafta dozunda,toplam 8 hafta lezyon altına subkutan metotreksat tedavisi uygulandı. Uygulama yapılan vücut tarafının ve diğer tarafın; tedavi öncesinde ve sonrasındaki ‘psoriazis alan şid-det indeksi’ (PASİ) skoru hesaplandı ve kaydedildi.

Sonuçlar: PASİ skorları incelendiğinde enjeksiyon yapılan vücut tarafında (PASİ1) tedavi öncesi 10.98, tedavi sonrası 2.36 ve simetriğindeki vücut tarafında (PASİ 2)tedavi öncesi 10.66, tedavi sonrası 2.68 idi. Her iki grupta tedavi öncesi PASİ skoru yüksek iken tedavi sonrası istatistiksel olarak anlamlı bulunan azalma vardı (p<0.0001). PASİ1‘de ortalama azalma %71.79, PASİ 2‘de %66.90 olarak hesaplandı. Tedavi öncesi vesonrası PASİ skorları açısından enjeksiyon yapılan vücut tarafı ve simetriğindeki tarafarasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı(p<0.0001).Sonuç: Sonuç olarak sistemik tedavilere dirençli plakların varlığında, SK metotreksat uygulamasının tedavide öncelikli basamaklardan biri olabileceğini, uygulamanın dirençli lezyonların altına yapılmasının tedaviye yanıtı arttıracağını ve bu açıdan daha ileri çalışmalar yapılması gerektiğini düşünmekteyiz.

Absract

Introduction: Psoriasis is a chronic and recurrent skindisease characterized by inflammation and hyperproliferation, the etiology of which is unknown. Generally; In caseswhere more than 10% of body surface area is affected or notresponding sufficiently with local treatments, systemic treatment agents are applied. Methotrexate is the most commonly used systemic agent in the treatment of psoriasis.

Aim: In our study, we aimed to evaluate the effectiveness of methotrexate applied SK in the symmetrically located psoriasis lesions, the response of the applied bodyside and under the applied lesion to the symmetry side andlesion.

Materials and Methods: 22 psoriasis patients (15 E,7 K) who presented with symmetric plaque type psoriasislesions were included in the study. Patients received subcutaneous methotrexate treatment at a dose of 20 mg / weekfor a total of 8 weeks. The applied side of the body and theother side; The ’psoriasis field intensity score (PASI) before and after treatment was calculated and recorded.

Results: When PASI scores were examined, it was10.98 pretreatment (PASI 1), 2.36 after the treatment andthe body side (PASI 2) at the symmetry of the body (PASI2) before the treatment and 10.66 after the treatment, and2.68 after the treatment. There was a statistically signifi-cant decrease in PASI score before the treatment in bothgroups (p <0.0001). The mean decrease in PASI 1 was71.79% and PASI 2 was 66.90%. There was a statistically significant difference between PASI scores before and after treatment (p <0.0001).

Conclusion: In conclusion, in the presence of systemictreatment resistant plaques, we believe that application ofSC methotrexate may be one of the primary steps in the treatment, and that application of the application under resistant lesions will increase the response to treatment and further studies should be performed in this respect. 


Öz

Giriş

İdrar yolu enfeksiyonu 2 yaş altı çocuklarda ateş, bakteriyemi, sepsis ve organ yetmezliğinin sık ve önemli bir nedenidir. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonunda mortalite vemorbiditeye neden olabilen üst üriner sistem enfeksiyonları, akut ve kronik renal yetersizliğin önlenebilmesi için risk faktörleri, tanı ve tedavi algoritmaları belirlenmelidir.

Yöntem

Ocak 2005–Ocak 2010 tarihleri arasında hastanemizin Çocuk Nefroloji polikliniğindetekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu tanısı ile izlenen 101 hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Bu hastaların tam idrar tetkiki, idrar kültürü, üriner sistem ultrasonografisi (USG),voiding sistoüreterogram (VCUG) ve Tc-99m DMSA sintigrafi sonuçları kaydedildi.

Bulgular

101 olgunun %78.2’ si kız, %21.8’i erkek, %23.8 olguda USG’de renal parankimalhasar, %38.6 olguda VCUG’de reflü, %70.3 olguda DMSA sintigrafisinde skar ve ak-tivite kaybı tespit edilmiştir.

Sonuç

VUR insidansı ve derecesi arttıkça renal skar sıklığının arttığı, VUR ile renal skararasında pozitif korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olan vakalarda renal hasarı göstermede en duyarlı görüntüleme yönteminin renal sintigrafi olduğu saptanmıştır. 

