Üye Girişi

Zorunlu

Zorunlu

Çok Satan Kitaplar

30 SORUDA AŞI

Selen Yayıncılık

150,00


Dergi Hakkında
Danışma Kurulu
Yayın Kurulu

Klinik Tıp Aile Hekimliği Dergisi Kasım - Aralık 2018

25,00 ₺

Aynı Gün Kargolama - 3-4 İş Gününde Teslimat

Yıllık Abonelik Fiyatı : 210,00 ₺

Abonelik Süresi Seçiniz (YILLIK) Abone OL
Sadece Bu Sayıyı Almak İstiyorum Satın Al
ISSN : 1309-0461
Online ISSN :
Dil : Türkçe - İngilizce
Cilt : 10
Yayın Periyodu :2 Ayda 1 - Yılda 6 Sayı
Yayın Türü :Yerel - Süreli
Yayına Başlama Tarihi :2009 / Kargo karşı ödemelidir.

Öz

Ülkemizde doğum sonrası hastanede kaldıkları ilk günlerde sağlıklı yenidoğan be-beklerin izlemi ile ilgili çok detaylı çalışmalar yapılmamıştır. Bu çalışmanın amacı annesütü ve emzirmenin desteklenmesi süreçleri, yenidoğanların demografik özellikleri, se-zeryan ve normal doğum ile ilgili farklılıkları değerlendirmektir. Hastanemizde doğansağlıklı term 502 yenidoğan çalışmaya alındı. Doğumların %25.7’i vajinal, %74.3’ü  se-zaryan ile gerçekleştirilmiş idi. Yenidoğan bebeklerin cinsiyet dağılımı kız %47.6 ve er-kek  %52.4 dü. Taburcu olurken tüm yenidoğanlarda ortalama tartı  kaybı  %7.4  idi. Ye-nidoğan bebeklerin %70.7’i sadece anne sütüyle,  %29.3 anne sütü+formül mama ile bes-lendi. Çalışmamızın Türkiye çapında genellenemeyeceği ancak, ülkemiz  epidemiyolo-jik veri tabanına katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.

Abstract

There had been no detailed studies in our country regarding the follow-up of the new-borns during the first several  days after birth at the hospital stay. The aim of this studywas assessment of  breastfeeding support, demographic features of the newborns and,differences between the cesarean and normal vaginal delivery. 502 newborns were in-cluded for the study. 25.7% of births were normal vaginal delivery, 74.3% were cesa-rean. There were  47.6% girls and 52.4% boys. The mean weight loss before dischar-ging from the hospital was 7.4%. 70.7% of newborns were fed only by breast milk, whi-le the %29.3 were fed with both formula and breastfeeding. Our study cannot be gene-ralized for all around the Turkey but it will be helpful for the epidemiologic database.


Öz

Amaç: Diyabetik makula ödemi(DMÖ) tedavisi için intravitreal triamsinolon(İVTA)uygulanan hastalarda tedavinin etkinliğinin ve klinik sonuçlarının optical coherence to-mography(OCT) ile değerlendirilmesi.

Gereç ve Yöntemler: Diffüz DMÖ olan 20 hastanın 23 gözüne 4 mg. triamsinolonenjekte edildi. Olguların preoperatif santral makula kalınlığı(SMK), postop 1.ay ve 3.aySMK bulguları OCT ile karşılaştırıldı.postoperatif vizyon ve göz içi basınç artışı kay-dedildi. Hastaların takip süresi 3 aydı.

Bulgular:  20 hastanın 11 i kadın 9 u erkek olup yaş ortalamaları 67,45 idi. Preoportalama SMK 687±171 mikrondu. Postop ortalama SMK 1. ayda 422±134 mikron, 3.ayda375±163 mikron bulundu. Tedavi uygulanan gözlerde görme keskinliği ortalaması pre-op 0,23±0,25 snellen sırasıyken postop 1. ayda 0,29±0,24, 3.ayda 0,34±0,26 bulundu.SMK azalması ilk ayda çok belirgindi.(p<0,05) Buna paralel görme keskinliğinde artış1. ayda anlamlıydı.(p=0,012) 3.ayda istatistiksel olarak anlamsız bulundu. İVTA sonra-sı GİB >21 mmhg % 26 oranında tespit edilmiştir. GİB artışı görülen tüm gözler medi-kal tedaviye cevap vermiştir.

