Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar



Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Aile Hekimliği Dergisi Mart - Nisan 2015 TÜKENDİ

0,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 210,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 1309 - 0461
Online ISSN : ..........
Dil : Türkçe - İngilizce
Cilt : 7 Sayı 2
Yayın Periyodu :2 Ayda 1 - Yılda 6 Sayı
Yayın Türü :Yerel - Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009

Prof. Dr. Sibel ÖZKURT

Özet
Kronik bronşit birbirini izleyen iki yıl boyunca yılda en az üç ay süreyle öksürük ve
balgam çıkarma olarak tanımlanır, tanı anamnez ile konur. Solunum fonksiyon testinde
obstrüksiyon bulgusu yoktur. Öksürük ve balgam çıkarma santral bronşlarda meydana
gelen değişiklikler sonrası oluşan hipersekresyona bağlıdır. Hastalık alevlenmelerle
seyreder. Çoğunlukla trakeabronşial enfeksiyonlara bağlı olarak gelişen alevlenmeler
morbidite ve mortalitenin artmasına neden olur. Alevlenmelerde Anthonisen sınıflaması
kullanılarak antibiyotik seçimi yapılır. Kronik bronşit fiziksel aktiviteyi azalttığı
için hastaların yaşam şekillerini değiştirmeleri ve daha aktif bir yaşama geçmeleri önerilir.
Hastalıktan korunmak için sigaraya başlamamak, içiliyorsa bırakmak, beslenmeye
dikkat etmek gereklidir. Hastalık erken tanınır ve tedavi edilirse morbidite ve mortalitesi azalır.


Abstract
Chronic bronchitis (CB) is characterised with cough and sputum at least for three months
in the following two years and diagnosis put with anamnesis. There is no obstruction in
pulmonary tests. Cough and sputum are usually due to hypersecretion occurding due to
changes in central bronchi. CB is chacterised with exacerbations with increase morbidity
and mortality of the disease. These exacerbations are usually caused by tracteobronchial
infections. Antibiotics are choosen by using Anthonisen classification. CB decreases
pyysial activity. Patients are suggested to change their life style and to have more
physical activity. In order to beware of CB, not to start smoking, quit smoking and take
care of nutrition are necessary. In CB, early diagnosis and treatment could decrese morbidity
and mortality.


Dr. Alkım Öden AKMAN, Dr. Nazile ERTÜRK

Özet
Özellikle pediatride ayaktan antibiyotik (AB) kullanımı yaygın olup, sıklıkla hafif solunum
yolu enfeksiyonları, deri ve üriner sistem enfeksiyonlarında kullanılmaktadır. Birçok
antibiyotik, özellikle geniş spektrumlu olanlar sıklıkla Antibiyotik Kullanımına Bağlı
İshale (AKBİ) neden olmaktadır. İntestinal floranın anaerobik kısmına etkili olan AB'ler
daha çok ishale neden olurlar. 6 yaşından küçükler ve 65 yaşından büyükler daha büyük
risk altındadır. AKBİ'de en sık etken Clostridium difficle'dir. Günümüzde AKBİ uygunsuz
AB kullanımı sonucu ortaya çıkan yan etkiler içinde önemli bir yer tutmaktadır.


Abstract
Outpatient use of antibiotics is common in pediatrics, most often for a variety of minor
infections of the respiratory tract, integument, and urinary tract. Certain antibiotics,
especially those with a relatively broad spectrum, frequently result in diarhea. The antibiotics
that effecte the anaerobic portion of intestinal flora cause more diarrhea. Children
under 6 years and over 65 years are at greater risk. The Clostridium difficle is most
common factor in antibiotic associated diarrhea. Today, inappropriate use of antibiotics
plays an important role in antibiotic associated diarrhea.


