Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar

30 Soruda Grip

Selen Yayıncılık

100,00

30 Soruda Demir Çinko Birlikteliği

Selen Yayıncılık

60,00


Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Aile Hekimliği Dergisi Mart - Nisan 2018

25,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 150,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 1309-0461
Online ISSN :
Dil : Türkçe
Cilt : 10 Sayı: 2
Yayın Periyodu :2 Ayda 1 - Yılda 6 Sayı
Yayın Türü :Yerel - Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009

Toksoplazma doğada bulunan bir protozoon türüdür. Toxoplasma gondii, az pişmiş
et, kedi dışkıları ile enfektif ookistlerin alınmasıyla ve transplasental yollarla bulaşarak
insanlarda enfeksiyona neden olabilen doku parazitidir. Annenin bağışıklık sistemi fetüsü
enfeksiyona karşı korur. Konjenital enfeksiyon sıklığı gebelik dönemine göre değişir.
Hastalık birinci trimesterde % 10-25, ikinci trimesterde % 30-54 ve son trimesterde%
60-65 oranında görülür. Birinci trimesterde görüldüğünde, spontan düşük, ölü doğum
veya ciddi sağlık sorunları olabilir. Bazen doğumdan sonra bebekte enfeksiyon görülmeyebilir.
Bazen de korioretinit, çapraz göz, anemi, peteşi, hepatit, ensefalit, pnömoni,
mikrosefali, kalsifikasyonlar, hidrosefali, bilişsel ve psikomotor gerilik gelişebilir. Bu
çalışma da, Malatya bölgesindeki 20 yaş üzeri kadınlardan alınan serumların ELISA yöntemiyle
Toksoplasma gondii IgM ve IgG ve tüp aglütinasyon yöntemiyle Brucella abortus
seropozitiflik oranlarının belirlenmesi ve bu iki etken için rutin taramanın gerekliliğine
önem verilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; 270 serum örnekleminin
10'unda (% 3.7) Toxoplasma gondii IgM pozitifliği 74'ünde (% 37.7) Toxoplasma
gondii IgG pozitifliği saptanmıştır. Brusella abortus antikorları, serumların hiçbirinde
rastlanılmamıştır. Serumlarda seronegatiflik oranları yüksek olması sebebiyle gebelik
öncesi doğurganlık çağındaki kadınlarda Toxoplasma gondii açısından tarama yapılması
uygun olacaktır.


Giriş: Homosistein; diyetle alınamayan, esansiyel olan metiyonin metabolitidir. Orta
düzeyde hiperhomosisteinemi; koroner arter hastalığı, inme, alzheimer, şizofreni ve spina
bifidayı içeren ciddi hastalıklarla ilişkilidir. Bası ülserleri; morbidite ve mortaliteyi
artıran, hastanede yatış süresini uzatan ve tedavi maliyetini artıran bir sağlık problemidir.
Bası yarası; fazla miktar ve sürede basınca maruz kalan vücut bölgesinde, doku perfüzyonunun
azalmasından doku ölümüne kadar gidebilen bir süreçte oluşur. Bu çalışmada
homosistein ile yara evresi, ateroskleroz ve diyabet arasındaki ilişki ve yatağa bağımlı
kalınan süre ile ateroskleroz, diyabet, yara evresi arasındaki ilişki incelendi.
Materyal ve Metod: Sağlık Bakanlığı Ordu Üniversitesi-Eğitim ve Araştırma Hastanesi
palyatif bakım merkezinde tedavi görmekte olan 34 bası ülserli hasta çalışmaya
dahil edilmiştir. Hastalar; yatağa bağımlılık süresi, yara evresi, homosistein düzeyi, ateroskleroz
varlığı ve diabetes mellitus varlığına göre sınıflandırılmıştır. Yara evresine göre
yatağa bağımlılık süreleri ve homosistein düzeyleri açısından fark olup olmadığı ise tek
yönlü varyans analizi ile belirlendi. Ateroskleroz ve diyabetes mellitus görülmesi durumuna
göre yatağa bağımlılık süreleri ve homosistein düzeyleri açısından fark olup olmadığı
ise Student t-test ile belirlendi. Ateroskleroz ve diyabetes mellitus görülmesi durumu
ile yara evresine göre farklılık göstermesi ise ki-kare analizi ile belirlendi. Yatağa
bağımlılık süreleri ve homosistein düzeyleri, hastanın yaşı ile homosistein düzeyleri
arası ilişkiler ise Pearson korelasyon katsayısı ile tahmin edildi.
Bulgular: Yara evresi açısından hastaların yatağa bağımlı kalma süresi ve homosistein
düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık tespit edilemedi. Ancak, klinik olarak 3. ve
4. yara evresine sahip hastaların homosistein düzeyleri yara evresi 2 olan hastalara göre
daha yüksek olduğu gözlemlendi. Bu evrelerdeki (3. ve 4.) hastalarda hafif homosistein
yüksekliği görülmektedir (15-30 Mmol/L çıkan değerler). Atereskleroz görülmesine
göre hastaların yatağa bağımlı kalma süresi ve homosistein düzeyleri arasında anlamlı
bir farklılık tespit edilemedi. Diyabet görülmesine göre hastaların yatağa bağımlı kalma
süresi ve homosistein düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık tespit edilemedi (P>0,05).
Ayrıca, hastaların yara evresi ile atereskleroz ve diyabet görülmesi durumu arasında herhangi
bir ilişki belirlenemedi. Buna ilaveten, hastaların yatağa bağımlılık süreleri ve homosistein
düzeyleri arasında pozitif anlamlı bir ilişki belirlenirken, hastanın yaşı ile homosistein
düzeyleri arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki tespit edilemedi. Dolayısı
ile hastaların yatağa bağımlılık süreleri arttıkça homosistein değerlerinde de bir artış
olduğu gözlemlendi.