Abstract

Introduction

Urinary tract infections (UTIs) are a frequent and impor-tant cause of fever, bacteremia, sepsis, and organ failure inchildren under two years of age. Severe infections that cau-se mortality and morbidity in recurrent urinary tract infections, risk factors, diagnosis, and treatment for the prevention of acute and chronic renal insufficiency should be wellknown.

Methods

Between January 2005 and January 2010, a total of 101patients with recurrent urinary tract infection were evaluated retrospectively in the pediatric nephrology clinic of ourinstitution. Patient data were obtained retrospectively fromcharts in the hospital archives. The age, gender, demographics, physical examination findings, laboratory results, andimaging data were recorded.

Results

In a total of 101 cases, 78.2% of them were female, and21.8% of them were males. Renal parenchymal damage wasdetected in 23.8% of the cases using ultrasonography(USG), vesicoureteral reflux (VUR) was detected in 38.6%of the cases using voiding cystourethrography (VCUG),andrenal scars and activity loss was detected in 70.3% of thecases using Tc-99m dimercaptosuccinic acid (DMSA)scintigraphy.

Conclusion

It was determined that, as the incidence and the degreeof VUR increase, the frequency of renal scar increases; andthere is a positive correlation between VUR and renal scars.In addition, renal scintigraphy was the most sensitive imaging method in cases of recurrent urinary tract infections.

 


Öz

Birinci basamakta öncelikli olan obezite hastalığının gelişmesini engellemektir. Obezite yönetimi  kapsamlı, uzun vadeli ve uygulanabilir olmalıdır. Yaşam tarzı değişikliği, diyet ve egzersiz programı bireye özel hazırlanmalı ve tedavinin her basamağında uygulanmalıdır. Obezite ve obezitenin neden olduğu sağlık riskleri göz önünde bulundurulduğunda birinci basamak, kilit noktadadır. Bu derlemede birinci basamakta obeziteyönetimi değerlendirilecektir.

Abstract

A priority in primary care is to prevent the development of obesity disease. Obesity management should be comprehensive, longterm and feasible. Lifestyle change, diet and exercise program should be prepared for each individual and should be applied at every step ofthe treatment. When the health risks caused by obesity are taken into consideration, primarycare is the key point. In this review, obesity management in primary care will be evaluated.


Öz

Omuz ağrısı birinci basamak sağlık sorunları içerisinde en sık rastlanılan şikayetler-den biridir. En sık karşılaşılan omuz sorunları rotator manşon hastalığı, adeziv kapsülit, akromiyoklavikular eklem artriti ve glenohumeral eklem artritidir (1).Sık görülen omuz sorunları özellikle 40 yaş üzerinde ortaya çıkar. Gençlerde ise özellikle geçirilmiş cerrahi veya travma öyküsü varlığında görülür. Bu yazıda, sık görülen omuz hastalıkları ve tedavisi güncel yaklaşımlarla birinci basamak sağlık hizmetine uygun olacak şekilde özetlenmiştir.

Abstract

Shoulder pain is one of the most common complaints in primary health problems.The most common shoulder problems are rotator cuff disease, adhesive capsulitis, glenohumeral and acromioclavicular joint arthritis (1). As common shoulder problems arise particularly over the age of 40, young people may have shoulder problems in the pre-sence of previous surgery or trauma. In this article, the current approach and treatmentof common shoulder diseases are summarized as to be appropriate for primary healthcare services


Öz

Tip 2 Diabetes Mellitus (DM) dünya genelinde prevalansı artan, genetik ve çevre-sel faktörlerden etkilenen kompleks bir hastalıktır. Obezite, yetersiz ve dengesiz beslenme, fiziksel inaktivite Tip 2 DM gelişiminde önemli yer tutmaktadır. Son yıllarda intestinal mikrobiyotadaki değişimin obezite, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar (KVH) gibibirçok hastalıkla ilişkisini incelenmektedir. Mikrobiyotayı etkileyen probiyotiklerin suplemantasyonu veya diyet ürünleriyle (fermente süt ürünleri gibi) alımı insülin direnci vekan glikoz regülasyonu üzerinde olumlu etki göstermektedir. Probiyotiklerin ve prebiyotiklerin kan glikozu regülasyonu, insülin direnci ve diyabet üzerindeki etkisini inceleyen çalışmaların sonuçları literatürde farklılık gösterebilmektedir. Uzun dönemde yapılacak olan insan çalışmalarının bu konuyu aydınlatacağı düşünülmektedir. Bu derlemede probiyotikler, prebiyotikler ve DM arasındaki ilişki incelenmiştir.