Doç. Dr. Melahat AKDENİZ, Uzm. Dr. Gülşen MEVSİM

Özet
İnfluenza birinci basamakta çalışan aile hekimlerinin özellikle kış mevsiminde sık
karşılaştıkları bir hastalıktır. Tarih boyunca yaptığı pandemilerle milyonlarca kişinin ölümüne
yol açmıştır. İnfluenza virusu izole edildiği 1932 yılından beri üzerinde en çok çalışılan
viruslerden biridir. Etkili aşı geliştirilmesi ve aşının etkinliğinin araştırılması çalışmaları
halen tamamlanmış değildir. Ayrıca kemoprofilaksi ve tedavi edici daha etkili
ajanların geliştirilmesi, daha kısa sürede ve doğru sonuç veren laboratuar testtlerinin
geliştirilmesi çalışmaları da devam etmektedir. Aile hekimleri influenzanın yönetiminde
ve salgınların önlenmesinde ön safhada oldukları için bu gelişmelerle yakından ilgilenmektedirler.
Abstract
Influenza is a disease that family Physicians commonly encountered in primary care.
Throughout history, it has led to the deaths of millions of people by pandemics. A virus
is was first isolated in 1933 Influenza virus is one of the most studied on isolated the virus
since 1932. To investigate the development of vaccines and sdaerchimg of vaccine
efficacy studies are not yet completed. In addition, The studies are continue for the development
of more effective agents for chemoprophylaxis and treatment and development
of guick and more accurate laboratory testing for influenza. Because of family practicioners
are on the front line for implementing influenza prevention and control efforts,
they are intestested, they are interested in the development


Dr. Sibel KILIÇASLAN

Özet
Yenidoğan dönemi yaşamın ilk ayını kapsayan bir süreçtir,yenidoğan bebek, dış ortama
alışmakta olduğu bu 1 aylık dönemde yakın takip altında olmalıdır, tamamen mikropsuz
olarak anne karnından çıkan vucüt anne sütü alarak bağışıklığını kuvvetlendirmeye
çalışırken, gerek kıyafetler, gerek bakım ürünleri, alt temizleme malzemeleri açısından
tamamen doğal ve cildine zarar vermeyecek ürünlerle tanıştırılmalıdır, ayrıca bu
bir aylık süreçte erken tespit edilen kan hastalıkları ve kalça eklemi kontrol testleri yapılmalı
ve aşılar hakkında aileler bilgilendirilmeli, geleceğe sağlıklı bir nesil yetiştirilmesi
için bebeklerin doğum anından itibaren belli aralıklarla takiplerinin önemli olduğu
ailelere vurgulanmalıdır


Doç. Dr. Seçil Gunher ARICA

Özet
Diyabet maliyeti yüksek olan kronik ve komplikasyonlarla seyreden bir hastalıktır.
Hastalığın tedavisinde hedef, hipoglisemiye neden olmadan optimalmetabolik kontrolün
sağlanmasıdır. Ülkemizde tip 1 diyabetiklerin tamamı, tip 2 diyabetiklerin ise sadece
üçte biri insülin tedavisi almaktadır. Dünyada ve ülkemizde tip 2 diyabet tanısı alan
hastalarda insülin tedavisine geçene kadar olan süre ortalama 10 yıldır. Fakat bu on yıllık
zaman sürecinde hastaların %70’inde makro ve mikrovaskulerkomplikasyonlar gelişmiş
oluyor. Bu yüzden uzun dönemde komplikasyonların gelişimini engellemek için
tip 1 diyabetiklerde yoğun insülin tedavisi, tip 2 diyabetiklerde de erken dönemde insülin
tedavisine başlanmalı ve takipler bütüncül bir yaklaşım içinde süreklilik arz etmelidir.
Diyabet gibi kronik ve ilerleyici hastalıkların yönetimi bütüncül ve sürekli bakım
hizmetinin verildiği birinci basamak çalışanları tarafından yapılmalıdır.