Amaç: Subakromiyal sıkışma sendromu (SSS) omuz ağrısı ve disfonksiyonunun en
sık nedenlerindendir. Tedavisinde medikal tedavi ve çeşitli fizik tedavi yöntemleri kullanılır.
Dirençli olgularda ise özellikle steroid tedavisinin olumlu etkilerinin olduğu bilinmekte
ancak hangi steroid preparatının daha etkili olduğu konusunda yeterli veri bulunmamaktadır.
Bu çalışmada amacımız SSS tanısı konulmuş olgularda farklı steroid preparatlarının
etkinliklerinin araştırılmasıdır.
Materyal-Metod: Çalışmaya 2016-2018 tarihleri arasında fizik muayene ve radyolojik
olarak impingement sendromu tanısı konulmuş ve bu nedenle subakromiyal steroid
enjeksiyonu yapılmış hastaların verileri değerlendirmeye alındı. Tedavi öncesi ve
sonrası karşılaştırmalar ağrı için VAS, günlük yaşam aktiviteleri ve fonksiyonel durum
açısından QDASH kullanılarak yapıldı. Hastalar tedavi sonrası 1., 3. Ve 6. Aylarda VAS,
QDASH değerlendirmelerini yapmak üzere kontrole kaçırıldı.
Bulgular: Betametazon ve Triamsinolon grubunda hastaların yaşı, cinsiyet dağılımı
anlamlı (p ? 0.05) farklılık göstermemiştir. Betametazon ve Triamsinolon grubunda
komplikasyon oranı, meslek dağılımı, ek hastalık oranı anlamlı (p ? 0.05) farklılık göstermemiştir.
Betametazon ve Triamsinolon grubunda başlangıç, 1.ay, 3.ay, 6.ay VAS ve
Qdash skoru anlamlı (p ? 0.05) farklılık göstermemiştir. Her iki grupta da 1.ay, 3.ay, 6.ay
Qdash skoru ve VAS değeri başlangıca göre anlamlı (p ? 0.05) düşüş göstermiştir.
Sonuç: Bu çalışmamızda omuz impingement sendromu olan hastalarda iki farklı steroid
preparatının ağrı ve fonksiyonel durum üzerinde benzer olumlu etkileri olduğunu
tespit edilmiştir. Her iki streoid preparatında komplikasyon oranı benzerdir ve konservatif
yönteme yanıt vermeyen olgularda, sterilizasyon koşullarına ve uygulama yerine
dikkat edilerek güvenle uygulanabilir.