Tartışma ve Sonuç:Diyabetik makula ödemi tedavisinde intravitreal triamsinolonenjeksiyonu makula kalınlığında belirgin azalmaya yol açmaktadır. Çalışmamızda ma-kula kalınlığındaki bu azalma erken dönemde çok belirgindi(postop 1.ay). Görme kes-kinliğinde ise 1.ayda anlamlı artış saptandı.

Abstract

Aim: To evaluate to the efficacy of intravitreal triamcinolone acetonide injection inpatient with diffuse diabetic macular edema, clinical results and OCT(Optical coheren-ce tomography) findings.

Materials and Methods:23 eye of 20 patients with diffuse diabetic macular ede-ma received an intravitreal injection of 4mg triamcinolone acetonide. Preoperative cen-tral macular thickness compared with findings in the postoperative first month and third month by using spectral OCT. Postoperative and preopera-tive visual acuity and intraocular pressure were noted. Fol-low-up period was three months.

Results: The mean preoperative central macular thick-ness was measured 687±171 microns. The first postopera-tive month, mean central macular thickness was measured422±134 microns. The third postoperative month, mean cen-tral macular thickness was measured 375±163 microns. Meanvisual acuity was measured as 0,23±0,25, 0,29±0,24 and0,34±0,26 lines at the preoperative, postoperative first monthand third month. Reduction in central macular thickness wasvery obvious the first month. Significant increase visual acu-ity seen in the first postoperative month. After intravitrealinjection of triamcinolone acetonid patients with intraocu-lar pressure exceeding 21 mmhg were % 26. İntraocular pres-sure controlled by topical medication


Öz

Çok yüksek düzeyde dikkat, tecrübe ve eğitim gerektiren avcılık faaliyetinin uygu-lanmasında ne yazık ki birçok yaralanma ve ölüm meydana gelmektedir. Bu çalışmadaÇorum-Tokat illerinde av faaliyeti sırasında, av tüfeği ile yaralanarak ölen 11 olgu, yaş,cinsiyet, ölüm nedeni, avcılık türü, yaralanma bölgesi, olay yeri ve ölüm yeri özellik-leri açısından değerlendirilmiştir. Çalışmamıza dahil edilen tüm olgular erkektir. Yaş or-talaması 34 tür. Çalışmada en çok yararlanan vücut bölgesi toraks olarak belirlenmiş-tir. Toraks anatomik pozisyonu ve yüzey alanı açısından vücudun önemli ölçüde isabetalan bölgelerinden biridir. Bu sebeple av faaliyeti sırasında toraks ve kafa bölgesini ko-ruyucu ekipmanlar geliştirilmesi ve kullanılması kaza orijinli ölümleri azaltabileceği dü-şünülmüştür.

Abstact

Unfortunately, many injuries and deaths occur in the implementation of hunting ac-tivities that require very high levels of attention, experience and training. In this study,11 subjects who were injured by hunting rifle during hunting activities in Çorum-Tokat provinces were evaluated in terms of age, gender, cause of death, hunting type, injuryarea, place of crime and place of death. All cases included in our study were male. Theaverage age is 34. The body region that benefited the most was determined as thorax.The thorax is one of the areas where the body is hit significantly in terms of anatomi-cal position and surface area. Therefore, the development and use of protective equip-ment for the thorax and the head during the hunting activities is thought to reduce thedeaths due to accidents.


Öz

Amaç: Tiroid bozukluklarının glukoz metabolizmasını etkilediği; insülin direncinin,bozulmuş glukoz toleransı, diyabet, dislipidemi, obezite, metabolik sendrom ve hiper-tansiyona neden olduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, tiroid bozukluklarının in-sülin direnci ile herhangi bir ilişkisinin olup olmadığını incelemek ve komplikasyonlargelişmeden önce aile hekimlerinin neler yapabileceğini araştırmaktır.

Yöntem: Bakırköy Dr. Sadi Konuk SUAM etik kurul onayı alınarak, 2015-2017 yıl-ları arasinda takipli, tiroid hastalığı ön tanılı ve kilo verememe yakınması ile başvuran2000 hasta retrospektif olarak tarandı, 301 hastanın kayıtları incelendi. Hastalar hipo-tiroid, hipertiroid, ötiroid olarak gruplandırıldı. Tiroid uyarıcı hormon (TSH), serbest trii-yodotironin(sT3), serbest tiroksin (sT4), insülin, açlık plazma glukozu (APG), hemog-lobin A1c (HbA1c), anti tiroglobulin antikoru (anti-TG), anti tiroid peroksidaz antiko-ru (anti-TPO) değerlendirildi. Hastaların Homeostasis Model Assesment-Insulin Resis-tance (HOMA-IR) değerleri hesaplandı.