Abstract
Diabetes is a highcost, chronicdiseasewhich is full of complications. Thegoal of thetreatment
is toregulatetheoptimalmetaboliccontrolwithoutcausinghypoglycemia. Inourcountry,
alltype 1 diabeticsandonlyone-third of type 2 diabeticstakeinsulintherapy
.Intype 2 diabeticsinsulintherapystartapproximately 10 yearsafterthediagnosis in ourcountryand
in theworld. However, duringthis 10 yearperiodmacrovascularandmicrovascularcomplications
of diabetesoccur in 70% of patients. Therefore, in ordertopreventthedevelopment
of long-termcomplications of diabetesintensiveinsulintherapyshould be started
in type 1 diabeticsandearlyinsulintherapyshould be started in type 2 diabetics, andfollow-
up of thesepatientsshould be continuous in a holisticapproach. Management of
chronicandprogressivediseasessuch as diabetes, must be performedbyprimarycarestaffbecause
of theirholisticandcontinuingcareservices.


Prof. Dr. Başak KARAKURUM GÖKSEL

Giriş
Yaşam boyunca en azından bir kez başağrısı ile karşılaşma sıklığı kadınlar için %95,
erkekler için %90’dır. Başağrısı intrakranial ve ekstrakranial ağrıya duyarlı yapıların etkilenmesi
sonucu ortaya çıkar. Baş ve boyundaki ekstrakranial ağrıya duyarlı yapılar;
saçlı deri, deri altı yağ dokusu ve arterleri, baş ve boyun kasları, periost, göz, kulak, burun,
sinüsler, dişler, V, IX, X. sinirler ve ilk üç servikal spinal sinirin ekstrakranial kısımlarıdır.
İntrakranial ağrıya duyarlı baş ve boyun yapıları; intrakranial arterlerin proksimal
kısımları, meningeal arterler, venöz sinüsler, büyük venler, kaide durası, tentorium
serebelli, falks serebri, V, IX, X. sinirler ve ilk 3 servikal spinal sinirin intrakranial
kısımlarıdır (1,2).


Uzm. Dr. Fulya YARAR

Özet
Aile hekimleri hastaları sağlık hizmetleriyle ilk temas noktasında karşılarlar. Bu noktada
sunulan rahatsızlıklar genellikle henüz ayrışmamış, farklılaşmamış durumdadır. Birinci
basamakta çalışan aile hekimlerinin en çok karşılaştıkları akut sağlık sorunlarının
başında üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları gelmektedir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının
yönetiminde gereksiz antibiyotik kullanımı en büyük sorundur ve aile hekimi
uygun klinik yaklaşımla bu sorunu aşabilir.


Abstract
Family physicians see their patients at the first point of contact with health care services.
The illnesses/problems presented at this point are unselected and undifferentiated.
Acute health problems encountered by most family physicians working in primary
care are upper and lower respiratory tract infections. Unnecessary antibiotic use is a big
problem especially in management of upper respiratory tract infections and a family physician
could solve this problem using a proper clinical approach.


Yard. Doç. Süheyla RAHMAN, Yard. Doç. Selim ALTAN, Uzm. Dr. Hüseyin ELBİ, Araş. Görv. Açelya KAPLAN, Yard. Doç. Feyza NAZİK, Prof. Dr. Erol ÖZMEN, F. Sırrı ÇAM

Özet
Amaç: Bu çalışmada Manisa’da özel bir huzurevinde kalan yaşlıların sosyodemografik
özellikleri ile günlük yaşam etkinliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Gereç ve yöntem: Araştırma, Manisa Huzurevi Vakfı Dinlenme Evinde kalan 47 yaşlıyı
kapsamıştır. Yaşlıların günlük yaşam etkinliklerindeki bağımlılık durumları, Katz‘ın
Günlük Yaşam Aktiviteleri indeksi ve Lawton ve Brody‘ninEnstrümental Günlük Yaşam
Aktiviteleri indeksi ile değerlendirilmiştir. Görüşmeler, 2012-2014 yılları arasında İntörn
Doktorlar tarafından huzurevi sakinleri ile yüz yüze gerçekleştirilmiştir.
Bulgular: Manisa huzurevinde kalan yaşlıların %48,9’ u erkek, %51,1’i kadındır. Sakinlerin
%57,5’i lise ve üzeri dengi okul mezunu olup ,%87,2’si eşi ölmüş ya da bekârdır.
%89.4‘ü en az bir kronik hastalığa sahiptir. Günlük yaşam aktivitesi indeksine göre
bireylerin hepsi bağımsızdır. Enstrümental günlük yaşam aktivitesi indeksine göre bireylerin %27,7’si yarı bağımlıdır, %4,3 ‘ü ise tam bağımlıdır.
Sonuç: Sonuç olarak yapılan bu araştırma ile sosyoekonomik ve öğrenim düzeyinin
iyi olmasının yaşlının bağımlılık düzeyinin gerilemesinde ve görece olarak da yaşam kalitesinin
yukarı çekilmesinde etkili olduğu görülmüştür.