Amaç: Subakromiyal sıkışma sendromu (SSS) omuz ağrısı ve disfonksiyonunun en
sık nedenlerindendir. Tedavisinde medikal tedavi ve çeşitli fizik tedavi yöntemleri kullanılır.
Dirençli olgularda ise özellikle steroid tedavisinin olumlu etkilerinin olduğu bilinmekte
ancak hangi steroid preparatının daha etkili olduğu konusunda yeterli veri bulunmamaktadır.
Bu çalışmada amacımız SSS tanısı konulmuş olgularda farklı steroid preparatlarının
etkinliklerinin araştırılmasıdır.
Materyal-Metod: Çalışmaya 2016-2018 tarihleri arasında fizik muayene ve radyolojik
olarak impingement sendromu tanısı konulmuş ve bu nedenle subakromiyal steroid
enjeksiyonu yapılmış hastaların verileri değerlendirmeye alındı. Tedavi öncesi ve
sonrası karşılaştırmalar ağrı için VAS, günlük yaşam aktiviteleri ve fonksiyonel durum
açısından QDASH kullanılarak yapıldı. Hastalar tedavi sonrası 1., 3. Ve 6. Aylarda VAS,
QDASH değerlendirmelerini yapmak üzere kontrole kaçırıldı.
Bulgular: Betametazon ve Triamsinolon grubunda hastaların yaşı, cinsiyet dağılımı
anlamlı (p ? 0.05) farklılık göstermemiştir. Betametazon ve Triamsinolon grubunda
komplikasyon oranı, meslek dağılımı, ek hastalık oranı anlamlı (p ? 0.05) farklılık göstermemiştir.
Betametazon ve Triamsinolon grubunda başlangıç, 1.ay, 3.ay, 6.ay VAS ve
Qdash skoru anlamlı (p ? 0.05) farklılık göstermemiştir. Her iki grupta da 1.ay, 3.ay, 6.ay
Qdash skoru ve VAS değeri başlangıca göre anlamlı (p ? 0.05) düşüş göstermiştir.
Sonuç: Bu çalışmamızda omuz impingement sendromu olan hastalarda iki farklı steroid
preparatının ağrı ve fonksiyonel durum üzerinde benzer olumlu etkileri olduğunu
tespit edilmiştir. Her iki streoid preparatında komplikasyon oranı benzerdir ve konservatif
yönteme yanıt vermeyen olgularda, sterilizasyon koşullarına ve uygulama yerine
dikkat edilerek güvenle uygulanabilir.


Ülkemizde Umumi Hıfzıssıhha Kanuna göre defin hizmetleri belediye hekimlerinin
görevidir. Ancak bir süredir yeni mevzuata göre aile hekimleri ve toplum sağlığı hekimleri
nöbet usülü ile görevlendirilmektedir. Birinci basmakta koruyucu hekimlik önemlidir.
Topluma sunulan hekimlik hizmetinde sıkıntıların yaşanmaması için halk sağlığının
bakışının unutulmaması gereklidir. Bu yazıda konunun önemi, kritik sorular eşliğinde
ve mevzuat esasları dikkate alınarak irdelenmeye çalışılacaktır.


Kırmızı refle değerlendirmesi aile hekimleri, çocuk doktorları veya göz hekimleri tarafından
kolayca uygulanabilecek, konjenital katarakt, glokom, retinoblastom ve korneal
veya retinal hastalıklar gibi oftalmolojik patolojileri saptamada faydalı bir tarama testidir.
Testi uygulamak için hekim direkt oftalmoskopu önce hastanın her bir gözüne ardından
iki pupile birden eş zamanlı olarak odaklar. Normal bir kırmızı refle test sonucu
major oftalmolojik patolojileri ekarte ederken, lökokori (beyaz renkte refle), siyah nokta,
asimetri ve pupil büyüklüğünde, şeklinde veya pozisyonunda anomali gibi anormal
sonuç varlığında göz hekimine acil sevk gerektirir.


Kardiyovasküler Hastalıklar (KVH), dünya genelinde ölümlerin ve morbiditelerin başlıca
sebebidir. KVH’lerden korunmada yaklaşım tarzı, çoğul risk faktörleri gözetilerek
genel riskin düşürülmesine yönelik olmalıdır. KVH’lerin bireysel olarak azaltılmasını
sağlamak için öncelikle riskleri belirlemek gerekmektedir. Bu derleme ile ülkemizde kullanımı
uygun görülen Systematic Coronary Risk Estimation (SCORE) risk tahmini sistemine
göre KVH risk değerlendirmesinin nasıl yapılabileceği açıklanarak, birinci basamakta
kullanımının yaygınlaştırılması amaçlanmaktadır