Bulgular: Hastaların %87.7’si (264 hasta) kadın, %12.3’ü (37 hasta) ise erkekti. %4.,8’sihipotiroid, %19.6’sı hipertiroid, %34.6’sı ötiroid idi. Hipotiroidlerin %95.6’sı, hiperti-roidlerin %93.2’si tedavi almaktaydı. Hastaların %29.6’sında APG 100-126 mg/dl ara-sında, %49.6’sında HOMA-IR yüksek, %34.9’unda HbA1c %5.7-6.4 olarak saptandı.Hipotiroid grubun %48.6’sında, hipertiroid grubun %52.5’inde, ötirod grubun ise %48.1’in-de HOMA-IR yüksekti. Hasta gruplarının hiçbiriyle HOMA-IR arasında anlamlı ilişkive anlamlı fark saptanmadı. Hasta gruplarında anti-TG ve anti-TPO için ise anlamlı farksaptandı, anlamlı ilişki saptanmadı. HOMA-IR ile TSH arasında pozitif anlamlı ilişki,sT4 ile negatif anlamlı ilişki saptandı.

Sonuç: Tiroid bozukluklarında tedavi, insülin direncinin gelişmesini ve/veya T2DM,obezite, metabolik sendrom gibi hastalıklara ilerlemesini önleyebilir. Tiroid hastalığı olan-lar ötiroid halde tutulsalar bile, takiplerinde metabolik parametrelerin izlenmesi klinikaçıdan önemli olabilir.  Bu şekilde insülin direncinin ortak etiyolojik faktör olduğu vehalk sağlığı sorununa dönüşen tip2 diyabet, obezite, metabolik sendrom gibi patoloji-lerin önüne geçilebilir ve/veya seyri yavaşlatılabilir. 

 

Abstract

Aim: There are researches that the thyroid disorders ef-fect carbonhydrate metabolizm and the insulin resistance cau-ses impaired glucose tolerance, diabetes, dyslipidemia, obe-sity, metabolic syndrome and hypertension. The purpose ofthis study is; to investigate whether thyroid disorders are re-lated to insulin resistance and to investigate what familyphysicians may do before complications develop.

Methods: After the approval of the ethics committee,2000 patients (age 18-85 years) were evaluated retrospec-tively and 301 patients were included in the study. Accor-ding to the diagnosis the patients were grouped as hypothy-roid, hyperthyroid and euthyroid. TSH, fT3, fT4, insulin,FPG, HbA1c, anti-TG, anti-TPO were recorded. HOMA-IRs were calculated.

Results:Of the patients, 264 (87.7%) were female and37 (12.3%) were male. 45.8% of the patients were hypothy-roid, 19.6% were hyperthyroid and 34.6% were euthyroid.95.6% of hypothyroid ones and 93.2% of hyperthyroid oneswere receiving treatment. 29.6% of the patients’ FPG werebetween 100-126 mg/dl. HOMA-IR ≥ 2.5 in 49.6% of thepatients. In 34.9% of patients HBA1C was detected as bet-ween 5.7-6.4%. 48.6% of the hypothyroid group, 52.5% ofthe hyperthyroid group and 48.1% of the euthyroid grouphad HOMA-IR ≥ 2.5. There were no significant correlati-on and significant difference between insulin resistance andany of the hypothyroid, hyperthyroid and euthyroid patients.There was a significant difference for anti-TG and anti-TPOin the groups. There was a significant positive correlationbetween HOMA-IR and TSH, and a negative correlation bet-ween TSH and sT4.

Conclusion: Treatment of thyroid disorders may preventthe development of insulin resistance and / or progressionto diseases such as T2DM, obesity, metabolic syndrome. Mo-nitoring metabolic parameters in thyroid disorders’  follow-up may be clinically important. In this way, a common etio-logical factor such as insulin resistance and many public he-alth problems can be avoided, and / or the course can be slo-wed down.

Teşekkür: İstatistik analizler için Funda Sezgin’e teşekkür ediyoruz.