Abstract
Purpose: Inthisstudy, it wasaimedtoevaluatetherelationship of theactivities of dailylivingwiththesociodemographiccharacteristics
of theelderlywholive in a privatenursinghome
in Manisa.
Materials and methods: 47 peoplestaying at privatenursinghome in Manisa wereincludedtothestudy.
Dependence in thedailylivingactivities of elderlypeoplewasevaluatedwiththeKatzActivities
of Daily Living Index andLawtonandBrody'sInstrumentalActivities
of Daily LivingIndex. Interviewswasappliedwiththeresidents of nursinghomesbyinterndoctorsbetween
2012-2014.
Results: Studywascarriedoutwith 24 women (51,1%) and 23 men (48,9%). 57,5%
of theresidents is theequivalent of highschoolandhigherschoolgraduatesand 87,2% of them
is single. Most of them (89,4%) has at leastonechronicdisease. AllindividualsareindependentaccordingtotheKatzActivities
of Daily Living Index. The 27,7% of theresidants is
half-dependent, 4,3% of them is fullydependentaccordingtotheLawtonandBrody'sInstrumentalActivities
of Daily LivingIndex.
Conclusion: As a result of thisstudy, thewellbeing of thesocio-economicandeducationalsituationwerefoundto
be effectivepositively at thelevel of dependence of theelderly.


Uzm. Dr. Bahar DERNEK, Uzm. Dr. Tuğba AYDIN, Doç. Dr. Fatma Nur KESİKTAŞ

Toplumda en sık karşılaşılan hastalıklardan biri olan bel ağrısının, yapılan araştırmalarda
yaklaşık olarak bireylerin %80’ni etkilediği belirlenmiştir. (1-3) Bel ağrısının sık
karşılaşılan bir sorun olmasının yanında özellikle etkinlik kısıtlılığı ile iş günü kaybına
sıklıkla yol açması ve sonuçta bireyler, aileler ve ülkeler bazında ciddi ekeonomik yüke
neden olması da önemlidir (4-6).


Patofizyoloji
Omurgada 5 lomber vertebra bulunmaktadır ve her bir vertebra gövde, pedikül (2 adet),
lamina (2 adet), faset eklem (4 adet) ve spinöz çıkıntıdan (1 adet) oluşmaktadır.
Spinal kanal, önde vertebra gövdesinin arka kaısmı, intervertebral disk, posterior longitudinal
ligaman, yanlarda pediküller ve arkada ligamantum flavum ve laminadan oluşmaktadır.
Her bir vertebrada bulunan formainalardan spinal sinirler, radiküler kan damarları ve
sinuvertebral sinirler geçmektedir. Normal bir omurgada ön yapılar (vertebra gövdesi, intervertebral
diskler) ağırlık taşıma ve şok absorban görevini üstlenirken, arka yapılar (vertebral
ark, lamina, transvers ve spinöz çıkıntılar) spinal kordu ve sinir köklerini korur.

Kitaplarımız

30 SORUDA AŞI

Selen Yayıncılık

150,00
İncele

30 Soruda Grip

Selen Yayıncılık

100,00
İncele

Yetişkin ve Çocuklarda Probiyotikler

Selen Yayıncılık

60,00
İncele

Karotis Arter Darlıkları: Cerrahi Tedavi

Selen Yayıncılık

100,00
İncele

30 SORUDA ÇOCUKLARDA BESİN ALERJİLERİ Besin Alerjisi Nedir Ne Değildir?

Selen Yayıncılık

150,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.