Amaç: Gündüzlü hasta bakım merkezleri (Daily Care Centers) hem palyatif hastalarına
hem de hasta yakınlarına (özellikle çalışan hasta yakınlarına) verdikleri hizmetlerle
yeni bir alternatif sunmaktadır. Hastalar gündüz bu bakım veren merkezlere götürülmekte,
akşam iş çıkışı da ailelerinin yanına dönmektedirler. Dünyada son yıllarda evde
bakıma yönelik ilginin de artmasıyla gündüz hasta bakım hizmetlerinin önemi de artmaktadır.
Çalışmamızın amacı; henüz Türkiye’de yeni olan bu bakım merkezlerine, palyatif
hasta servisindeki hasta yakınlarının bakış açısını ortaya çıkarmaktır.
Yöntem: Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesinin, palyatif bakım servisinde, aralık
2017 ve şubat 2018 tarihleri arasında yatan hastaların yakınlarına, 13 soruluk demografik
özellikleri ve gündüzlü hasta bakımı hakkındaki bilgilerini, gündüzlü hasta bakımı
tercih edip etmeyeceklerini içeren bir anket uygulandı
Sonuç: Gündüzlü hasta bakım merkezleri hasta yakınlarının işlerine hem devam etmelerini,
hem de hastalarıyla vakit geçirmelerini sağlayan, ve son yıllarda evde bakım
hizmetlerine verilen önemden dolayı dünyada gitgide yaygınlaşmaktadır. Yaptığımız çalışmada,
henüz toplumda duyulmamakla beraber, hasta yakınlarının ilk defa bu merkezleri
duyduklarında bile tercih etmek isteyecekleri görülmüştür


Akut Pankreatit gebelik ve postpartum dönemde nadir görülen bir durumdur. Gebelik
ve postpartum dönem, bayanlarda bir çok fizyolojik değişikliğin olduğu ve birçok
hastalıkların tanı ve tedavilerinde değişikliklere yol açan bir periyottur. Özellikle akut
pankreatit sıklıkla ilk gebeliklerde ve özellikle 3. trimesterda ve gençlerde görülmektedir.
En sık neden olan etiyolojik faktörler safra taşları ve hiperlipidemidir. Nadir olarak
postpartum dönemde de akut pankreatit görülür, ancak tanı koymak oldukça zor olabilir.
Acil servisimize başvuran postpartum dönemdeki 26 yaşında olan akut pankreatit tanısı
konulan ve tedavi edilen vakamızı sunuyoruz.


Selektif mutizm (SM) normal ve sosyal ortamlarda konuşmama fakat ebeveyn ve kardeş
gibi yakın ilişkilerin olduğu ortamlarda konuşma olarak tanımlanabilir. Nedeni tam
olarak belirlenememiştir fakat çekingenlik ve utangaçlık özellikleri, travmatik yaşantılar,
olumsuz ebeveyn tutumları ve dil gelişimi sorunlarının SM’ye yol açabileceği bildirilmiştir.
Yaygınlık oranları çeşitli çalışmalarda farklılık göstermekte ise de yaklaşık
%2 olduğu belirtilmiştir ve kızlarda daha fazla görülür. SM’nin dört alt türü bulunmaktadır
ve tanıya genellikle okul başlangıcında gidilir. SM’nin tedavisi oldukça zordur. Multimodal
bir yaklaşım ile bilişsel-davranışçı yaklaşım temelli uygulamaların başarılı sonuçlar
verdiği bildirilmiştir. Çalışmada 11 yaşında ki SM’li kız çocuğuna yönelik uygulamalar
gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede okul-aile işbirliği doğrultusunda bilişseldavranışsal
yaklaşım temelli strateji uygulanmıştır. Çalışmanın diğer olgu sunumlarından
farkı, vakanın ilgi ve yeteneğine göre değişik bir çevrede grup dinamiğine girmesi
yönünde ki uygulamalardır. SM olgusu 2 aylık süreçte çözümlenmiş ve takip eden 2 aylık
izlemde problem tekrar etmemiştir.


Dokuların asıl gereksinimi olan makro veya mikro besin öğelerinden yoksun kalması
sonucu yapısal eksiklikler ve organlarda fonksiyon bozukluklarının ortaya çıkmasına
malnütrisyon adı verilir. Hastanede yatan hastalarda %30-60 oranında malnütrisyon
söz konusu olup bunun %10-25’i ağır dereceli malnütrisyondur. Malnütrisyon, palyatif
serviste takip ve tedavi edilen hastaların morbidite ve mortalitesini önemli ölçüde artırır.
Bu nedenle palyatif serviste malnütrisyon tedavisi çok önemlidir.

Kitaplarımız

ÇOCUK ENFEKSİYONLARINA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

Selen Yayıncılık

250,00
İncele

Dermatolojik Hastalıklarda Çinko`nun Önemi

Selen Yayıncılık

50,00
İncele

Karotis Arter Darlıkları: Cerrahi Tedavi

Selen Yayıncılık

50,00
İncele

Kardiyoloji Tanı ve Tedavi Yaklaşımları

Selen Yayıncılık

250,00
İncele

30 Soruda Grip

Selen Yayıncılık

100,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.