Öz

Vitamin B12 eksikliği  önemli komplikasyonlara yol açan ve yaygın karşılaşılan birsorundur. Vitamin B12 eksikliğinin görülme sıklığı %5’ten %40’ a kadar  değişmekte-dir. Bu çalışmanın amacı vitamin B12 eksikliği olan hastalarda vitamin B12 eksikliği-nin sıklığı, semptom, teşhis ve  yetişkinlerde, çocuklarda, gebelerde tedavi şekli, doz-ları ile  ilgili literatürü   gözden   geçirmektir. Klinik araştırma, inceleme  ve   yönerge-ler   kullanılarak    Pubmed/ Medline-Google  Akademik (Ocak 2000 - Ocak 2018)  veritabanlarında İngilizce ve  Türkçe dilinde arama yapıldı ve makaleler tespit edildi. Ça-lışmalarda kullanılan verileri seçen iki araştırmacı tarafından tüm bildiri ve bildiri  özet-leri gözden geçirildi. Bu çalışma da VB12 eksikliğinin yaşlılarda, gebelerde ve çocuk-larda erken teşhis ve tedavi edilmesi gerektiğini ve Vitamin B12 eksikliğinde oral vita-min B12 tedavisinin intramüsküler kadar etkin olduğunu teyit etmektedir.

Abstract

Vitamin B12 (VB12) deficiency is a common problem that leads to major compli-cations. The prevalence of vitamin B12 deficiency varies from 5% to 40%. The aim ofthis study is to monitor the frequency of VB12 deficiency, symptom, diagnosis, and li-terature on treatment, doses, and treatment in adults, children, and pregnant women inpatients with deficiency of vitamin B12. Pubmed / Medline-Google Academic (January2003 - January 2018) databases were searched in English and Turkish using clinical re-search, reviews and guidelines and articles were found. All papers and abstracts werereviewed by the two researchers who selected the data used in the studies. This studyconfirms that VB12 deficiency should be diagnosed and treated early in elderly, preg-nancy and children, and that oral cobalamin treatment of vitamin B12 deficiency is aseffective as intramuscular treatment.


Öz

Bir tıp yarışmasında olduğunuzu hayal edin… Yarışmacılara iki adet ipucu veriliyorve doğru tanıyı koymaları isteniyor. Size verilen ipuçları bunlar. Çoğumuzun aklına ge-len ilk tanı diyabetik nöropati oluyor değil mi?  Nöropati ve bu bulguları yapabilecekbirçok hastalık ve durum varken neden ilk diyabetik nöropatiyi düşünüyoruz? Bu der-lemede bu sorunun cevabı ile birlikte diyabetik nöropatinin tanımı, epidemiyolojisi, ta-nısı, tedavisi ve izlemi konularını özetlemeye çalıştım.

Abstract

Imaginethatyouare in a medicalcompetition... Theygivetwocluestothecompetitorsand-wantthemtofindtherightdiagnosis. Thesearethecluesgiventoyou. The first diagnosisthat comes out of your mind is diabetic neuropathy, right?Why do we consider the firstdiabetic neuropathy, when there are many diseases and conditions that can cause neu-ropathy and these findings?In this review, I tried to summarize the definition, epide-miology, diagnosis, treatment and follow-up of diabetic neuropathywith the answer tothis question.


Öz

Rabdomiyoliz, etiyolojisinde birçok neden olabilen ve tedavi edilmesi gereken önem-li bir durumdur. Özellikle majör travmalar sonrası gelişebileceği gibi, ufak bir intramus-küler enjection sonrasında da rabdomiyoliz gelişebilmektedir. Bu hastaların takip ve te-davileri sırasında veya hastaneye başvuru anında akut böbrek yetmezliğide görülebil-mektedir. Bu olguda acil servisde yan ağrıları nedeni ile renal kolik düşünülüp, intramus-küler (im) analjezik yapılan hastada 24 saat sonra gelişen rabdomiyolize bağlı akut böb-rek yetmezliği vakası sunulmuştur.

 Abstract

Rhabdomyolysis is an important condition that can cause a lot of etiology and sho-uld be treated. It can develop especially after major traumas, and rhabdomyolysis candevelop after a small intramuscular injection. These can be seen during follow-up andtreatment of patients or at the time of admission to the hospital in acute renal failure. Inthis case, renal colic is considered to be the cause of side pain in the emergency depart-ment, and intramuscular (im) analgesic is given to the case of acute renal failure due torhabdomyolysis which develops after 24 hours in the patient.