Abstract

Type 2 Diabetes Mellitus (DM) is a complex disease which is increasing worldwide prevalence and affected by genetic and environmental factors.  Obesity, inadequateand unbalanced diet, physical inactivity is important in the development of type 2 DM.Recent studies examine the relationship between changes in intestinal microbiota andobesity, diabetes, cardiovascular disease (CVD) and other diseases. Supplementation orconsumption of dietary probiotics products (such as fermented milk products) that affecting microbiota shows a positive effect on blood glucose regulation and insulin resistance. The results of studies that are examined the effect of probiotics and prebioticson blood glucose regulation, insulin resistance and diabetes may vary in the literature.This subject is expected to clarify with long   term human studies. The relationship between DM and probiotics, prebiotics is examines in this review.


Öz

Gastrik içeriğin retrograd hareketi ile kişinin yaşam kalitesini etkileyen semptomve/veya bulgulara yol açması reflü hastalığı olarak tanımlanmaktadır. Çok yaygın görüldüğü kabul edilen bu hastalığın kesin tanısı için güvenilir altın standart bir test bulunmamaktadır. Reflü larenjitin en güvenilir tanı yöntemi,  değiştirilen yaşam şekli veanti-reflü tedavi ile semptom ve bulgularda gerileme olmasıdır.  Larenks mukozası,aside özefagustan daha duyarlıdır. Dolayısıyla daha az miktarda ve daha kısa süreli maruziyet ile hücre hasarı oluşmaktadır. Bu nedenle reflü larenjit daha agresif ve dahauzun süreli tedavi edilmelidir. Reflü larenjit semptomları tedaviye çok iyi cevap verir ve çabuk düzelir. Ancak bulguların iyileşmesi zaman alır. Tedaviye cevap vermeyen hastalarda, tedavi altında yapılan monitorizasyon ile patolojik reflü ortaya konulmuşsa, yüksek doz veya süper yüksek doz proton pompa inhibitörü (PPİ) tedavisi yarar sağlar. Patolojik reflüsü ortaya konulmuş, devamlı PPİ kullanmak zorunda olan veyaciddi komplikasyon gelişmiş hastalarda laparoskopik antireflü cerrahi seçilmiş has-talarda gelecek vaat eden bir yöntemdir.

Abstract

Reflux disease is defined as retrograde movement of the gastric content that causesign and/or symptoms which affecting the quality of life. There is no reliable test defined as  ‘gold standard’ for a definitive diagnosis of this very prevalent disease. The mostreliable diagnostic method for reflux laryngitis is remission of symptoms and signs bylifestyle changes and antireflux treatment. Laryngeal mucosa, is more sensitive to acid than the esophagus. Thus a smaller amount and shorter exposure consists cell damage. Therefore reflux laryngitis therapy should be more aggressive and longer. Reflux laryngitis symptoms respond to treatment welland recovery occurs quickly. But  physical examination findings heals in long-term. Non-healing patients who have revealed pathological reflux with monitoring under treatment,high-dose or super high-dose PPI therapy provides better results. In  patients who developed severe complications or have to use continuous PPI, ifthey have revealed pathological reflux, laparoscopic antireflux surgery is a promisingmethod in selected patients.


Öz

Piyoderma gangrenozum (PG), ilk kez 1930lu yıllarda ortaya çıkan, nadir görülen,kronik inflamatuar bir hastalıkdır. Etyopatogenez tam olarak bilinmemektedir. Genellikle ağrılı eritematöz bir nodül olarak başlayan lezyonlar daha sonra inflame, irregülersınırlı, nekrotik ve hemorajik tabanı olan ağrılı ülserlere dönüşür. Lezyonlar hızlı prog-resyona sahip olup,  bazı hastalarda eşlik eden ateş, halsizlik, kas ağrısı ve eklem ağrıları görülmektedir. Burada klinik olarak nekrotizan fasiiti düşündüren bir piyoderma gangrenozum olgusu sunulacaktır.

Abstract

Pyoderma gangrenosum (PG) is a rare chronic inflammatory disease which wasfirstly seen in the 1930s. Etiopathogenesis is not known exactly. The lesions, whichusually start as a painful erythematous nodule, are then transformed into painful ulcers with inflammation, irregular confinement, necrotic and hemorrhagic base. Lesions have rapid progression and some patients have fever, fatigue, muscle pain andjoint pain. Here we present a case of pyoderma gangrenosum suggesting clinicallynecrotizing fasciitis

Kitaplarımız

Alerjik Hastalıklara Pratik Yaklaşım

Selen Yayıncılık

150,00
İncele

30 SORUDA AŞI

Selen Yayıncılık

250,00
İncele

Çocuklarda Ateş

Selen Yayıncılık

60,00
İncele

TUS VE YDUS İÇİN YENİDOĞAN SORU BANKASI

Selen Yayıncılık

60,00
İncele

Kanıta Dayalı Dermatolojik Tedavi E- Book 1 adet Makale

Selen Yayıncılık

225,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.