Öz

Multipl miyelom (MM) plazma hücrelerinin monoklonal çoğalması ve bu hücrelerinmonoklonal immünglobulin (M protein) sekresyonu ile giden bir neoplazidir. Multiple mye-lomadan öncelikle kemikte litik  lezyonlar, hiperkalsemi, sedimantasyon yüksekliği, hi-perglobulinemi gibi semptomlarla  şüphelenilir ve  klinik şüpheyle birlikte labaratuar vekemik iliği incelemesi  ile tanı konulur. Bu olguda yaygın kemik ağrısı, oral alım bozuk-luğu ve hiperkalsemisi olan 77 yaşında bayan hasta destek tedavisi ve tanı konulması ama-cıyla palyatif bakım servisimizde takip edilmek üzere polikliniğimize yönlendirilmişti. Cid-di hiperkalsemisi olan hasta servisimize yatırıldı. Hastanın yatışı sırasında multiple me-yeloma teşhisi konuldu ve hiperkalsemiye bağlı pankreatit gelişti. Bu vaka ile palyatif ba-kım servislerinde destek tedavinin yanı sıra tanıya yönelik incelemerin de yapıldığını pri-mer tanıların da palyatif servisinde koyulabildiği vurgulanmaya çalışılmıştır.

Abstract

Multiple myeloma (MM) is a neoplasm with monoclonal proliferation of plasma cellsand secretion of monoclonal immunoglobulin (M protein) from this cells. Multiple mye-loma is suspected primarily by symptoms such as lytic lesions in bone, hypercalcemia, ele-vated sedimentation, hyperglobulinemia and diagnosis is made by laboratory and bone mar-row examination with clinical suspicion. In this case a 77-year-old female patient with ge-neralized bone pain, oral feeding impairment and hypercalcemia was referred to our polyc-linic for palliative care in order to provide supportive care and diagnosis. The patient withsevere hypercalcemia was admitted to our service. The patient was diagnosed with mul-tiple myelome and  during his admission hypercalcemia-induced pancreatitis has induced.In this case, it was emphasized that as well as supportive treatment in palliative care ser-vices, diagnostic examinations  were performed in the palliative services.


Öz

Metabolik sendrom (MetS) diyabet ve kardiyovasküler hastalık gelişim riskini art-tıran, birden fazla risk faktörünün bir arada bulunduğu bir durumdur. Dünya genelindeneredeyse her dört yetişkin bireyden birinde MetS bulunmaktadır. MetS yaygın olarakgörünmesine rağmen tanı koyulmasında göz ardı edilmektedir. Bu yüzden MetS kriter-lerinden herhangi birini taşıyan hastalar mutlaka metabolik sendrom penceresinden de-ğerlendirilmelidirler. Bu çalışmada aile hekimliği polikliniğine başvuran bir hasta üze-rinden birinci basamakta metabolik sendrom yönetiminin tartışılması amaçlanmıştır.

Abstract

Metabolic syndrome (MetS) is a condition where multiple risk factors coexist, increa-se the risk of developing diabetes and cardiovascular disease. Almost one in four adultshave MetS worldwide. Although MetS is commonly seen, it is overlooked in the diag-nosis. Therefore, patients carrying any of the MetS criteria should be evaluated in termsof metabolic syndrome. The aim of this study was to discuss the management of meta-bolic syndrome in a primary care setting via a patient admitted to the family medicineoutpatient clinic.

Kitaplarımız

Diyet & Dermatolojik Hastalıklar

Selen Yayıncılık

80,00
İncele

30 Soruda Grip

Selen Yayıncılık

100,00
İncele

ÇOCUKLARDA ENFEKSİYON HASTALIKLARI

Selen Yayıncılık

250,00
İncele

Yetişkin ve Çocuklarda Probiyotikler

Selen Yayıncılık

60,00
İncele

Pediatri Uzmanı Nasıl Olurum

Selen Yayıncılık

120,00
İncele
Hepsini Gör

ONLİNE DESTEK

0212 419 02 29 no'lu telefonu
arayarak bize ulaşabilirsiniz.

FAX

0212 476 51 95 no'lu telefona Fax gönderebilirsiniz.

E-POSTA DESTEK

info@kliniktipdergisi.com adresimiden bize ulaşabilirsiniz.

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

3D Secure, Akbank Sanal Pos ile sitemizden güvenli alışveriş yapabilirsiniz.